Wimbledon Hatırası

Hiç tanımadığı, yalnızca televizyondan izlediği bir insan için neden ağlar insan? Hem de öyle sıradan ağlamak değil, kendi derdinden daha fazla dertlenip ağlamak. Gözünden yaşlar boşanırcasına ağlamak.

Bu soru en son Wimbledon finalinden sonra, kendimi Andy Murray ile birlikte ağlarken düştü aklıma. Çok garipti, o ağladıkça ben de ağlıyordum ve gerçekten yaşadıklarını yaşıyor gibiydim. Adeta ben kaybetmiştim o finali, ancak bu kadar ağlamam bu sebepten olabilirdi. Sanırım herşeyi en baştan anlatmak lazım.

Öncelikle İngilizler tarafından düzenlenen Wimbledon turnuvası, kort tenisinin en eski ve en prestijli turnuvası. Her tenisçinin hayali bu büyük turnuvayı kazanmak. İşte böyle bir turnuvadan bahsediyoruz. Ve karşılaşan sporcular ise, daha önce bu turnuvayı 6 kez kazanmış, Wimbledon dışında sayısız büyük turnuva kazanmış, finalde bir seyircinin tribünden bağırdığı gibi ‘sen bizim tenisi sevmemizin nedenisin’ denilen, ve henüz tenisi bırakmadan tenisin en büyük efsanesi olarak gösterilen İsviçreli Roger Federer! Diğer tenisçi ise genç yaşına rağmen birçok başarı elde etmiş, geleceği çok parlak olarak gösterilen, kendi topraklarında zafer yaşamak isteyen Andy Murray! Aslında kendi topraklarında olması önemli Andy için.  Çünkü bu turnuvayı 1936 yılından beri bir Britanyalı kazanamıyor. Yani Andy’nin kazanması demek şimdiden efsane olması anlamına geliyor. Bu da Andy için çok büyük bir baskı aslında. İşte bu koşullarda başladı maç. Andy aslında iyi de başladı hatta ilk seti aldı bile ancak Roger tecrübesi ve oyunuyla kazandı maçı.

İşte ne olduysa bundan sonra oldu, Roger çok sevinçliydi. Ancak benim açımdan bu sevinci gölgeleyen şeyler yaşanıyordu, Andy’nin gözyaşları. Maç bitiminden beri içinde bu yaşları biriktiren Andy, kendisiyle röportaj yapılırken artık dayanamadı ve ağlamaya başladı. Ve bende onunla birlikte başladım ağlamaya. Andy’nin gözyaşları anlaşılabilir belki, önemli bir maçı kaybetmiş üzülüyor, ya da ne bileyim bir hayal kırıklığı. Peki ya benimkiler?

Bunu çok düşündüm. Tabii ki net bir şey diyemem ancak şöyle yorumlar yaptım kendimce; Andy çok dürüst , alçak gönüllü, centilmen yani iyi bir sporcu. Böyle düşündüğüm bir sporcunun gözyaşlarına ortak olma isteği oluştu ister istemez bende. Ve Andy bana ders verdi aslında, hayat boyu aklıma kazınması gereken bir ders.

İnsan yaptığı işi gerçekten hakkını vererek yapınca dünyanın neresinde olursa olsun, mesafe ne olursa olsun, yanında sayısız destekçisi, onunla beraber gözyaşı dökebilecek sayısız dost bulabiliyor… Teşekkürler Andy…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s