Ne? İnat mı?

Severim inatçı insanı bir yere kadar. İnatçı insanın hafif de başı dumanlıdır bana göre. Küçükken havaya üç kere atıp iki kere tuttuklarından mıdır nedir bilmem, bir farklı gelirler bana. Hayatlarının hedefini belirlemeleri veya karar almaları zor değildir. Onlara nerede eksantrik bir tutum, davranış varsa onlar hemen oralarda bitiverir zaten. Genelde bu tutum, davranış yanlış çıkar ama şu da unutulmamalıdır ki genellemeler genellikle yanlıştır.

İnatçı insanların sevdiğim kısmı istisna olanlardır zaten. Dezavantaja yakın bir hareketi küçük ve büyülü dokunuşla avantaja çevirebilenlerdir, bunların arasında kazananlar ve kazanacak olanlar. Aslında bana göre, inat dediğimiz kavram bir güçtür. Sadece doğru yönlendirme ile hem kalkan hem mızrak oluverir bu güç. Ve ilahi adalete inanan bir insan olarak, Allah dağına göre kar verir bence. Yani inadını kullanabilen insanların peşini zorluklar bırakmaz bana göre. Ki bu gözlememimi doğrulayacak o kadar çok örnek var ki. Çevremde de benden mi kaynaklanır bilmem, bu model insanların sürüsüne bereket. Bunu fark etmemek de neredeyse imkânsız yani.

Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse, en önemlilerinin de başında bayrak sallayanıdır bu; aksilikler evreni olarak nitelendirebileceğim bir bütünlük söz konusu. Bütünlük mü? Evet, ta kendisi. Nasıl bir bütünlük peki bu? Bunu bütün hale getiren ne? Sayısız dert, tasa, sıkıntı, problem, arıza, bela artık ne eklerseniz ekleyin, hepsi bu insanın başına üşüşüverir. Ama bu, öyle bir düğüm gibi “hadi çöz” diye önümüze sunulmaz. Çünkü bu duruma, basit bir yaratık olan insanoğlu haddinden fazla direnemez; hemen bayılıverir. Hele hele bizim gençler bitik zaten. Bu sebepten olacağına inanırım ki problemlerimiz belirli, sıralı ve nefes aldırmadan, ara vermeden, ama dozu da aşmadan, patır patır dökülüverir hayat yolumuza kar tanesi edasıyla. Hani karın azı tatlıdır; çocuklar için eğlence, yaşlılar için bile bir bakıma gereksiz mutluluk kaynağıdır. Hani geçmişi hatırlatmalar falanlar fistanlar ama fazlası da işkencedir. Beyaz zulüm derler ona hatta. Kış haberlerimizin vazgeçilmezidir hatta. “Karda mahsur kalan kadın hastaneye yetiştirilmeye çalışırken doğum yaptı. Kurtarma ekipleri doğumu gerçekleştirdi bebeğin adı ‘’Kurtuluş’’ kondu.” İnatçı insanın da derdi budur. İnatçı insanın karı eksik olmaz. Aksilikler peşini bırakmaz. Korkar bu insan mutluluğa hamile kalmaya. Bilir ki kar onu bekliyordur doğumda. Korun korun korun bir hal olur inatçı insan da ne yapsın? Ama şu da bir gerçektir ki, bir kez olsun başına gelenleri şikâyet söylemlerinin hiçbirine eklemez. İnatçıdır bilir, bu şikâyetin Allah’la arasında olan samimiyetine ve ilişkisine zarar vereceğini. Hem bu şeytan icadıdır ona göre, hemen fark eder. Bu sefer inadını kullandı mı kahramanımız şeytana karşı, o zaman görürsün kimin üstün olduğunu.

Aslında azıcık kafasını da çalıştırma kabiliyetine sahipse, sistematiği çözer. Kişi güçlü görülmüştür, görev bu yüzden verilmiştir. Engelleri geçemeyecek olsa neden verilsin ki? Bu şerefe ermiş olmanın hazzındadır mutluluk kimisine göre. Sadece fark etmesini bilene ama!

Bana göre şöyle bir bağıntı da vardır ki, inat her şeyi alt edebilir. Yeteneğin bile üstesinden gelebilir. Hadi benden size güncel birkaç örnek olsun. Burak Yılmaz bile top oynamayı öğreniyor bee. Sabri mi? Onu zaten demiyorum, onu Türkiye kabullendi. Şakası matrağı bir yana. İnadın doğurduğu azmin elinden kurtuluş zordur. Gizli sevdaya dönüverir azim. Kolay mıdır sevdalıya terk etmek ya da “ben bu kadar sevdim, yeter” demek. Sevdikçe seversin. Yedikçe doyamamak gibi bir şey herhalde. Bu koşullar altında başarısızlık veya inadın oğlu, azmin yakın arkadaşı olan olumlu sonucu görememek mümkün müdür.

O zaman her zamanki gibi gereksiz söz sarfiyatından vazgeçiyor ve bir an önce ana temaya varıveriyoruz. İnatçı arkadaşlarım biraz daha beyniyle düşünsün ve sakın ola inadı elden bırakmasınlar. Keçi benzetmeli ama insan olgunluklu, isteklerinizin ve hedeflerinizin tastamam yanınızda olduğu ama en önemlisi de inadın; gizliden ve size bile belli etmeden, geleceğe taşınmanıza vesile olduğu, “yarına bir bağ da benden olsun” dercesine ekleme görevini yerine getirdiği mutlu, sağlıklı günler sizlerle olsun.

başkabiri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s