Editörden ;)

Ey hayat.

Ünlem koymayacağım, kendini bi’ halt zannetmeni istemem.

Ama ‘sıkı çalışma’larını takdir ettim. Uzatıp durduğun ekşi limonların, koleksiyonu yapılası.

Akıl öyle karmaşık ki, herhalde tam anlamıyla çözülmesi, kıyameti falan bulacak.

Bazen de çok gereksiz.

Yanlış mıyım, sonuçta gecelerce uyuyamadığımız o anlarda, sebebi deli gibi düşünmelerse ve düşünmeyi akıl sağlıyorsa şayet, bazen, tamam çoğu zaman, müdahale edebiliyor olmak istiyorum.

Bir düğme, bir tuş? Olmaz mı? Peki.

Ama düşünsene, çok canını sıktığında çıkarıp kafanın içinden, kutusuna koysan. Böylece o asla kabul etmediğim şey var ya, hani ‘İnsan bir şey düşünmeden nasıl durabilir, aklım almıyor!’ diyorum ya hep, bunu yapabilirsek, düşünmeden durabiliriz. Rahat rahat da uyuruz hem. Arka arkaya iki sabah ezanını duymayız gözlerimiz fal taşı gibi açık.

Olmadı mı? Tamam, ısrar etmiyorum.

Ama bak şimdi, nefes alamadığını düşün. Yani alıyorsun aslında da, oksijen falan giriyor ciğerlerine eyvallah, ama sanki-nefes-alamıyormuşsun hissi. Sanki o dertler midene, ciğerlerine, ya da göğüs kafesine bilmiyorum, sanki aklına değil oralara yerleşmişler de içeri hava girmesine izin vermiyorlarmış gibi. Biliyor musun nasıl bir şey? Bilme zaten bence. Allah bildirmesin. Deli olursun. Bazen ölmeyi istetir.

‘İstetir’ diye bir kelime var mı sahi?

Tam tatile çıkacakken, çantalar-valizler hazır hani. İptal olsa mesela.

N’aparsın?

Ben çantamı olduğu gibi kanepenin üzerine boşalttım. Bütün elbiselerim kırışmakta.

Bir dahaki valiz hazırlama anına kadar da düzeltip katlamayı düşünmüyorum.

Editör olma saati. Hissettim.

Bu sayımızda sanırım çoğumuz bir parça yorgunuz. Hayat, zor şey.

Bu sayıda bizi okurken, ‘Yüreğinize Bir Fil Oturabilir’. O fil, şu hortumlu dünyada sadece bir hayvan olabilir.*

O anda her yerden ‘Karanfil’ kokusu gelebilir. Ya da yakanıza kırmızı karanfil takıp buluşmaya gitmek isteyebilirsiniz.

Ama bir anda, içinizde sonsuz bir ‘Susma’ isteği uyanabilir. ‘Çocuk’ olup, ‘Şehre Dağılmak’ isteyebilirsiniz. Şahsen, seksek oynamak isterdim, şimdi, şu an.

Şu an demişken, ‘Gece’nin bu dipsizliğinde, hepimiz uyuyamıyor olabiliriz bir şekilde. Herkesin aklında odalar sayısız sonuçta.

O uyuyamayan halimizle, inadı bırakıp, ‘Sevgisiz Günlük’ler yazarız ‘Suya’. Saklarken itiraf ederiz bir şeyleri, kaçarken yakalanmak isteriz, ya da ‘git’ derken aslında sonsuza kadar burada ‘kal’sın, ‘Hoşçakal!’ derken biz, o ‘Kal’ desin…

Ya da, ‘Yeni Doğan Bir Bebeğin’ bahsi, hepimize her şeyi unutturabilir.

Sevgi dolu günler dileğiyle…

Yok yok, dur, düzeltiyorum;

Sevgi dolu ama serin yaz günleri dileğiyle.

* Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır. // A. Şerif İZGÖREN

Editörden ;)” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s