Dördüncü Taşın Hakikati

Gökten üç insan düştü.

Biri denize, biri yeşile, biri şiire.

Gökten üç insan düştü.

Biri sonsuza, biri hakikate, biri Suskun’a.

Sonsuzluk sıkı sıkı tembih etmiş hakikate ve Suskun’a:

“Sus, kimseler duymasın, 
  Duymasın, ölürüm ha.”

Seken taşların oyunları bunlar.Üç kere sekip sonra suya düşerler.İnsan sonsuza düşünce deniz taşmaz imiş.Dördüncü taşın hakikati denize düşünce denizi durdurmak ne mümkün.Dördüncü taş rüyada.Deniz taşıyor.

“Rüya, bütün çektiğimiz. “

Taşan denizin bilgisi, sonsuzluğun ilmi hakikate uzanıyor.Hayallerini düşün ve uzat elini.Uzanabildiğin kadar acizsin.Farkedersen eğer, gurur veren bir “Hiç”sin.Uzanabilecek kuvveti bulabilecek misin kendinde, taşan deniz kadar.Biraz öten hakikat olur mu ki?

“Susmuş bütün namlular..

  Susmuş dağ,

  Susmuş deniz

  Dünya mışıl mışıl

  Uykular derin”

Uyan, duyacaksın:

“Susuyor yeşil.”

Duyarsan eğer:

“Sus, kimseler duymasın

  Duymasın, ölürüm ha.”

Bildin mi, pek tanıdık:

    “Seni, dişlerinde elma kokusu

     Bir daha hangi ana doğurur bizi?”

O zaman gökten dört insan düştü.

Biri denize, biri yeşile, biri Suskun’a, biri dördüncü taşa.

Taş deniz üzeri koşuyor.Deniz taşa tembih ediyor.Deniz varsa susmalı insan.Sır burada çözülmeye pek yakın.

    “Ve Ahmed’in işi ilk rast gidiyor.

      İlktir dost elinin hançersizliği…

      Ağlıyor yeşil.”*

*Ahmed Arif’in Suskun şiirinden alıntıdır.


			

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s