“All went to the university where they were put in boxes” :)

Hayatın o sıradan akışı içinde heyecanımızı kaybettiğimiz zamanlar çok fazla. Hatta belki denebilir ki, nadiren heyecanlanıyoruz, o kadar boş vermişiz. Kimse de kimseye kızamaz ki, en azından bizim ülkemizde, 7 yaşında, hatta 6, okullara adım atıyoruz ve kıyasıya bir rekabet alıyor başını gidiyor. Derslerin, puanların içinde kendimizi kaybediyoruz. Çünkü şartlar öyle bir halde ki, hep en iyi olmak zorundayız, hep en yüksek puanı almalı, en yüksek not ortalamasını tutturmalıyız ve böylece rakiplerimizin önüne geçebilmeli, istediğimiz yere gelebilmeliyiz.

Bu çabanın yanında, başka şeylere zaman ayıramıyoruz. Veya şöyle diyelim, görünmeyen zaman çok aslında, ama ne bizim aklımıza geliyor başka bir şeyler yapmak, yeni bir şeyler ortaya koymak, ne ailemiz bizden böyle bir şey bekliyor zira onlar için öncelikli olan, bizim kendi mesleğimizi kazanıp ekonomik özgürlüğümüze kavuşmamız. Gerisi sonra da olur. Ve ne de okuduğumuz okullar için öncelikli böyle bir şey(bazı aileleri ve bazı özel okulları bunun dışında tutuyorum, tabi ki ufku daha geniş eğitimciler ve aileler var).

İşte bu ortam sebebiyle seneler süren eğitim hayatımızda nadiren heyecanlanıyor, nadiren yeni adımlara cesaret edebiliyoruz.

Ama şahsen, bazen öyle şeylerle karşılaşıyorum ki, benle hiç bir şekilde alakası olmayan insanların, ya da alanımla uzaktan yakından ilgisi olamayan başarıların beni ne kadar heyecanlandırdığını, mutlu ettiğini fark ediyorum. Tuhaf, evet ama bir grup müzisyenin muhteşem bir şarkıyla karşıma çıkması, benim içimi kıpır kıpır yapabiliyor. Walk off the Earth tam olarak böyle bir grup. Genelde yaptıkları coverlarla tanınıyor. Benim en çok beğendiğimse Somebody That I Used to Know(Gotye). Ama az önce Little Boxes’ı dinledim. Çevirip çevirip birkaç defa daha dinledim. Müziğin olağanüstü bir terapi yöntemi olduğuna bir kere daha inandım desem doğrudur.

Düşünün, karşınızda kendilerini yaptıkları işe tamamen vermiş beş insan var, en iyiyi yapmak için çabalıyorlar. Hem de konu müzik 🙂 Dinliyorsunuz, dinledikçe mutlu oluyorsunuz. Yani ben öyle oluyorum 🙂

Laf olsun diye, yapmış olmak için değil onlarınki; güzel bir şey ortaya koymak için uğraşıyorlar, çabalıyorlar ve siz şahsen tanışmamış olsanız da, sadece müziklerini dinleyip, videolarını izliyor olsanız da onların, samimiyetlerini anlıyorsunuz. Ve böyle insanların var olması bile sizi mutlu ediyor. Ya da onları izlerken, dinlerken, onlarla o başarıyı paylaşıyorsunuz aslında ve bu size de aynı hevesi, aynı şevki hissettiriyor. Bir şeyler yapmak istiyorsunuz, var olmanıza anlam katacak bir şeyler; yerinizde duramıyorsunuz. Bana olan bu en azından 🙂

Böyle, bir şarkıyla aklıma gelenleri yazdım bir anda. Hâlâ mutluyum. Ve eğer o nadir heyecanlardan biriyse şu an yaşadığım, umarım bir süre daha devam eder. Çünkü böyle çok güzel 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s