Gece Senfonisi

Gördüğü en tehditkâr gökyüzüydü o günkü. Şimşekler havai fişekleri andırırcasına çakıyor, aradan birkaç saniye geçiyor büyük bir gürültü duyuluyordu. Gök kapıları ardına kadar açılmıştı, onu çağırıyordu sanki. “Gel!” diyordu uzaktan bir ses. Geceye karışmak istedi. Tam o anda, o halinde gökyüzünün. Karanlıkta karaltı olmak istedi. Kendini kaybetmeliydi. Önce bedenini kaybetmeliydi. Bedenini göremediği zamanlar hep özgür olduğunu hissederdi zaten. “Ruhum bedenimde esirken nasıl bahsederim özgürlükten?” diye mırıldandı. Doğuşuna atıyordu böylece suçu. Kendini ve diğer insanları aklıyordu biraz da. “Ama hepimiz esirsek özgürlük istenci neden?” diye devam ediyordu sorulara, cevap bulma gayreti içine bile girmeden. Bir çeşit oyun oynuyordu. Her soru bir yıldız oluyordu gecede. Sonra geceyi gündüze devredecekti gün. Açmakta zorluk çektiği gözlerinin uykuya ihtiyacı vardı, ruhununsa sorgulamaya. İkisini birlikte yapabilseydi ne âlâ…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s