Beşer Şaşar

En büyük mahkûmiyet içteymiş.

Adına vicdan azabı diyorlarmış.

Kimsenin görüp duymadığı bir günahı,

gözlerini yumsan bile gösteriyormuş.

Çok sinsiymiş bu vicdan azabı denilen şey.

Gülümseyen yüzlerin bile arkasına saklanabiliyormuş.

Günahı telâfi edene dek,

çekmiyormuş ellerini insanın yakasından.

Yemek yerken boğazına dizermiş lokmaları.

Gözyaşlarını durup dururken hücûm ettirirmiş yanaklarından aşağıya.

Böyle sanki sol yanı acır gibi bi’ his ile başlar,

sonra bütün ruhu kuşatırmış.

Çok acıtırmış yani insanın canını.

Ama kötü değilmiş vicdan azabı.

Aslında çok iyi biriymiş.

İnsanın özündeki iyiliği ona hatırlatmak için gelir,

insana insan olduğunu hissettirip gidermiş.

Bazen hep kalırmış da.

Ama insanı tevbe kapısına ilettiğinden,

verdiği acıdan daha büyük bir merhamete sığınmayı öğretirmiş.

Pişmanlık sağ koluymuş vicdan azabının.

Çünkü hatayı anlamanın bir diğer adıymış pişmanlık.

İnsanın özünde kötülük yokmuş ama,

kötülüğe meyyal bir yapısı varmış.

İnsanmış, nisyandan gelirmiş.

Kalu bela’da verdiği sözü unutur,

Bazen isyana gidermiş.

Ne zaman insanın ayağı kaysa,

henüz mühürlenmemiş kalplere koşarmış vicdan azabı.

Pişmanlığın yardımıyla kuşatırmış dört bir yandan insanı.

O kuşatmada nefis de boş durmaz,

insanı ye’se itmek için tüm hızıyla harekete geçermiş.

Pişmanlığın damaktaki acı tadıyla yıldırmaya çalışırmış insanı.

Hatalarına bak! Sen bitmişsin. Artık olmaz. Bu huzura lâyık değilsin der,

insanı yıldırmaya uğraşırmış.

Vicdan, azabı da olsa, iyiliğin mayasıyla yoğrulmuş.

Hakperestmiş.

O yüzden bilir, ve insana O kapıdan çekilirse,

başka kapının olmadığını hatırlatırmış.

‘kıyamete kadar açık’ olan kapıdan ayrılanların,

halinin nice olacağını ona anlatırmış.

Aklı olan fikreder, yine O kapıya açarmış ellerini.

‘Sen sadece iyilerin değil, benim gibi günahkarların da Rabbisin’

‘Affet, Senden başka kapım yok’

‘Yine hata ettim, ama Senden başkasına secde etmedim’

diye içini dökermiş insan.

Ne yapsınmış. Âdem’den bu yana, hatayla vicdan azabını,

yanında taşırmış.

İnsanmış.

İnsan.

Nisyan.

İsyan.

Ne güzel demiş;

‘Şöhretim isyan benim,

Sen afv ile meşhûrsun.’

Vicdan azabı büyük mahkûmiyetmiş.

Ama ebedî bir mahkûmiyetten alıkoymak için,

iyilik mayasının insana bir mesajıymış aslında.

Hâlâ nefes alıyorsa,

herkes tevbeye lâyıkmış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s