Yüreğimde Fil Oturuyor Sanki

Anlatmak ister insan.

Dökmek ister yüreğinde biriktirdiklerini, döküp hafiflemek. Kimisi resimler çizer iç dünyasının resmini çekmişcesine. Kimisi gönlünün yanıklığıyla sesinin yanıklığını düet yaptırır. Şiir yazanlar vardır bir de. Mısralara hükmedenler. Hepsi anlatmak isterler kendi pencerelerinden görünen o dünyayı.

Ama bazen de çok yorulur insan ve anlatmak istemez artık. Sadece anlaşılmak ister. Söylemeden, yazmadan, çizmeden birilerinin onu anlamasını bekler. Böyle zamanlarda sanki yürekteki hisler dile gelmez. Dilden çıkan nadir fısıltıları da anlayan yokmuş gibi olur. Sanki içinin yangınını bağırarak dünyaya haykırsa da, yan odadaki televizyonun sesini bastıramayacakmış gibi gelir.

Kalabalıklar içinde soyutlanmış gibi hisseder insan bazen kendini. Akın akın koşuşturan insan selini görürde anlam veremez telaşelerine. Onu anlamaya bile vakti olmayan bu insanlar neye uğraşıyordur? En çok da anlaşılamadığı için yalnızdır insan.

Anlaşılamıyordur, anlatamıyordur belki de kendini. Kelâmlardan umduğu medetler, kalemine yakışmıyordur. Yüreğinde taşıdığı hisler belki de en güzel sûretini sır olarak kalınca gösteriyordur ve belki de o yüzden susmayı tercih ediyordur. Susmak içini acıttıkça da, yazılar, şarkılar, şiirler dost oluyordur onun suskunluğuna.

İşte o zaman okudukça okuyası gelir insanın hayata dair yazıları. Satırların arasında kendinden izler buldukça, o yazı artık sadece bir yazı değil, halden anlayan bir dost olur.

Hayatından kesitler bulduğu şarkılardır bir insan için en güzel olanlar. Şarkılar ki, melodisiyle kulağına fısıldar sanki kendi gönlünde taşıdıklarını. Radyoda çalan bir şarkı, artık o kişi için hayatının yükünü paylaşabileceği mırıltılar haline gelir. Bir başkasının hikayesi vardır aslında o şarkıda. Ama kim bilir, belki kendi hayatının resmini duyar bir bestenin notalarında.

Şiirlerle sırdaş olası gelir; mısralarda adı vardır çünkü. Ahenk ahenk sayfaya dökülmüş dizelerdir ona kendi düşüncelerinin kokusunu taşıyan. Şair onun gözlerinden dünyaya bakarak sıralamıştır kafiyeli cümleciklerini sanki. Sanki biliyordur onun canını acıtanları da, yüzünü güldürenleri de. Sanki onun içini dökercesine dans ettirmiştir mürekkebini sayfada, şiir adı verdiği serzenişlerine dokunurken.

Yüreğinde tuttuğu sırları sır olarak saklarken sırdaş bulmaktır bazen en güzeli. İnsan anlatmak ister, anlaşılmak için. Yüreğindeki fil ağırlığındaki ağırlıkları paylaşabileceği bir omuz bulmak için. Bir şiir, bir şarkı, bir dizedir bazen dost.

Bu kırık kalemin de sırdaşı sözsüz bir fon müziğidir mesela. İçilen bir çayın dumanına eşlik eden düşüncelerime ev sahipliği yapar zira.

Sükûta sığınmaktır. Ve bazen de anlaşılmanın en güzeli, sessiz haykırışlara başkalarının haykırışlarından sırdaş bulmaktır…

Çünkü insan anlaşılmak ister…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s