Yalancı Filmler

yalancı filmler
HAYALLERDEN AKSIN, DÜŞLERDEN SARKSIN.
MANTIK ARAMA,
ARMUDUN SAPI, ÜZÜMÜN ÇÖPÜ…

“YALANCI FİLMLER” NE BİR ŞİİRDİR NE DE BİR DÜZ YAZI,
NE TAM GERÇEKTİR, NE DE YALAN.
ARASINDADIR,
İSTER ARAF DE,
İSTER DİLEMMA.
ŞEKLEN ŞİİR, SATIHTA GERÇEK.
ASLEN DÜZ YAZI,
ESASEN YALAN.

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde
kalbur saman içinde,
develer tellal iken
pireler berber iken
diye başlamayacağım tabii ki.
Dedik ya başlığa benzemeyen yerde; düz yazı bu!
Şöyle ki:
Kötü biri hep kötüdür filmlerde, her zaman kötü.
Nerede ne hinlik yapacağı belli olmaz,
aklı hep kötülüğe çalışır,
Duygusuzdur, acımaz
diyebiliriz olsa olsa.
Evet, böyle başlayabiliriz.
Gireriz mevzuya bodoslama
ve albayım
inanın şöyle de devam ederiz:
Merhamet nedir bilmez.
Düzgün bir aile yaşantısı yoktur;
karısını döver, aldatır,
çocuklarını sevmez, başını okşamaz,
kaba konuşur. Kumar oynar,
mesela birine hediye verdiği hiç görülmemiştir kötü adamların.
Belki didaktik bir hikâyede
“bi cıgara yak” diyebilir kötü dostuna,
o kadar.
Sevilmez ve öldürülmeyi hak eder.
Ve biz de saf izleyiciler öldürene hak veririz.
Kahramandır o, iyidir.
Ve…
Hep aynı sahnenin müdavimidir.
Bu iyi adam karşısındaki canavarı yakalar,
konuşturur,
yaptığı kötülükleri bir bir itiraf ettirir ve
“pişmanım” dedirtir.
Sonra da ona acır,
iyi ya bu adam, merhamet eder ve tam affedecekken
öbürü beklenen bir hainlik yapar;
cebindeki bıçağını çıkarır,
belindeki silahını çıkarır,
yenindeki şişini çıkarır,
çıkarır da çıkarır.
Ve işte o zaman bir kez daha hak eder öldürülmeyi,
bir kez daha hak veririz öldürene.
Belki de gerçekten bunu görmek istiyoruz. Hatta biraz daha ileri bile gidebiliriz, kötü adam bıçağını çıkarmakla kalmaz, saplar hasmının böğrüne; “ah!” İyi olanın haksız yere acı çekmesinden içten içe haz duyarız, çünkü acı besler bizi. Yönetmenler de bilir bu hassas yanımızı ve hep buraya oynarlar, kimi yazarlar gibi. Evet, aynı kumpas romanlarda da vardır. Acıyı suistimal ne de kolay bu oyuncaklarda. Acı çeken bunca insan varken onların bu halini fark edip kendilerini dev aynasında göstermek ne de kolay, kolay ve etkileyici. Yeni Hayat’ta şöyle demiş yazar:
“Boşa gitmiş kırık ve kederli hayatlarını Çehovcu denen bir duyarlılıkla estetikleştiren, hayatlarının sefaletinden böbürlene böbürlene bir güzellik, bir yücelik duygusu alan okurlar için üzülür, bu okurların teselli ihtiyacını karşılamayı bir kariyere dönüştüren iş bilir yazarlardan nefret ederim. Bize durmadan yaralarını ve acılarını teşhir eden bu kahramanları Çehov’dan kabalaştırarak araklayıp başka coğrafyalar ve iklimlerde bize sunan yazarlar da aslında ağız birliğiyle şunu demek isterler: ‘Bakın bize, acılarımıza ve yaralarımıza bakın; biz ne kadar hassas, ne kadar ince, ne kadar da özeliz! Acılar bizi sizlerden çok daha ince ve duyarlı kıldı. Siz de bizim gibi olmak, sefaletinizi bir zafere, hatta bir üstünlük duygusuna çevirmek istiyorsunuz değil mi? Öyleyse inanın bize, bizim acılarımızın hayatın sıradan hazlarından daha zevkli olduğuna inanın yeter.’ ”
Filmlerde bu tema biraz daha abartılı aktarılıyor izleyiciye; iyi hep iyi, kötü her zaman kötü.
Ve…
Kötü kötülüğünü hiçbir zaman bir kötüye yapmıyor.
Oysa gerçekte kötü hiçbir zaman tam bir kötü değildir,
iyiliğin tam olamayacağı gibi.
İstisnalar yok mu? Elbette var; iyiyi kötüde eriten, kötüyü iyinin bir parçası kılan, iyiyle kötüyü tanıştıran, çatıştıran, savaştıran ya da barıştıran ve sonunda bu ikisini aynı bünyede, tek bir vücutta bağdaştıran filmler, romanlar, şiirler “Sanat ölmedi, yaşıyor!” denilen her devirde hep vardılar.
Genel kaide: İnsan aradadır,
iyiyle kötü,
gerçekle yalan,
düşle hakikat arasında,
kendisiyle olmak istediği arafında.
Velhasıl,
gerçek basittir;
iyi yanı ağır basmayana kötü denir.
Ve…
Kimse öldürülmeyi hak etmez.
Ve…
Öldüren
dünyanın neresinde olursa olsun
anayasanın ‘bir’ maddesinden hapse girer,
katil yaftasıyla.
Gerçek hayatta tavuk keser gibi adam kesilmez.

                                                                            MAHMUT BİLAL ÇAMAN
UyurYazarOkurGezer

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s