30 Şubat

Bazen olmasını arzuladığımız çoğu şey, pamuk ipliğiyle ancak bağlantı kurabileceğimiz alakasız şeylerle ve aynı zamanda o olmazsa olmaz olarak gördüğümüzün temel hedefimizle bağıntılarını da barındırıyor herhalde ya da biz öyle zannediyoruz. Ne zaman bir diriliş gerçekleştirmek istesek yanına da hemen bir mucize dileyiveriyoruz. Çoğu zaman büyük bir iş yapacağımız zaman çok özenli hal hareketler bekliyoruz kendimizden. Muhtemelen bu gereksiz tavırlarımızdan ve anlamsız hareketlerimizden dolayı kayıp üzerine kayıp yaşıyoruz. Ve ne acıdır ki çoğu insanda bu var, en azından benim tanıdıklarımda. Ya neslimiz böyle, ki inşallah böyledir, eğer tüm insanlık aynı tehditle karşı karşıyaysa vay halimize.

Yine örneklerimiz üzerinden yürümek gerekirse çoğumuz öğrenciyiz ve ders çalışmak için her zaman ertesi günü falan bekleriz ya da kendimizi şartlandırdığımız birkaç olayın gerçekleşmesini. Bir şey sormak istiyorum bu sevgili öğrenci arkadaşıma ve kendime. Bu zamana kadar beklediğin hangi mucize gerçekleşti ya da istediğin zamanda gerçekleşti? Yani burada var olan ya da olması beklenen yenilik, devrim, inkılâp artık kendinize uygun, hangisini seçerseniz seçin o zaten kendi koşullarını, kendi sınırlarını kendi belirleyecek, kendi duvarlarını siz düşünene kadar çoktan örmüş olacaktır. Bakalım sizin aradığınız mucizeyi o devriminiz kabul edecek mi? Karşıt görüşlü tavrımızı sergilemeye devam etmek gerekirse her zaman planlarımız defalarca değişmiyor mu? Ne demiş atalarımız; “Kul kurar, Kader güler.”

Aslında son cümle yeterince açıklayıcı oldu. Biz biraz hayatı dizi tadında yaşadığımızdan mıdır nedendir hala anlamadım, ama anladığım bir şey varsa bu durumdan, o da şudur ki; birçok şey dizilerde, filmlerde olur sadece. Yani bir kızla çarpıştığınızda yere dökülen kitaplardan sonraki o bakışmanın sonu her zaman aşka gitmiyor ve genellikle okkalı bir küfürle bile neticelenebiliyor. Yani bu örnekle de belirtmek istediğim şudur ki, madem bu kadar pamuk ipliğiyle hayatınızda mucize bekliyorsanız (beklememeniz öncelikli tavsiyemdir) bari biraz mantıklı bir şey bekleyin. Yani sevgili öğrenci arkadaşım ya da sevdiğine açılmak isteyen genç, emekliliğini bekleyen postacı abim gerçekleştireceğiniz eylem 30 Şubat planları üzerine kurulmasın mümkünse. Bari 29 Şubat olsun, en fazla 4 yıl bekleyin hiç olmadı. Az da olsa ihtimallerin denk gelme şansı oluşsun hiç değilse.

Ya da boş verelim bunları ya. Biraz kafamızı temiz bir bezle güzelce bir temizleyelim. Biraz rahatlayalım ve olayları yalnız düşünelim. Güneşin doğması için Ay’ı beklemeyelim. Zaten ihtiyacı da yoktur ki. İhtiyacı olmayan bir şeyi neden beklesin Güneş? Zamanını kaybetmeye ne hakkı var Güneş’in? Güneş bir alsın aklını iki eli arasına ve düşünsün, “Ben neden varım?” diye. “Ne işim var benim? Benim işlevim ne?” desin lütfen. Bu soruların yanıtını bulduktan sonra amaçları dâhilinde hareket etsin lütfen. Gidip sağa sola ışın mı yayacak, yoksa Jüpiter’e göz kırpıp Mars’a el mi sallayacak orasını kendi bilir amacına göre, gerisi bizi aşar. Amaçlarına bir yenisini daha eklesin, ama eklediği amaç olsun, engel olmasın mümkünse. Engelli koşuda, koşucuya bir amaç olarak kırması gereken yeni bir rekor eklemenin sporcuya faydası vardır ama engelleri arttırmanın hangi atlete faydası var Allah aşkına?

KONUK YAZAR:BAŞKABİRİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s