Geceyle İki Lafın Belini Kırmak

Geceyi gündüzden hep daha çok sevmişimdir ben. Gece yolculukları, gece yürüyüşleri, gece yemekleri, bilhassa muhabbetleri… Daha samimi, daha katıksız, riyakârlıktan uzak, belki biraz da yorgun ama hep daha yoğun… Hele ki geceyi evde geçiriyorsan, bir de tek başınaysan hiçbir şeye değişilmez o anlar… Tüm duygular peşisıra ziyaret eder seni. Varlığını fark etmek, şükretmek, kendini hesaba çekmek, sevdiğini ölürcesine özlemek… Zaten kelimenin tam anlamıyla, gerçek anlamıyla; hissetmek demektir gece, ‘hissetmek’…

Anneye benzer bir yanıyla gece. Sen sığınıp uzanmak isteyince derinliğinde, sorgulamadan kucaklayıp sarmalar seni. Zaten insan olsaymış kadın olurmuş gece bir defa, onca güzelliğiyle birlikte bütün şerleri de içinde barındırdığından ötürü. Sır tutmasını iyi bilirmiş, düşüncesizce fısıldanılıveren itirafları kimselere söylemezmiş mesela. Yorgunsa eğer, biraz suskun olurmuş belki ama keyfi bir yerindeyse güzel de türkü tuttururmuş rüzgârın uğultusunda…

Kim bilir hangi şiirler yazıldı uzun gecelerde, loş ışıkta masa başlarında… Öyle ya, aşık olmasa da kalbi sızlatan, gönlü ağlatan bir şiir ancak gece çıkar ortaya. Çünkü gün aldatır düşünceyi. Karanlıkta daha iyi görürsün aslında sanılanın aksine. Işıksa göz kamaştırır, oyunlar oynar insana… Bir de ne istersen onu verir gece. Karanlıkta bir noktaya daldırırsın gözlerini ve boğulursun o noktada. O küçücük nokta derya olur sana ve katarsın gözyaşlarını o deryaya. O zaman hüznü vermiştir sana gece, elbet ya hüznü de ister gönül bazen… Kimi zaman da bir yıldız kayar, tutarsın dileğini, o gerçekleşmesini en çok istediğin şeyi fısıldarsın tüm kalbinle. Olmaz belki, bilirsin bunu içten içe ama gece sana bir anda umut getirivermiştir işte…

Hep düşünmüşümdür; gece olunca mı böyle olur, yoksa böyle olabilmek için geceyi mi bekler insan? Bence ikincisi… Onca koşuşturmacanın, hengamenin arasından sıyrılıp da başını yasladığın bir omuz, çırpınan denizde sığındığın bir liman oluverir gece. Günlük yaşamın avaz avaz çığlığından kaçıp odanın sessizliğine saklanır,o sessizliğe adeta gömüverirsin kendini. Kahve kokusu sinmiştir saçlarına, tırnaklarına. Ortaçgil yankılanıyordur belki duvarlarda o eşsiz dinginliğiyle. Belki bir de sigara yakmışsındır, her nefesini anlamlandırıyorsundur bu sayede kendince. Dumanını verişin iç çekişlerin gibi derindendir. Parmaklarında uçtan eridikçe tütünün, için de erir sanki onla birlikte, taşlaşmaktan sıyrılıverirsin son anda. Kaygılarını ötelersin daha sonra yaşanmak üzere, insan olduğunu hatırlarsın onca zaman sonra. Gözlerin başından geçenler için değil, aklından geçenler için dolar bu kez. Yaşayıp da pişman oldukların için değil, yaşanmamışlıkların, ukdelerin içindir belki süzülüveren katrelerin…

İhtiyaçtır geceyle zaman geçirmek, bir süre yanına varmayınca hemen eksikliğini hissettirir. Hem gücendirmemek lazımdır geceyi, arada ziyaretine gitmek, iki lafın belini kırmak gerektir. Zira dosttur gece, dostları da ihmal etmemek gerektir…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s