İçimde Bir Sıkıntı Var

Evet! Bugün kadehimizi gerçekleşmeyenlere kaldırıyoruz (Şu an bir baloda, ne bileyim bir davette grandtuvalet bir halde takılıyor ve hafifçe yüksek bir yerden insanlara sesleniyor hayal edin kendinizi.). Herkes tebessüm dolu gözlerle baksın size. Sol eliniz pantolonun cebinde, sağ elinizde kadehiniz olsun. İç kırıklıklarınız sanki karşınızdaki insanların yüzünde belirecektir, kızgın gözlerle bakmayın onlara. İnsanların suçu yok. Hayal ettikleriniz gerçekleşmeyecek kadar imkânsızsa veya siz o kadar layık görülmediyseniz gerçekleşmelerine, halüsinasyonların çözümü yoktur ama suç karşı yüzlerin de değildir. Sahte gülücükler dağıtmaya devam edin. Sakın tek damla gözyaşı dökmeyin, dökene ağır sözlerimi sarf etmek zorunda kalmak istemiyorum. Tınlamıyormuş edasıyla bakın davetlilerinizin gözlerinin içine. Dünyada tek hâkim varmış, o da sizmişsiniz zannetsinler, boş verin. Herkes sizi deprem yıkıntıları pozlarıyla hatırlamasın. Bazı insan kaldıramaz güçsüz görünmeyi ki, zaten o insan yıllarca yıkılanı yeniden yapmaya kalkışmıştır ve artık yorgundur. Bırakın insanlar sizi sarayı var zannetsinler, sizin başınızı sokacak eviniz olmamasına rağmen.

Bu akşam üzüntülerinize ve kederlerinize sakın yer vermeyin. Bugün kalkan kadeh üzüntülere değil, sahte mutluluğunuza olsun. Mutluluğa sahip olamayacağınız aşikar, ama bırakın yalandan boş kalan tahta gerçek üzüntüler çökmesin. Hele o kalabalıktan bunaldığınız halde sakın ola balkondan dışarı çıkıp, bir sigara yakıp ve o sigarayı tek seferde sakın yarısına getirmeyin. Dumanı sanki başınızdan geçen talihsiz geçmişi kusuyormuşçasına sakın üflemeyin. Boynunuzdaki papyon çok sıkmış olabilir ama çıkarmayın. Görüntünüzü bozmayın. Sizlerin unutmanıza fırsat vermeden tekrarlayayım, gerçeklere yalanların yerini kaptırmak yok!

Hele hele zaten davet bittikten sonra gömüleceğiniz yalnızlığınızı sakın fark etmeyin. Sakın ama sakın gözlerinizden süzülecek iki damla yaşa müsade etmeyin. Ne?! Kadehi duvara çarpmak mı? Onu zaten yapmayın. Arkasından mutlaka ev darmadağın olacaktır zaten. İçiniz bin parça halde. Hem ne gerek var daha fazla dağınıklığa. Her şeyi yok sayın, sakın ola görmeyin yalnızlığınızı. Boğulmak istiyorsanız, hayatınıza son vermeyi arzuluyorsanız, bu böyle bir intihar yöntemiyle olmasın. Güzel ömrünüzü böyle kötü bir şekilde sonlandırmayın. Ne gerek var bu kadar acı dolu işkenceye?

Şimdi fırlayıp dışarı çıkma, diyeceğim sana da, ne kadar dayanacaksın ki, onu yapma, bunu yapma? Nereye kadar dayanacaksın değil mi ama? Sana tavsiyem, paltonu sıkıca giyin. Dışarıda bardaktan boşalırcasına yağmur var. Sigaranı yakmaya çalışma, söner. Bu yağmurla onu da heder etme bari. “Sadece bir dolan gel geri evine.” diyeceğim ama beni dinlemeyeceğin belli. Çünkü sen bir kere girdin yalnızlığın yoluna. Unutma bu sözümü kazı aklının afilli bir kenarına. Yalnızlık mirastır insana ve kimden kaldığı bilinmeyecek kadar da belirsiz… Şimdi baba dostun olan meyhaneci amcanın mekânına sakın gitme. Orda artık yanında görmediğin babanı da hatırlayacaksın. Yalnızlık ateşine bir torba daha kömür geliyor, aman dikkat! Bunaltmasın seni onun harı. Daha da yakmasın seni. Nasıl dayanacaksın bu kadarına? Tamam, biliyorum sanılandan daha güçlüsün, ama netice olarak sen de insansın. Hani bana söz vermiştin bu geceyi iç kırıklıklarımızın üstünü kapatarak tamamlayacaktık. Halimizi gün gibi meydana sermeyecek ve yalan tebessümlerimizi dağıtmaya devam edecektik. Tamam, kızma, nasıl biliyorsan öyle olsun. Ya tamam anlıyorum daralmışsın. Aklından çıkıp gitmesini istiyorsun ama alkol silmez be kardeşim. Yarın sabah uyandığında yine hatırlayacaksın. Tamam, sustum, nasihat vermek yok. Nasıl biliyorsan öyle olsun.

Bu arada “Selamun aleyküm arkadaşlar! Keyfiniz bol olsun. Nasılsın Mustafa Amca? Allah daha iyi etsin amcam benim. Ne mi oldu? Yok bir şey be amcam. Ne varmış halimde. Rahmetli beni böyle görmemiş iyi ki mi? Yok amcam iyiyim, iki kadehini, biraz da sohbetini özledim sadece. Ne alalım ne alalım? (biraz sessizlikten sonra) Amcam biraz meze ver. Bir de sek olsun her zamankinden farklı olaraktan. Şimdiden söyleyeyim şerefe!”

konuk yazar; BaşkaBiri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s