Nev-i Hüzün

Derin bir nefes alışın ardından, içinizde kalanlara selam ederek başlıyorum tuşlara dokunmaya.

İçinde kalışların boğazında düğüm düğüm olduğu gecelerin birinde, hüzünlü bir sayfaya başlıyorum.

Hüzün ki en çok yakışandır kalplere, kalbi olanlara.

Tüm taşlaşmış kalplere inat, yeşermenin emaresidir.

Yaz’mak gelmiyor öyle her kaleme lakin yazanlar hep hüznün koynundan çıkıp gelmişlerdir.

Dili yoktur hüznün, öylece içinde bir yerlerde saklanır. Sıcacıktır… Sadıktır…

Bulsan belki, çıkarıp atarsın ama bir türlü bulamazsın. Zaten bulsan da atamazsın.

Hep hüznü arar insan, onca neden varken kaçıp kurtulacakken kalmayı seçer.

Büyüyüp meyve vermeye giden yoldur hüzün, olgunlaşmanın attığı ilk adımıdır.

Radyoda seçtiğin frekansın ta kendisidir, yalnız anlarında yastığında çalan melodidir.

Geri dönüp bakmalarında ilk gördüğündür hüzün, hiç bir zaman kaçamadıkların.

Pişmanlıklarının gönlünde bıraktıkları izler, küçükken üzerine düşmekten usanmadığın dizlerindeki izler gibi.

Hüzün, denizin yaralarından düşen deniz kabuklarının adıdır, binlerce taşın arasından seçip en özel kutuna sakladığın ve hiç atamadığın kabuklar.

İnsanı mevcudattan ayırmanın ta kendisidir hüzün.

Hüzün ki en çok yakışanıdır kalplere, kalbi olanlara.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s