İdrâk

Bazı çocukların okuldan kaçma mutluluğu yıllar geçse de azalmıyor. Lisedeyken okulu kırıp evimin sükunetine sığınmayı tercih ettiğim günleri hatırlıyorum da, yıllara rağmen hala okulu kırmaya, aynı masamda bir fincan çay eşliğinde kitaplarıma gömülmeyi sürdürmeye devam ediyorum. Lisenin üniversiteyle yer değiştirmiş olması, arkadaşlarımın ülkenin farklı yerlerine dağılması ve iki şehir arasına bölünen hayatım eskiden daha nadir gelen kendime kaçma ihtiyacımı oldukça arttırmış. Az ışıklı penceresiz amfiler, mavi gök ve yeşil çimen hasretini arttırmaktan ziyade pek de işe yaramamış. Okulu kırıp kendine kaçarak sükuneti arayan küçük kız sandığım gibi büyümemiş. Her şey değişse de, insan değiştiğini iddia etse de aslında kabuklarını kaldırdıkça içinden hep aynı yalın çocuk çıkıveriyor-muş. Özlemler, hayaller, umutlar, pişmanlıklar dolu küçük çocuk.

Bugün aynaya baktığımda kaşlarımın ortasında çok hafif belirmeye başlayan çizgiyi fark ediyorum. Bugün içimden çıkıp biraz geriden bakıyorum kendime. Hayatımdaki şeylerin önem sırasının ve başarı anlayışımın yıllar ile ne kadar değiştiğini fark ediyorum. Önceliğin ders kitaplarından sevdiklerime ve insanların küçücük de olsa mutlu olmaları amacına nasıl kaydığını fark ediyorum. Bugün daha çok düşünüyorum. Gözlerim her zamankinden daha dolu bugün.

Bugün kendime bir senaryo seçiyorum. Kanser olma ihtimalim üzerine kuvvetle eğiliyorum mesela. Birkaç ay, en fazla bir sene ömrümün kaldığını öğrendiğimi varsayıyorum. Sahiden, birkaç ayım kalsaydı en çok neye pişman olurdum, en çok ne için içim rahat ederdi, kalıcı olan şeyler neydi, ne yapmaya karar verirdim? Bunları soruyorum kendime.

Sevdiklerimi düşünüyorum. Birkaç aylık ömrüme kendimi alıştırsam dahi onları ne kadar yıkacağını düşünüyorum bu haberin. Babamı düşünüyorum. En güçlü baba benim babamdı sahi. Küçükken derdik ya, benim babam herkesi döver diye! O gün geldiğinde tüm arkadaşlarının sevencenliği ile tanıdığı babacığımın gözlerindeki hüznü, kardeşlerimin hıçkırıklarını düşünüyorum.  Bir zamanlar günlerimizi birlikte geçirdiğimiz arkadaşlarımı hatırlıyorum. Pişmanlığını en çok hissettiğim şeylerden biri de fark etmeden bağlarımızı kopardığımız ‘eski dostlar’ olur herhalde diyorum. İçimizde büyütüp büyütüp ifade etmeye bazen cesaret edemediğimiz, bazen de tenezzül etmediğimiz sevgiler. Veya sevgisini çokça hissetmemize rağmen yeteri kadar vakit ayırmadığımız ailelerimiz… Bugün işte bunları düşünüyorum.

Fincanımdan bir yudum daha çay alıyorum. Ve bazı şeylerin yaşanmadan da fark edilebileceğini fark ediyorum. Gözlerim dolu.

Bugün fark ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s