Bence Hiç Okumayın, Gerçekten.

Siz hiç bu kadar beklediniz mi? Diyelim ki bir sevdiğiniz var ve sizden tam 7 saat geride yaşıyor. Bu nasıl mümkün olur diye sormayın, oluyor işte. Aslında bence zaten demin kurduğum cümle saçma oldu zaten sormayacaktınız çünkü sizler zeki insanlarsınız. Birbirinden uzakta olan iki ülkede bulunduğumuzu hemen anlayıverecektiniz ama ben dedim ki kendime eğer yazımda biraz daha farklı şeyler yaparsam belki daha çok beğenilir. Hemen şimdi yaptığım da bundan farklı bir şey değildi. Peki, bir yazının yazılma amacı onun daha çok beğendirilebilmesi midir? Bence değildir ama artık insanların amacı bu, zaten amacı beğenilmek olmayan yazarlar –sadece yazarlar değil tüm insanlar- kendilerini öyle meydana çıkartmazlar ki. Ama bu birazcık da saçmalık eğer bir yazar yazdığı eseri insanlarla paylaşmazsa biz onun varlığını nerden bilecektik ki? Hangimiz o çok sevdiğimiz Açlık’ı veya Satranç’ı bilebilecektik ki hiç yayımlanmasalardı. Gogol’a ne demeli peki Ölü Canlar’ı yakarken birisi o kitabı kurtarmasaydı bir başyapıt –en azından yarısı- olmayacaktı. Veya ben bu yazının neden burada olmasını istiyorum ki? Çünkü bence ben egoist bir pisliğin tekiyim. Kendimi sonsuzda yaşayan üstün bir insan gibi görüyormuşum ve sırf sevmediğim birisinin yazısında hata bulunca mutlu oluyormuşum. Bence ben gerçekten çok kötü bir insanmışım. Ama şu an bu yazının içinde de muhtemelen bin tane hata vardır peki ben onları görebilir miyim hayır neden çünkü ben narsistim. Bu kelime de nerden çıktıysa. Daha tam olarak anlamını bilmediğim ama kulağa havalı geldiği için kullandım.
Tam şu an bence ana konuma dönmeliyim çünkü epey saçmaladığıma inanıyorum. Ne diyordum evet sevdiğim vardı, çok uzaktaydı ve ben hala bekliyordum. Siz hiç bu acının ne demek olduğunu bilir misiniz? Şimdi size bir de çektiğim acılarla hava atmak istiyorum. Bence bu dünyanın en saçma şeyi çektiğin acıları diğer insanların acılarından üstün görmek. Sen nerden bilebilirsin ki bir insanın seni pek acıtmayacak bir şeyden dünyadaki en büyük acıyı çektiğini. Ama ben yine de bir havamı atayım. Her gece ben yatmak zorunda kalıp da sevdiğim insanı orada çektiği acılarla baş başa bırakıyorum. Sonra eğer onu üzecek bir şey oldu mu onun yanında olamıyorum. Sonra içimdeki özlemi hiçbir şekilde dindiremiyorum ve bu bana acı veriyor. Hem de bence sonsuz bir acı. Artık yeter. Sanki zamana hapsoldum. Bu lafı da birinden çarptım affedin. Ama bunun da isyan olmasını istemiyorum ki ben. Ben isyan etmek istemiyorum. Sustum tamam sustum. Ne zaman dışarı çıksam elimdeki dandik telefonla iletişim kurmaya çalışmanın ne kadar zor olduğunu bilmezsiniz siz. Ya işte gördünüz benim çektiğim acı sizinkileri döver. Ama olsun diyorum da bazen şimdi görüşemiyoruz ama 40 gün sonra onu göreceğim zaman çekirdekleri çitleyip çitleyip biriktirdikten sonra bir anda yemenin mutluluğunu yaşayacağıma inanıyorum. Bilemiyorum umarım öyle olur.
Sizi seviyorum. Çünkü bu yazının sonuna kadar tahammül edebildiniz veya sadece bu cümle gözünüze çarptı. Diyorum ki kendime bazen keşke biraz daha kıskanç ve bencil olmasaydım. Zaten bu yazının tek amacı da birisini kıskanmam sevmemem ve ondan daha üstün olduğumu gösterme aşkıydı. Peki, böyle bir şey oldu mu olacak mı? Kesinlikle hayır. O zaman ona mutluluklar diliyorum(Yalan). Ayrıca okumamanız için de başlangıçta uyarmıştım hem de büyük harflerle. Yazık oldu zamanınıza.
Şu an sabah ve şu an gece.

Bakınız: Yazınınbaşı

İmza: sacmasapan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s