Katmerci

belki öğlendi, belki değildi. adam gökyüzüne baktı; gökyüzü berraktı. sonra ayaklarına baktı, adamın ayakları çıplaktı. adamın ayaklarındaki yaralar kanadı, adam aldırmadı. dikildi durdu; güneşin alnında…

yoldan geçen kadın, ona dik dik baktı. sanki ne vardı? herkes mi ayakkabı giymek zorundaydı? insanlar çok tamahkardı… insanlar, hep isterlerdi, çok isterlerdi. kimde ne vardıysa, herkeste olacaktı…

adam, alındı kadına. çünkü; varı yoğu yemeğe giderdi. adam toktu, koca cüssesi tok değildi. adam toktu, kahverengi gözleri tok değildi. adam toktu, hep dolu olan ağzı tok değildi. esasında o, tamahkar değildi. adamın derdi boğazıydı…

düşündü adam, ellerini göbeğinin üstünde kavuşturdu. başında 10 yıldır kullandığı lacivert şapkası vardı. sola çevirdi başını; katmerci dükkanına baktı. dükkanın içinde bir sürü kadın vardı. harıl harıl çalışıyorlardı. yuvarlak katmerler paketleniyor, raflara diziliyor, yerlerine durmadan yenileri yapılıyordu…  sokakta yürüyen insanlar, imalathaneden gelen kokuya kapılıp gülümsüyorlardı. kimileri, duraksayıp gittiği yolu geri dönüyor ve birkaç katmer alıyordu. kimileriyse, elini cebine atıyor ve yalnızca gülümsemekle yetiniyordu.

düşünürken, adamın gözü daldı. sonra, birden uyandı; göz göze geldi dükkanının önünde duran katmerciyle. adama bir tuhaf baktı. bakışlarını, farkında olmadan da olsa, ona dikmesinden rahatsız olmuş olacaktı…

katmerci, çok yaşlı bir adamdı. saçları bembeyazdı. hiç konuşmazdı, yalnızca tebessüm ederdi, katmer poşetini uzatırken insanlara. hep çalışırdı, hiç oturmazdı. yorulmaz mıydı? bilinmezdi… adam, başını çevirmedi. katmerci de imalathaneye geri girdi…

adamın karnı açtı. cebi boştu… keşke girmeseydi katmerci içeri. adam, ondan birkaç katmer isteyecekti. evet, birkaç katmer. tek bir tane yetmezdi. ah, bir dört tane verseydi… kim doyardı tek bir katmerle?

ağzını eliyle kapadı adam. sanki aklından geçirdikleri dudaklarından dökülüverecekti. zannediyordu ki, katmerci, tamahkar kimseleri sevmezdi. o sebepten, kaç katmer istediğini diyemezdi. ama yok, adam tamahkar değildi. o, sadece çok açtı…

peki ya, katmer isteyebilir miydi? hem istese, katmerci verecek miydi? yok, katmerci vermezdi. çünkü o, çok çalışkan biriydi. çalışkan olmayan adama katmer yoktu. ama, adam da esasında çalışkandı. bazı günler inşaatta çok çalışırdı. ancak, parası pek azdı.

elini cebine daldırdı. sanki, çokça bozukluk çıkacaktı. çıkmadı… yalnızca 50 kuruşu vardı. katmerler, güzel güzel koktu. adam, tebessüm edemedi. çevresine bakındı. katmerciye 10 adım kadar uzaktı. sağ tarafında kahve vardı. ve sokağın köşesindeki evin bahçesinin önünde duran manav. el arabasında meyve satıyordu. kimseyle bir alakası yoktu. sessizce gazetesini okuyor, arada bir kahveden çay alıyordu…

içi sıkıldı adamın. düşündü… acaba manavın evi var mıydı? herhalde vardı, üstü başı çok temizdi. adamınki değildi. hem, evi de yoktu. ne çıkardı?.. çok zaman geçmiş olacaktı ki, adam ikindinin getirdiği esintide titredi. belki gece soğuk olurdu…

katmerciye ne diyecekti? adamın karnı açtı, hem de utangaçtı. başını yerden kaldırıp, maviliklerin arasından yeni yeni zuhur eden aya baktı. o da katmerler gibi yusyuvarlaktı. koca bir katmer…

adam, hele zaman baktı aya, boynu yoruldu. hava da kararmak istiyordu artık. başını indirirken gözü manava ilişti. adama bakıyordu. tebessüm etti üstelik. adam, sevindi. manav, eliyle işaret etti, çağırdı adamı. adam, yürüdü manava doğru. o esnada manav, iki büyük elmayı, sarı renkli bir kese kağıdına sardı. adam, yanına varınca ona uzattı. adam utandı, sakallarının üstünde görünen yanakları kızardı. manav, kızdı. iteledi keseyi, adam aldı. dişlerini göstererek güldü ve hantal vücudunu hızlıca oradan uzaklaştırdı… önünden geçerken, katmerciye vakur bir bakış attı. ihtiyar katmerci, oralı olmadı…

adam, bir çocuk gibi bastırdı göbeğine kesesini koşarken. adamın sevinci saftı. katmerciden bir şey istemek zorunda kalmamıştı. bu ona ders olacaktı. kanaatkar olmak lazımdı. manav iyi bir adamdı. katmerci de tamahkardı, o halden anlamadı. ama manav anladı. karnı doyacaktı. birden durup arkasında kalan manava baktı.

keşke manav 4 elma verseydi…

                                                                                        sa’d

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s