“Bin tane iste..!”

Tarifi zor, yazması ise imkansız duygular vardır hayatta. Üzerinde düşünmeyerek söylenilip geçilen kelimelerdir bazısı, çoğu zaman duygu olduğunun bile farkında olunmazlar.

Mesela “anne” bunlardan biridir. Öyle güzel bir kelime, nasıl yalnızca insanı kastetmek için kullanılır ki? Yoğun bir duygudur “anne”, söyleyince bile içinizin kekelediğini hissedersiniz. “Çocukluk” belki yaşanılan ilk ve en tatlı duygudur. Ve elbette en saf. Bir başkası  da “ölüm”. Hayatın sonlanmasını ifade etmez sadece. Duyduğunuzda ya da telaffuz ettiğinizde midenizin üzerine kocaman bir yumru oturur sanki. Kimi için bekleyiş, bazısı için korku, hatta hüzün, belki özlem içerir. Tanımlamak öyle zordur ki.

Bir diğeri ise “dostluk”tur. Dostluk, kocaman bir duygudur. İçinizden bir parçayı, başka bir kimsenin içindekine düğümlemişler gibi. Bir başkasına en mahremini açmışsın gibi. “Gözümüzün dilinden anlar, elimizin sırrını bilirsin.” diyor Nazım Hikmet, dostluk için. Ve devam ediyor: “O gider, bu gider, şu gider; dostluk, sen yanı başımızda kalırsın.”

Hiç yatılı okulda okudunuz mu bilmiyorum. Nazım’ın bu dizeleri, sanki lise-üniversite yıllarını yatılı okumamış kişilere daha az şey ifade edecekmiş gibi geliyor. Öyle bir kenetlenir ki insanlar orada birbirine… Dönüp baktığınızda, bazen bu kenetlenmenin sadece işlemekte olan sisteme baş kaldırıdan bir farkı yok zannedersiniz. Öyle değildir işin iç yüzü. Yağ moleküllerinin su içerisine konulduğunda suyu seven yüzlerini dışarı çıkarıp, sudan kaçan kısımlarını ortaya alarak koca bir küre oluşturmaları gibidir bu kenetlenmeler. Evet belki suya karşı direniyorlar hep birlikte; ama birinin yokluğu bile sarsar bütünü. Onlar birlikte güçlüdürler.

Yatılı okul demişken, eğer daha da eski yılları düşünecek olursak… Yani çocukluk çağlarını. O zaman kurulan dostluklar bir başkadır. Çünkü çocukluğun doğasındadır bu. Çocuğunkilerdir en samimi olan duygular, hisler, ifade kabiliyeti, bakışlar… Ne herhangi bir hissi çocukluğundaki kadar net, berrak yaşayan biri vardır; ne de “lütfen”e “nüffen”, “mavi”ye “vavi”, “mutfak”a “yuftak”  diyen bir ufaklığın samimiyetinin gülümsetmediği kimse. Çünkü çocukluk temizliktir, içtenliktir. Zamanın dokunmamışlığının verdiği tazeliktir.

Zaman mıdır insanı farklılaşmaya iten, yoksa büyümüşlük algısıyla mı o saflığımızdan sıyrılırız bilemiyorum. Ama hayatımız, falı için alınıp çiğnenen sakızların heyecanından; çiğnedikten sonra falını okumaya tenezzül bile etmeyip dışındaki kağıdı atıverdiğimiz bıkkınlıklara döner bir süre sonra. Yavanlaşır, sinsileşir, şeffaflığını yitirir. Bir şarkıyı ilk defa dinlerkenki sözlerini yakalayıp müziğin keyfine varma arzusundan; duyulan melodilerin verdiği sıradanlık hissi ve mırıldanma zorunluluğuna dönüşür. Bir şeyleri biliyor olmanın farkındalığı, yenilerini öğrenmenin heyecanını geride bırakır.

Böyle samimi yaşlarda kurulan dostluklar elbette ki çok farklı olacaktır. Yeri geldiğinde paylaşmak da, fedakarlık da had safhada yaşanacak; ilerleyen yaşlarda belirecek olan “bir adım ötesini düşünme korkusu” henüz baş göstermediği için, yaşından beklenmeyecek muazzamlıkta bir cesaret söz konusu olacaktır.

Ne var ki yeryüzündeki tüm duygular zıtlarıyla birlikte var edilmiştir. Nasıl ki gündüzü idrak edebilmek için gecenin varlığı gerekliyse, bazı duyguların yüceliğini anlamak için de zıtları gereklidir. Sadece bir kısmını yazmaya fırsat bulduğum “dostluk”un  zıttı ise “ihanet” olsa gerek. İhanet dönüp dolaşıp yine çıktığı yere dönecektir. Nasıl ki Hz.İsa’ya ihanet eden Yahuda, Romalılar tarafından İsa zannedilerek asıldıysa..  Ancak, ihanet edilen insanın içinde açılan yara baki kalıyor ne yazık ki.

Afgan bir yazar olan Khaled Hosseini(Halit Hüseyni)’nin ilk romanı ve aynı zamanda bir Afgan tarafından İngilizce olarak yazılan ilk roman olan “Uçurtma Avcısı” isimli kitapta da bu konu üzerinde duruluyor. Kabil’in Vezir Ekber Han bölgesinde geçen romanda, Afganistan’da krallığın çöküşü ve Sovyet işgalinin getirdikleri ele alınmış. Bu olanlar üzerine Afgan halkın büyük çoğunluğu Pakistan ve Amerika’ya göç ediyor. Zamanın şartlarının etkileyici bir dille ele alınmış olmasının yanı sıra, bana göre kitabın en vurucu kısmı bahsedilen iki küçük çocuğun hikayesi.

Birbirinin çocukluk arkadaşı ve süt kardeşi olan iki çocuğun arasındaki samimi bağ, daha ilk sayfalardan etkiliyor okuyanları. Bunlardan birisi baş karakter olan Emir, diğeri ise onun hizmetkarının oğlu ve aynı zamanda çocukluk arkadaşı Hasan. Hasan’ın içindeki dostluk, uçsuz bucaksız bir umman gibidir adeta. Emir ise bir hayli varlıklı olan babasının ilgisine muhtaç, “bir adım ötesini düşünme korkusu”na erkenden yakalanmış bir çocuk. Kitapta genel olarak işlenen konu, Emir’in kendi menfaatini çok fazla önemseyerek Hasan’a ihanet etmesidir. Hasan, yalnızca ona olan bağlılığı nedeniyle Emir’i ele vermez. Yıllar, Emir’e Hasan’ın sadakatini unutturamaz. Pişmanlığı gittikçe büyür..

Şunu biliyorum ki değil satırlarca, kitaplarca bile anlatsam; “Uçurtma Avcısı”nda  Hasan’ın söylediği bir cümle kadar iyi ifade edemeyeceğim dostluğu. Bu yüzden yazımı, onun cümlesiyle noktalamak istedim:

 

                “   “Şimdi o mavi uçurtmayı senin için yakalayacağım.” Elindeki makarayı attı, koşmaya başladı; yeşil çapanının ucu arkası sıra, karda sürükleniyordu.

                Seslendim: “Hasan! Getir onu!”

                Sokağın köşesini dönmek üzereydi; lastik botları yerden kar öbekleri kaldırıyordu. Durdu, döndü.Ellerini ağzının iki yanına götürdü. “Bin tane iste, senin için yakalayayım!” dedi. Sonra o bildik Hasan gülümsemesiyle gülümsedi, köşeyi dönüp gözden yitti.   ”

“Bin tane iste..!”” üzerine 2 yorum

  1. Bu ifade bana gerçekten lise hayatımızı hatırlattı 🙂 Hep düşündüğüm bir şeydi, bu cümleler en iyi ifadesi olmuş 🙂
    “Yağ moleküllerinin su içerisine konulduğunda suyu seven yüzlerini dışarı çıkarıp, sudan kaçan kısımlarını ortaya alarak koca bir küre oluşturmaları gibidir bu kenetlenmeler.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s