Kuş Sesi Medeniyeti

hhh

Tarih boyunca insanlar birliğe inanmışlardır. Aynı düşünceye inanan insanlar bir araya gelip, büyük birlikler oluşturmak istemişlerdir. Değil mi ki Rusya’nın Panslavizm politikasının sebebi budur.

Sadece Rusya mı ?

Tarih, safları sıklaştırma hayalini kuranlarla doludur.

Cemil Meriç’in tek başına yürüyen, mağrur ve münzevi adam diye nitelendirdiği Dante, İlahi Komedya’yı yazdı. Çünkü büyük İtalyan birliğine inanıyor ve gerçekleştirmeyi var gücüyle istiyordu.

“Makyavelli, öğütleriyle yetiştirdiği ve ideal bir hükümdar yapmak istediği Prens’ini aslında tüm Avrupa’nın başı olarak görmek ister.”

Antik Yunan medeniyetinin birliği. Ve devamı niteliğinde olan Roma medeniyeti bu birliği ayakta tutmak için büyük uğraşlar vermiştir. Ardında nöbeti Avrupa alır. Yeni hedef Hristiyan birliğidir. Yani Avrupa, Antik Yunan’dan gelen birliği devam ettirmek hayalini güder.

Necip Fazıl’ın tam manasıyla aksiyon adamı olarak tanımladığı Napolyon’un denemeleri de büyük Avrupa Birliği idealini gerçekleştirme yönündedir.

Hitler ise Avrupa Devleti denemesini yapmış son bahtsızlardan.

Başımızı ellerimizin arasına alıp adamakıllı, aklıselim düşünmeliyiz. Bir birlik olmalı mı? Olmalıysa nasıl bir birlik, nasıl bir medeniyet? Düşünüp tartışmalıyız. Aynılaşmamalıyız. Fikirler kurmalıyız. Aynı olmak işin en kolayı değil midir?

Cevap bekleyen sorular o kadar çok ki:

Neden bir birliğe ihtiyaç duyuluyor?

Hangi birliğe inanalım?

Birliğe ihtiyaç duyuluyor çünkü küçük olan yok olacak, yok edilecek.

Dünyayı yemek istiyorlar. Çarklar hızla dönüyor. Ruhlar kaybolmuş. Bedenler köleye dönmüş. Kuş sesleri yok artık dünyamızda. Makinaların uğultusu kulaklarımızı sağır ediyor. Gönüllerimize kara boyalar sürmüşler. Birbirimizi tanımıyoruz. Gözlerimiz karanlık. Ellerimiz güçsüz. Koşuşturuyoruz.

Hangi birliğe inanalım?

Biz ki Osmanlı gibi…diye başlayan cümlelere kulaklarımız alıştı yahu, algılamıyor artık.

Bize bir medeniyet lazım.

Boğazımıza kadar ruh ilkelliğine battık!!

‘her şey naylondandı o kadar’ diyordu ya Turgut Uyar. işte öyle…

Müziğimizle, şiirlerimizle, resimlerimizle, yapılarımızla, binalarımızla ruhlara dokunan devirler geçirdik. Hepimiz biliyoruz. Endülüs medeniyeti böyle bir medeniyetti. Osmanlı medeniyeti böyle bir medeniyetti.

Medeniyeti olmayan birlikler dağılmaya ya da köle olmaya mahkûmdur. Şimdilerde biz hangi medeniyetin sesini taşıyoruz?

Kalplerimizi aynı medeniyete, aynı sese, aynı kültüre hep birlikte bağlamalıyız.

Biz türkülerimize önce başımızı, sonra ruhumuzu yaslamış insanlarız.

Kuş seslerine doğru koşmak istiyor ruhumuz.

görsel : Malules Fernández

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s