Esaslı Problem

Yorgunluklar bazen daha derinlerden hissediliyordu. Hani iliklerimize kadar işler ya soğuk, belli ki artık sadece soğuk işlemiyormuş en ücra köşelerimize. Bazen çok koşup hiç gidemediğimiz de oluyormuş demek ki. Belki de bizi yoran bu koşmuşluk değil, koşmuşluğun verimsiz oluşu.
Bazen her uykudan yeni umutlarla uyanmıştık belki. Her an koşmaya hazır etmiştik kendimizi bir ihtimal. Her an bu sefer olacak umuduyla sarılmıştık amaca, bir yudum hayata. Belki yanlış yapmıştık. Belki de en doğrusu, yaptığımızdı kim bilir.
Akıllarımıza elbette bazı sorular takılıyor bu melankoli hallerinde. Acaba bu düzen böyle mi gidecekti? Kaybetmenin sonu bir gün gelecek mi? Benden yeni bir ben çıkmayacak mı? Değişimin başkenti olan dünyada artık değişmeyen tek şey kaybetmeler mi olacaktı?
Acaba çok mu umutsuz duruyorduk? Dedelerimiz ninelerimiz bizi bu halde görse acaba yüzlerimize tükürür müydü? Biz sizin yaşında, diye başlayan cümleler aslında haddinden fazla haklılık barındırarak kulağımıza kadar gelecek miydi?
Biz umutsuzsak acaba bunu neye borçluyduk? Bu kadar dirençsiz olmayı bize aşılayan ve bizim de bu yanlış tutumu almamıza sebep olan temel özelliğimiz neydi acaba? Daha hala büyümemiş miydik? Daha hala bakkaldan ekmek almaktan daha ciddi sorumluluklarımız yok muydu?
Yorgun olabiliriz, bitkin olabiliriz ama biz varsak hala her şey bitmemiş demektir, demenin zorlukları içerisindeyiz aslında. Hala nefes alabiliyorsak değişim için yeterli gücü elbette kendimizde barındırıyoruzdur. Hakeza bu güç kalbimizin çatı katında tozlu bir sandıkta saklanıyor da olabilir, daha hiç açığa çıkmamış da olabilir. Ama bu durumda olanlardan biri olsaydım veya birisiysem önce kalkıp yüzü yıkamak en önemlisi. Sonrasında uzun bir düşünce yolculuğu için yelkenleri açmanın zamanı gelmiştir muhtemelen. Unutmamalıyız ki her başarısız eylem bir başarısız plana dayandırır temellerini. Ayaklarımızı yeterince yere bastırmadığımızı fark edeceğiz belki. Belki adımlarımızın kalite göstergesi olan kararlılığın yerini pısırıklığımıza bıraktığını gözlemleyeceğiz. Sık elemenin, ince dokumanın kıymetini hissedeceğiz belki.
Başarı elbette çok denemenin ve çok kapılardan çevrilmenin bir neticesi olacaktır. Doğru elbet vardır ama buna ulaşanlar elbette doğruyu arzulayanlardır. Bu konuda Pablo Neruda’nın beğendiğim bir sözünün bizi yeterince aydınlatacağına inanarak yazıma son veriyorum:

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

-baskabiri*

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s