Yurt Dışında Türk Olmak

Tarih, 22 Şubat 2012; yer KAIST Üniversitesi, Kore. KAIST One adlı bir komütenin desteklediği, bir Tacikistan tanıtım gecesi. Gecenin bir yerinde, üç Tacik arkadaş yöresel dans gösterisi yapıyor, kültür tanıtım amacıyla. Ve o üç arkadaşın şu ortak özelliği dikkatimi çekiyor: hepsi de Türkçe konuşuyor. Şimdi burada, hemen akla gelebilecek şu yanlış bilgiyi engellemekte fayda var. Tacikler, köken olarak Pers’tirler. İranlılarla aynı soydandırlar. Yani aslında sanıldığı gibi, Özbeklerin, Kazakların aksine, Taciklerle aynı soydan gelmeyiz. Dilleri Farsça’dan türer. Yani, bizim için  Farsça öğrenmek nasılsa, onlar için de Türkçe öğrenmek öyle. Irkları olan Tociki kelimesi, “Türk olmayan” manasına gelse de, bu insanlar Türkçe konuşuyor, aynı dersleri dolayısı ile konuştukları İngilizce ile aynı akıcılıkta.

Bundan bir gün sonra, siyahi bir arkadaşla tanışıyorum. Nerelisin, diye soruyor, Türk’üm diyorum. Bana “Merhaba, nasılsın?” diyor, Türkçe. Şaşkınlıkla soruyorum: “Siz nerelisiniz?”, “Ganalıyım” diyor. Ben de ona, tanıştığım ve Türkçe bilen ilk Ganalının o olmadığını, başka bir arkadaşla daha tanışmış olduğumu söylüyorum. Boğaziçi’nde 5 sene okuyup buraya gelmiş, çok rahat Türkçe konuşan bu bahsettiğim arkadaşın, bu yeni tanıştığım arkadaşa iki kelime Türkçe öğrettiğini öğreniyorum.

O günün akşamı, bir Türk arkadaşımla kampüsteki kafeteryada yemek yiyoruz. Bir Koreli arkadaşım yanıma geliyor, aynen şu cümleyi kuruyor, Türkçe: “Ya baksana, Daejeon’da (şehrin ismi) hiç Türk kebapçı var mı? Arkadaşlarım merak ediyor da, götürmek istiyorum onları.” Üzülerek cevap veriyorum: “Valla, olsa biz de oraya gideceğiz de, maalesef. Hepsi Seul’de.”

Bu bahsettiğim insanların hepsi, bir şekilde yolu en azından İstanbul’a düşmüş insanlar. Türkiye’de 1 haftadan 1 yıla kadar, az ya da çok kalmış, Türkiye’yi görmüş, sevmiş, dolayısı ile dilini öğrenmişler. Sayıları da hiç öyle azımsanacak kadar az değil. Bir İranlı arkadaşımdan aktarıyorum: “Şu KAIST’te İngilizce ve (tabii ki) Korece’den sonra en  çok kullanılan iki dil: Rusça ve Türkçe. Ve ikisini de öğrenme imkanım olmuştu zamanında, ama öğrenmemiştim, şimdi keşke en azından birini öğrenseymişim diyorum.”

Bundan yaklaşık bir ay önce, Türkiye’de lise okuyan bir Koreli arkadaşım bana baklava getirmişti, bunu internette paylaştım, isteyen gelsin bitmeden diye, talebi karşılayamamıştık.

Bütün bu anlattıklarımda şu noktaya işaret etmek istiyorum: Belki vatanımızın sınırları içindeyken “Türk’ün zaten Türk’ten başka dostu yok”, “Türk’ü Türk’ten başka seven yok” diye düşünen vatandaşlar, aslında çok büyük bir yanılgı içindeler. Dünya’nın birçok yerinde insanlar Türkiye’den bahsediyor. Türkiye’ye geliyorlar, geziyorlar, seviyorlar, geri dönüp anlatıyorlar. Benim bile hala fırsat bulup gidemediğim yerlere gitmiş arkadaşlarım, bana kendi vatanımın ne kadar güzel olduğunu anlatıyor, fırsat bulursa tekrar gideceğini söylüyor. Singapur’da öğrenim görmüş bir arkadaş, o zamanlar yurt dışına gezi düzenlenecekken, Türkiye’nin gidilmek istenen yerlerde ilk sıraları aldığını söylüyor. Aslında, bu örneklerimi fark etmişsinizdir, hep Asya ağırlıklı veriyorum, çünkü şu an yaşayıp gördüğüm yer burası. Ama buraya Türk olarak gelmek, gerçekten ayrıcalık. Bunu hissediyorsunuz. İnsanlar hissettiriyor. Adam 45-50 yaşına gelmiş, hayatında Kore sınırları dışına çıkmamış taksi şoförü de olsa, Üsküdar’a gideriken şarkısını duyduğunda reaksiyon gösteriyor, bu şarkının tanıdık geldiğini, zamanında savaşa gelen Türk’lerin, babalarına dedelerine böyle miraslar bırakıp gittiğini söylüyor. “Türkiye”, diyor “Brother country”. O savaşa sadece Türkiye değil, dünyanın her bir ucundan, 19 millet geliyor, ama bizim Türkiye’miz “Brother country” oluyor. Yani, hala Türkiye’miz için yalnız olduğunu düşünenler varsa, biraz Asya’yı dolaşmalarını, oradaki Türk dostluğunu, sempatisini hissetmelerini tavsiye ediyorum.

Ayrıca, “Bu ülkede yaşanmaz” diyenler, eğer razıysanız, sizinle yer değiştirmek isteyen çok arkadaş tanıyorum. Bu dönemin sonunda mezun olacak bir arkadaşım, Türkiye’deki üniversitelere master için başvurmayı düşünüyor. Henüz Türkiye’ye gitmemiş başka arkadaşlarım var, en azından bir gidip görmek istiyoruz diyorlar. Belki siyasi ya da ekonomik çok problemlerimiz olabilir, ama hangi ülkenin yok ki? Ve bu problemleri aşmak, bize düşüyor. Ama, bizim vatanımız, bizim insanımız, öyle kolay bulunabilecek bir şey değil. İşte bu, her ülkede yok. Eğer bir dil, konuşulma oranı olarak, Komünist Rusya’nın diliyle, hem de mesafe olarak daha uzak  bir yerde; sıcaklığı, samimiyeti, ülkesine duyulan sevgi ve saygıyla yarışabiliyorsa, bence Türkiye’mi yaşanmaz gören herkesin, olaylara bakış açılarını biraz genişletmeye ihtiyacı var, derim ben.

Zamanında denilegeldiği gibi: Hayırlı günler Türkiyem, her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s