Üniversite Öğrencisinin Tatile Gitmesi Yazı Dizisi Seri No:1

                                                                          Küçük kuzu atlamış atlamış atlamış

Küçük kuzu atlamış                                 bir çitin üstünden.

Tatile giren üniversite öğrencileri birkaç kola ayrılarak incelenebilir. Öncelikle şehir dışında okuyan ve ailesinin yanında okuyan öğrenciler. Ardından her iki grubun kendi içinde ayrılmasıyla oluşan hazırlık sonrası,1.yıl, 2.yıl,…6.yıl..10.yıl sonrası tatile giren öğrenciler. Tatilini evde yatarak, baba yanında çalışarak, köyde fındık toplayarak, Maldivlerde sörf yaparak, bütlere çalışarak geçiren öğrenciler. Evlenen, yaz aşkı yaşayan, var olan sevgililerini aileleriyle tanıştıran, hiç sevgilisi olmamış ve bu yaz yine olmayan öğrenciler. Küçük kardeşinin ne kadar büyüdüğünü farkeden veya farketmeyen öğrenciler.

Bu listenin dışında kalanlar diğer ciltlerde aradıklarını bulabilirler. Mesela ailesiyle aynı şehirde okuyup ailesinin yanında okumayan, tatilini autocad kursuna giderek değerlendirirken kursun hocasına platonik aşık olan bir evin bir kızları cilt no:73’de incelenmiştir. Biz yolumuza bu listeyle devam edeceğiz.

“Eve geceyarısı varmıştı. Yolculuk uzundu, sabah teslimi pek iyi geçmemişti, molada uyuyakaldığı için de karnı çok açtı. Annesinin sokaklara taşan sevgisi başının daha çok zonklamasına sebep oluyordu, sabah anneciğim sabah devam ederiz. Ufaklık uyuyordu, yüzünü yüzüne yaklaştırınca kollarını ablasına doğru uzattı fakat sonra bir anda indirip diğer tarafa döndü; saçları çok uzamıştı. Annesinin böreğini mideye indirirken klasik ‘havalimanı ve uçak nefretini haklı çıkaracak sebepler hanesine bu yolculuğunda neler eklendiği’ muhabbeti yaptılar. Alnından öptü, annesi, hoş geldin için. Kapılar kapanınca hoş geldin anlamlı oluyordu. Pencereden görünen karşı apartmanlardan bazıları boyanmıştı. Geç vakitlere kadar kitap okuduğu geceler yatmama rekabeti yaptığı üçüncü kattaki gölgenin ışığı yanmıyordu. Beşinci kat ise daha balkonda uyuma sezonunu açmamıştı.

Birden otoparkta parıldayan bir şey dikkatini çekti. Musa amca elinde usturası, traş oluyordu. Arabadan arabaya seyidiyor, bir yandan traş olup bir yandan bütün otoparkı geziyordu. Kimi arabanın yanında daha uzun kalıyor, camında kendisini uzun uzun seyrediyor, usturasına davranıyor, sonra söylene söylene diğer arabaya koşturuyordu. Üçüncü kattaki gölge otoparka ayna fırlattı. Annesi hafif bir çığlık attı. Cam parçalarından biri O’nun biri Musa amcanın kalbine saplandı. Musa amca ölürken ‘Betonyol yanıyor herkes benden biliyor’ şarkısını söylüyordu. Neyse ki O çelik yelek giymişti. Gölgenin belli belirsiz selamını kabul etti, uzaktan. ‘Çelik yelek kontrolü’nü geçmişti. Bu yaz yine yalnız ve sıcak geçecekti. Ufaklık yatağında döndü. Annesi gözyaşlarını sildi. Musa amcanın traşlı yüzü kanlar içindeki bedenine göre fazlaca  yakışıklıydı.”

*Serinin yüksek doz şiddet eğilimli bölümleri için lütfen temmuz ortası ciltlerine, yüksek doz üzüm ve incir içeren bölümleri için ağustos sonu “köy özel sayısı”na, ders seçimi işkencesi için ise lütfen eylül başı bölümlerine başvurunuz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s