Muamma – (Kadim Dost)

                                                                                Kadim Dost

Ah Rıza… Bu hayat birçoklarına gül bahçeleri sundu, ancak Rıza’nın kaderinde hep sıkıntı, hep cefa vardı. Ah Rıza, kadim dostum Rıza…

Rıza ile dostluğumuz doğduğumuz gün başlamış aslında. Rıza’nın babası, Emin Amca ile babam, çok küçük yaşlardan beri dost kalmayı başarabilen nadir insanlardanmış. Hani bazı dostlarınız olur ya, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen cinsten. İşte babamla Emin Amcanın tam manasıyla yedikleri içtikleri ayrı gitmiyormuş. Her şeylerini beraber yapıyorlar, özellikle ileriye dönük hayallerini hep birlikte kuruyorlarmış. Konuşursunuz ya dostunuzla, ‘Hiç birbirimizden kopmayalım.’ diye; işte Emin Amcayla babam da hiç kopmamışlar birbirlerinden. Ta ki ölüm gelip bu iki dostu ayırana kadar…

Sanırım babam ve Emin Amcanın yokluklarına ömür boyu alışamayacağım, zaten alışsam her onları düşündüğümdeki istemsiz gözyaşlarımdan kurtulmaz mıydım?…

Bizim Rıza ile dostluğumuz da, babalarımızın dostluğuyla başlamış işte ki, hala sürüp gidiyor. Ancak bizim dostluğumuz zorunlu durumlardan dolayı biraz daha farklı ilerlemişti doğrusu…

Rıza ile küçüklükten beri hep hayallerimiz vardı. Biz kardeşten de öte olacaktık. Asla birbirimizden ayrılmayacaktık. Evlenip çoluk çocuğa karışsak da, yaşlanıp dede olsak da asla birbirimizden ayrılmayacaktık. Hep bunun hayalleriyle yaşadık. Diyorum ya hiç ayrılmazdık, her şeyi beraber yapardık, diye, hiç de abartmıyorum. Hatta hatırlarım, küçükken kardeşlerimi her fırsatta kıskanan ben, her gün kardeşleriyle bozuşan ben; Rıza’yı ne hiç kıskandım, ne de hiç bozuştuk.

Aslında her şey ikimiz için de çok iyi gidiyordu. Mutlu günler birbirini takip ediyordu. Ta ki biz on üç yaşındayken, Emin Amcanın geçirdiği kazaya kadar…

Emin Amca her gün olduğu gibi o gün de işten çıkmış, çok sevdiği evine doğru giderken, hazin bir trafik kazasıyla aramızdan ayrıldı. İşte o günden sonra, Rıza ile olan dostluğumuz eski mutlu günlerini arar bir hal aldı…

Rıza’nın çok sevdiği babasını kaybetmesiyle düştüğü boşluk, annesi Huzur teyzenin onca yıllık hayat arkadaşını kaybetmesiyle olan üzüntüsü, her şeyi içinden çıkılmaz bir hale getirmişti. Bunların üstüne bir de maddi sıkıntılar gelince, Rıza önce çok sevdiği okulundan, daha sonra da hayallerinden vazgeçmek zorunda kaldı.

Ailecek her ne kadar ikisine de sahip çıkmaya çalışsak da, hem bizim maddi durumumuz, hem de Rıza’nın gururu onu çocuk yaşında çalışmaya mecbur bıraktı.

Zaman Rıza ve Huzur teyze için çok zorlu bir şekilde geçerken, Rıza ile beni de günden güne birbirimizden uzaklaştırdı. Ama asla bizi tamamen koparamadı.

Yıllar geçerken, ben hayallerimi bir bir gerçekleştiriyordum, Rıza ise kaderinin ona çizdiği mecburi yolda hiç durmadan, pes etmeden ilerliyordu. Ve kader bizi bu günlere getirdi…

–          Yemek hazııır.

–          Tamam, geliyorum.

Suna da yine aynı ses tonuyla, aynı zamanlamayla seslendi, gitsem iyi olacak. Ama bunları düşündükçe, Rıza’yı çok boşladığımı fark ettim. Sanırım Rıza’ya daha fazla vakit ayırmalıyım. Kim bilir, belki de bana bu konuda dargındır bile. Evet evet, Rıza benim dostum, onu yalnız bırakmamalıyım…

–          Ömeeer seni bekliyoruz, hadi gel artık.

–          Tamam tamam geldim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s