Caz Dosyası 1 – Elif Çağlar

Selamlar sevgili okur, Yıllardır ciddi bir cazsever olduğum için Türkiye bünyesindeki müzisyenleri konu alacak bir caz dosyası oluşturmaya karar verdim. Ve bu yazı dizisinin ilk yazısı ise layığıyla Elif Çağlar hakkında olacak. (Yazıya eşlik etmek üzere buraya hemen en tatlı şarkılarından birini bırakıyorum) Türkiye’nin en tatlı, en yetenekli caz vokallerinden biri Elif Çağlar. Caz müzik sevgimin de temel yapıtaşlarından olduğunu söylemeliyim. “Türkiye’de de hakkıyla caz … Okumaya devam et Caz Dosyası 1 – Elif Çağlar

“Mercimek Ayıklamayı Seçen” İşçi ve Emekçiler İçin Bir Yazı

“İnsanlar senin kim olduğunu düşünürse düşünsün, senin için ne derlerse desinler, sen her kimsen; o’sun!” Merhaba sevgili okur, güzel bir alıntı ile başlamak istedim, bol bol alıntı bulacaksın bu yazıda. Ve tabii ki, 1 Mayıs kutlu olsun!  Bahar, tüm canlıları olduğu gibi biz insanları da fizyolojik bir uyanışa geçirmiş olacak, serotonin, dopamin kış uykusundan uyandırdı, içimiz karantinanın tüm kasvetine rağmen neşe ile kaplı, iyi ki … Okumaya devam et “Mercimek Ayıklamayı Seçen” İşçi ve Emekçiler İçin Bir Yazı

Kişisel Gelişime Bakış

Kişisel gelişim denilince aklımıza genelde günümüzde oluşturulan ifade gelir. Nedir bu ifade? Yani ne olursa olsun ‘Sen çok güçlüsün, başına birçok şey gelmiş olabilir ama bunları bir kenara bırak hayatını yaşa.’ gibi sözler çok çıkar oldu karşımıza. İlk başta bu sözler bize iyi geliyor gibi olabilir. Ama kendimizi hala çok güçlü ya da aşırı iyi hissetmediğimizde kötü hissetmeye başlıyoruz. Hatta çoğumuz kişisel gelişimin psikolojiyle bağlantısı … Okumaya devam et Kişisel Gelişime Bakış

Ağrıyı Yakalamak

Sizce sırt ağrısının sebebi duruş bozukluğu mudur? Tatlı tatlı süzülerek pencerenin aralığından sıcak vücuda çarpıveren esinti midir? Ters bir hareket yapmak, kanepede uyuyakalmak? Bir pembe terlikli ayaklarıma bakıyorum bir ocağın üstündeki çaydanlığa, bir de bunları düşünüyorum işte. Önce kürek kemiklerimi olabildiğince yaklaştırıyorum, bir aşağı bir yukarı oynatıyorum kaslarımı. Ağrı tutulabilecek olsa bir ucundan yakalardım, eminim. Bir elime süngeri bir elime demliği alıyorum. Önce dışını, sonra … Okumaya devam et Ağrıyı Yakalamak

Yaşayanların Dünyasından Ölülerin Dünyasına Bir Yolculuk

Yaşayanların dünyasından ölülerin dünyasına bir yolculuk yapsak ne dersiniz? Netflix’de tarih içeriği gördüğüm an izlerim. Çok sık görmüyoruz nasıl olsa. Bir gün “Sakkara’nın Sırları” isimli belgesel ile karşılaştım ve olaylar gelişmeye başladı… majesticegypttravel.com Mısır medeniyeti, uzun yıllardır gitmek istediğim birçok yer içeriyor. Böyle konuşunca aklınıza sadece piramitler gelmesin. Devasa antik kentler, toplu mezar kompleksleri, antik tarım alanları ve tabi ki herkesin hayranlıkla baktığı piramitler. Giden … Okumaya devam et Yaşayanların Dünyasından Ölülerin Dünyasına Bir Yolculuk

Boş Vermişim Dünyaya

Temmuz, ağustos, eylül, her mevsimde durma gül, hayat inan çok kısa, belki çıkmayız yaza. Şarkıyı bilenler baharı kucaklar gibi okumuştur sözlerini. Ben de yazıya başlarken öyle bir hisle başladım. Güneşin ısıtırken rüzgarın tatlı tatlı okşadığı günlerdeyiz. Ve en sevdiğim mevsim geldi; bahar. ️Kışın o gri, hoyrat günlerini geride bırakıp kombiyi kapatıp, balkon kapılarını açabilmenin saadetini yaşıyorum. Bu hislerimi bahar insanları çok çok iyi anlayacaktır. Bahar … Okumaya devam et Boş Vermişim Dünyaya

İnadına

Merhaba sevgili okur, derginin bu sayısında herkesin sürekli maruz kaldığı ve sanıyorum az buçuk rahatsız olmaya başladığı bir ifadeden bahsedeceğim: İnadına. İnadına yaşa, inadına gülümse, inadına mutlu ol, inadına başar, inadına yap… Çokça türevini duyuyoruz her türlü sosyal mecradan. Önceleri reklamlarda, pazarlama politikaları aracı olarak kullanılan bu kelime, şuan herkesin diline pelesenk olmuş durumda. Bir gün bir arkadaş meclisinde, dertlendiğin sıra arkadaşının ağzından çıkıveriyor; “Onlara … Okumaya devam et İnadına

Adeta Bir Mühendislik Harikası

Pandemi koşullarında yeni yeni merak saldığım bir şey oldu balık tutmak. Ege bölgesinde inzivaya çekiliğim zamanlarda Aydın ili sınırlarındaki Menderes nehrine gidip balık tutmak en sık yaptığım şeyler arasındaydı. Her balığa gidişimde de yanı başından geçtiğim bir antik kent vardı. İzmir tarafından Bodrum yoluna doğru girdiğinizde eski Didim yolundan giderseniz, o köylerin içinden geçen bakımsız yol sizi Priene’ye çıkaracak. Doğanbey ve Güllübahçe köylerinin hemen arkasındaki … Okumaya devam et Adeta Bir Mühendislik Harikası

Pazar ve Kek

Gözümü ekrandan ayırıp karşıdaki pencereye bakıyorum, güneş batıyor. İçimi o tanıdıkhuzursuzluk yokluyor. Kollarımı kaldırıp kavuşturuyorum, esnetiyorum kendimi sağa sola amane çare. Devam edemeyeceğim, anladım. Ekranı, kapat komutu olmadan indiriveriyorum.Kabullenişimi de alıp mutfağa yöneliyorum. İki yumurtayı kırıp göz kararı şeker ekliyorum. Kakao yokmuş evde, olsun, gelir. Minik birtencereye biraz süt, bir kaşık tereyağı, tereyağı eriyince de bolca çikolata… Kapıya yürürkeniçeri sesleniyorum: “Bir animasyon film bul olur … Okumaya devam et Pazar ve Kek

Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Yalnızken mutlu olan insanlara dikkat edin. Onlar iyi insanlardır. Kendi kendine kaldığında vicdanı rahat olanlardır. Kendi kendine iyi gelen ve daha da önemli yetebilen… İlgi düşkünü değillerdir, başkalarının ilgisine muhtaç da… İstediklerini yaptırmak için kimsenin ayağının altını öpmezler, şekilden şekle girmezler. Omurgalıdırlar yani, hem de semsert ve dimdik. Dürüsttürler, çünkü kendilerinden hiçbir şey saklayamayacaklarını en iyi onlar bilir. Kafalarını kuma gönüp sorumluluklarından kaçmazlar, kaçtıklarının daha … Okumaya devam et Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Sadece Onu Sevenlere “Gizli Kalmış” : Pinhâni Hakkında Konuşalım

Nisan yazımda biraz Pinhâni hakkında konuşlaım istiyorum. Çok mutluyken de, üzgünken de hep onları dinlediğimi fark ettiğim şu günlerde, Türk alternatif Rock müzik dünyasının sarsılmaz gruplarından birisine, Pinhâni’ye yakından bakalım, onları yakından tanıyalım. Eski şarkılarını bugün bile yıllar geçmesine rağmen ansızın bir sabah dilime dolanmış buluyorum kendimi. İşte ben buna “Pinhâni etkisi” diyorum.  Yıllardır dinlemekten vazgeçemediğimiz, yerini hiçbir müzik grubu ile dolduramadığımız bir grup Pinhâni … Okumaya devam et Sadece Onu Sevenlere “Gizli Kalmış” : Pinhâni Hakkında Konuşalım

“Hadi Burak akşam oldu, eve gel”

Belki de o sütunların arasında top, saklambaç oynarken nereden bilebilirdim günün birinde Apollon Tapınağı ile ilgili bir yazı yazacağımı. Ege’nin deniz kenarı, sakin bir kasabasında büyümenin böylesine avantajlar sunabileceğini nasıl bilebilirdim ki? Evet, çocukken içinde oyunlar oynadığım, koşturup oynarken annemin “Hadi Burak akşam oldu, eve gel” seslerini duyduğum yere gidiyoruz bu yazımda. Didim’deki Apollon Tapınağı. Miletos’u anlattıktan hemen sonra, oraya çok yakın hatta bir kutsal … Okumaya devam et “Hadi Burak akşam oldu, eve gel”

Maviye Teşekkür

Biraz renklerden bahsedelim, haydi. Önceliği maviye verelim ve mavinin tonuna karar kılalım başlamadan. Göğün mavisini seçelim, lütfen. Hani o emektar mavi, çalıştığım odanın penceresinden bana gülümseyen, yaşadığımı ve umudu hatırlatmak üzere orada olan. Kavuşmak üzere yollara düştüğümde, rayların üzerinde, güneşin altında ipekten bir fon perde gibi serili olan mavi. Köpük gibi beyaz kayaların üzerinde hiç derdimiz yok gibi gülüşürken arkadaşımla, yürürken çıplak ayak, sanki yolun … Okumaya devam et Maviye Teşekkür

Çiçeklerin ve Füsun’un Şair Annesi: Didem Madak

Daha önce de bir yazıma Didem Madak dizeleri ile başlayıp, yine onun dizeleriyle bitirmiştim. (Bkz. https://dilemmadergi.com/2020/08/01/golgesine-razi-bir-feslegen-olmak/) Adını sürekli anamasam da dizelerini her zaman alıntılamasam da satırlarıma her zaman etki ettiğini biliyorum. Bu sebeple Didem Madakla ilgili yazmak istiyorum bu sefer. En sevdiklerimden, en sevdiklerimizden ve hep seveceklerimizden… Çiçek kokulu dizeleriyle, baştan sona her satırını sevdiğim bir kadın. Yazdığı tüm bu dizelere sadece şiir nazarında bakmak … Okumaya devam et Çiçeklerin ve Füsun’un Şair Annesi: Didem Madak

Gri Sabahlar

Gözümü açıyorum, sol elimi neredeyse reflekse dönmüş hareketlerle, yastık tarafından dağıtılmış kıvırcık saçlara sahip başa koyuyorum. “Uyanma zamanı…” Elimde, sadece birini gerçekten seven insanların anlayabileceği o tatlı sıcaklık kalıyor. Bu sıcaklık güzel. Yattığım yerden güne bakıyorum, normal zamanda pencereden alabildiğine gökyüzü görünür fakat bugün elimdeki gökyüzü şöyle; şimdiye dek aldığım tüm tozlar göğe saçılmış ve her nedense yere süzülmüyorlar. Gri yani, ne ötesi var ne … Okumaya devam et Gri Sabahlar

Bahar, Ev ve Kedi

Bahar güzel… Bahar neden güzel? Benim için, mesaiden koşar adım çıktığımda, akşamın taşıdığı “gün bitiverdi huzursuzluğu” içimi sarmıyor diye her halde.  Zaten yokuşu inip Eskişehir Yolu’nu da atladım mı Emek’teyim. Sonrası kolay, Dördüncü Cadde’den hangi sokağa girsem karşıma ağaçlar çıkar. Ağaçlar ve ağaçların gür yeşil saçları…  Marketten sonra sola doğru kıvrılıyorum, evet bahsi geçen ağaçlar buradalar, okulları geçiyorum, mahallenin köpeklerini de, yurdu da… Emek’in yaşlı … Okumaya devam et Bahar, Ev ve Kedi

Podcast İncelemeleri 2 – Altefdört Podcast

Bu yazıyı okuyan sayın takipçilerimiz bilmeli ki, Türkiye’de en çok Podcast dinleyen insanlardan biriyimdir muhtemelen. Yaklaşık 2016 yılından beri toplu taşımada, araç kullanırken, çalışırken, uyurken sürekli Podcast dinlerim. “Normal” insanların müzik dinlediği anlarda bana hep Podcast eşlik etmiştir. Bu yüzdendir ki sizlere de bir nebze olsun Podcast dinleme sevgisi aşılayabilmek bu satırların amacı. Altefdört Podcast ’den bahsedeceğim sizlere. Altefdört Podcast 26 farklı program ve aktif … Okumaya devam et Podcast İncelemeleri 2 – Altefdört Podcast

Ölümsüz Kitaplar Müzesi – Kütüphane

Arapça kütüb ve Farsça hane kelimelerinin birleşmesinden oluşan bir sözcüktür kütüphane. Kütüb kitaplar demekmiş, hâfz-ı kütüb kütüphane memuru, dâr-ül kütüb okuma salonu… Hane ise malum hala kullanılan bir kelime; ev. Türk Dil Kurumu’na göre kütüphane namı diğer kitaplık. Günümüzde kütüphane sadece kitaplar için değil her türlü sanat eserinden oluşan arşivleri ifade etmek için kullanılıyor. Ama tabi kütüphane adını taşıyan kurumların hemen hepsi basılı eserlerden oluşan … Okumaya devam et Ölümsüz Kitaplar Müzesi – Kütüphane

Çiçek Açan Badem Ağacı

Çiçekli ağaçlar, Van Gogh’a özeldi, uyanışı ve umudu temsil ediyorlardı. Onları estetik olarak severdi ve çiçekli ağaçları boyamaktan zevk alırdı. Bu tarzda resmettiği en ünlü eseri ise ‘Çiçek Açan Badem Ağacı’ diyebiliriz. Badem ağaçları, baharın ilk zamanlarında çiçek açarlar, yani baharın habercileridirler. Baharın gelişini ise; yeni bir hayata başlama ve yenilikler getirme olarak da anlamlandırılabiliriz. (Badem Ağacı Dalları-Vincent Van Gogh/1890) Bu resim, Vincent’ın yeni doğan … Okumaya devam et Çiçek Açan Badem Ağacı