Yeni Yılda Kaplumbağa Kafası

Korkuyorum valla yolda kendi kendime gülünce deli sanacak insanlar beni diye. Sonra, belki de  deliyim gerçekten, o yüzden gülüyorum böyle, diyorum. En son olarak bir paradoksa dönüyor bu beynimde; ‘’Olur olmaz saçma sapan yerlerde güldüğüm için deli miyim acaba, yoksa deli olduğum için mi olur olmaz saçma sapan şeylere gülüyorum böyle.’’  İçimde konuşan o kadar ses var ki… Hepsine tek tek laf yetiştiriyorum üşenmeden. Bir de hepsi kollarını bağlayıp yüzünü astı mı ohhhh… Bacak bacak üstüne atıp kuruluveriyorum tahtıma.

Bir karikatür vardı. Bir kaplumbağa ters dönmüş ama hiç düzelmek için çırpınmıyor. Böyle masmavi gökyüzü, ‘’uçuyorum lan’’ diyor. İşte ben galiba çoğunlukla tam da o kaplumbağanın kafasını yaşıyorum. Ya mübarek, dünyan tersine dönmüş, sen hala o mavi gükyüzüne bak. Ha bir de şey vardı, içmekten de korkuyorum. Kendi kendine nerdeyse kahkaha atabilecek seviyeye gelen bir insan olarak bir de bilinç altım dışarı çıktı mı ooooo… Daha ben bile neler var kafamın içinde bilmiyorum ki. Gerçi o kaplumbağanın kafasını yaşadığıma göre çok da bir farkım olmasa gerek sarhoş halimden. Şimdi o zaman  ‘’Sarhoş insanlar içtikleri için mi bu kaplumbağanın kafasını yaşıyorlar, yoksa kaplumbağanın kafasını yaşadıkları için mi içiyorlar?’’

– Al sana yeni bir paradoks.

– Böyle paradoks mu olur ya sen de kendini bir matah sanmaya başladın.

-Of acaba şu anda hangileri konuşuyor, şimdi terlik geliyor, ha şurda bir yazı yazmaya lütfen susar mısınız artık?

Bu son konuşan ben miydim ki, yoksa ilki mi benim? Of hep böyle kafam karışıyor işte.

Neyse… Bir paragrafa ‘neyse’ diye başlanır mıydı ki? Neyse, başladık artık. Zaten ben boş zamanlarımı uyuyarak geçirmek yerine “Aman ha, hayat geçip gidiyor, uykuyla mı geçireyim canım ömrümü, kalk kalk bir şeyler yap.” dediğimde anlamıştım da bir yerlerde bir şeylerin ters gittiğini. Erken müdahale şart tabii bir yerde. O nedenle kendimi bir sürü benle baş başa bıraktım. İçimdeki başka bir şey erkenden uyanıyor, yoksa hiç uyanılır mı öyle erkenden, ayıp denen bir şey var yani. Şimdi ‘’Gerçek ben miyim değişen, düzene baş kaldırıp erkenden uyanan, yoksa erkenden uyandığım için mi değişen düzene baş kaldırmış oluyorum?’’

– Paradoks mu? Yine mi?

-Tüü sana rezil, valla git şu paradoksu bir öğren gel, Allah aşkına, bir kelime öğrenmişin…

– Değişen düzene baş kaldırmak mı dedin sen, uykuyla mı?  Al işte yine kaplumbağa kafası, ben bu kafayla gülerim ki ancak böyle tek başıma.

Aslında her şey çok önce başladı. Yani öyle tahmin ediyorum. Çünkü eminim ki uzun bir sürecin ürünü bu insanın kendi kendine eğlenmesi. Ama bunun bir sorun olduğunu burnumu cama yapıştırır gibi yamultup,  bir de üstüne kıkır kıkır gülerek ‘’Bak küçükken biz burnumuzu cama böyle yapıştırırdık, o yüzden benim burnum esnek’’ dediğimde anladım. Yani o anda, ben beni anladım da karşımdaki “Sen misin bu?” gözleriyle bakınca tabii insan utanıyor az da olsa. Ama eminim onu da içimdeki başka biri yaptı, yoksa ben yapar mıyım? Uzun lafın kısası kendi kendime gülüyorum diye de deli olmam ya canım. Neyse… Neyse… Şimdi ben bu seneye de bu kaplumbağa kafasıyla gireceksem… Ne diyelim, senemiz hayrolsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s