Yalnızlık Nasıl Yazılır?

 

“Eksik bir şey mi var hayatımda?
Gözlerim neden sık sık dalıyor?
Eksik bir şey mi var hayatımda?
Gökyüzü bazen ciğerime doluyor.”

 

Koşa koşa gitmek istediklerimize ulaşamadığımız nice zaman olmuştur. Eksikliklerini hissetmek değil de, daha çok varlığımızı yarım hissetmişizdir. Yalnızlık kavramına yeni anlamlar yüklemiş ya da yalnızlığı daha bir benimsemişizdir. Yalnızlık…

Yalnızca, yalnızlar anlar yalnızın halinden sanılır ama herkesin yalnızlığı yalnız kendisiyle sınırlıdır. Şöyle ki; yalnızlık sayfasını açtığınızda karşınıza bir sürü satır çıkar. Aynı sayfada ama ayrı cümleler ihtiva eden satırlar… Hepsi ayrı bir hikâyeye sahip ayrı kalemlerle işlenmiş satırlar… Cümlesi satıra sığsın diye kimi zaman küçük puntolarla yazılmış cümlelerin olduğu satırlar…

Benim de öyle sayfalarım var, belki de bir kitap haline gelebilecek kadar çok sayfam var. Bu sayfalarda satırlara yazarken bir önceki satırla bağlantılı cümleler kurma alışkanlığım yok. Dediğim gibi her satırın hikâyesi farklı olmalı. Kimilerinde o kadar çok karakter geçiyor ki, sığsın diye küçük puntolarla kelimelerin arasına boşluk bırakmadan yazıyorum. Kimi satırlarda ise o kadar çok karaktersiz var ki tek kelime bile yetiyor anlatmaya nasıl yalnız kaldığımı. Hangisi güzel bilemiyorum, o kadar çok karakter arasında bile yalnız kalabilmek mi, yoksa o kadar karaktersizin içinde yalnız olmak mı?

Ama şunu öğrendim bu kadar yalnızlık içinde: “Bir dinleyenin olacak!”

Bazen kağıtlarla, bazen çayın rengiyle dertleşiyorum, bazen de akşamları süt verdiğim sokak kedisi Cengiz ve Cengiz’in manitası Sarı ile. Onların süt ve peynirden ibaret olan çilingir masasında dertlerimi anlatıyorum.

Ah be Cengiz, bazen öyle yalnız kalıyorum ki satır arası boşlukları bile sıfıra indirip öyle yazıyorum sayfalara. Bazen öyle yalnız kalıyorum ki sırf seninle konuşabilmek için süt almaya bakkala gidiyorum gecenin bir yarısı. Bazen öyle bir an geliyor ki kalabalığın içinde kafamı kuma gömüyorum da o kalabalığın içinde bile yalnız kalmayı başarabiliyorum. Sen anlamazsın Cengiz, sen anlamazsın. Dinlersin anca ama nereden bileceksin ki, 9 canınla sağ salim oturuyorsun ben tek canımla baş başa kalmışken. Sen anlamazsın Cengiz, sütünü iç hadi.

Karşı apartmandan bir şarkı çalıyor;

“Yani, olmuyor olmuyor istesem de
Kimse gelmiyor beklesem de.”

Kendi satırlarınızı yazarken sakın unutmayın, her satırın hikâyesi ayrı olmalı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s