‘büssürü’ kalp*

Görsel

Böyle Şubat sonlarında erkenden açıveren beyaz çiçekleri seviyorum ağaç dallarında.

Sabahları okula giderken kampüsün her tarafının kazılmamış olduğu eski günleri seviyorum.

Sınavı beklerken ders notlarımdan gemiler yapmayı da.

En yalnız zamanlarımda, eskiden çok sevdiğim o kafede otururken ansızın çalmaya başlayan baba-kız şarkılarını seviyorum(Bizim çok vardır, sizin yok mu?).

‘Sınav Cumaları’nın öğleden sonralarını seviyorum. Kaygısız gezmelerini (Şu an en çok onu bekliyorum, sadece saatler kaldı).

İzmir’deyken İzmir’e sövüp, Denizli’ye okula geldiğimde İzmir aşığı kesilmeyi seviyorum. Bir de vapurda martılara gevreğimden yedirmeyi.

Tıka basa kahvaltı yapmayı sevmiyorum. Tıka basa kahvaltı yapmaya bayılıyorum. Tıka basa kahvaltı yaptıktan sonra sayısız bardak çay içmeye daha çok bayılıyorum.

Geceleri uyumayıp kendime demlediğim bir dolu çayı içmeyi de seviyorum. Çayı günün her saatinde seviyorum.

Bazen internette karşıma güzel siteler, güzel yazılar çıkıyor. Bu güzel karşılaşmaları seviyorum.

Okulda, yurtta, sokakta, markette insanlarla selamlaşmayı seviyorum. İnsanlara gülümsemeyi ve gülümseyen insanları seviyorum. İşini yaparken gülümseyenleri daha çok.

Bazı kitapların son elli altmış sayfasının deli gibi heyecanlı olmasını seviyorum (bkz. Kürk Mantolu Madonna). Bir kitabın, şu bomboş, manasız, renksiz günlere heyecan katabilmesini seviyorum (buna hayranlık demek daha doğru olabilir).

Doğum günlerinde kitap hediye edilebilecek insanları seviyorum. Bir de yaş kaçsa o kadar mum olmasını.

Kelebek görmeyi çok seviyorum. Bir de uğur böceği. Ama kelebek daha çok. Ama az görüyorum. Neden ki?

Acıkınca peynir ekmek yemeyi seviyorum. Son alınan peynirin güzel olup olmadığı üzerine evdekilerle uzun uzun konuşabilmemizi de.

Bundan önceki evimizde bahçemiz güzeldi de yapardım; odamda canlı çiçeklerle dolu bir vazo olmasını seviyorum. Bahçe demirinin önünde yasemin olmasını…

Portakalı seviyorum. Şeftaliyi de. Renkli servis peçetelerini.

Sürekli dolabımı toplamakla uğraşmama rağmen dolabımın bir türlü toplanmamasını.

Sürekli bir şeylere heves etmeyi seviyorum. Sonuçlanmasa da çoğu, bir şeyler yapmak, bir şeyler başarmak için enerjiyle dolduğumu hissediyorum ve bunu seviyorum.

Küçük mutlulukları düşünmeyi seviyorum. Aslında hiç küçük olmadıklarını görmeyi.

‘büssürü’ kalp*” üzerine 2 yorum

  1. Sınav ve okulla ilgili bir kaç cümle hariç, (Bunları da öğrenciyken belki) bu yazıyı ben yazmışım gibi hissettim şu an. Çünkü sizlere int de rastladım, izmir’den uzaktayım vs. vs.
    Haa birde bulmacalarda bolca rastlanan şu sorunun cevabı: Rengi kırmızı hayati sıvı (üç hafr). Ben hep çay yazıyorum. 🙂 Bu arada en son okuduğum kitap da Kürk Mantolu Madonna. Çok güzel bir karşılaşma bence.
    iyi yayınlar. Sizleri takip edeceğim. Bir zamanlar Kahve Molasını takip ediyordum. Vaktim oldukça sizlerle de olacağım.

    1. İzmir, çay, Kürk Mantolu Madonna… tekrar düşününce hepsi gerçekten güzel denk gelmiş:):) İyi dilekleriniz, yorumunuzu esirgemeyişiniz, takibiniz, samimiyetiniz için ayrı ayrı teşekkürler 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s