Yitmeden Gel

1503427_10202973204119856_118847558_n

Ölüm gelmeden, gel seyre dalalım.

Dedem kurulmuş minderin üzerine, çekiyor doksandokuzluk tesbihini. Allah. Allah. Allah. Bu kadar gücü nereden buluyor Allah aşkına? Çekiyor tesbihi. Allah. Allah. Allah.

Dede. Nereye gideyim? Neredeysen beni de al oraya. “Bir derdin olsun.” der gibisin. Derdim var sanıyorum ya. Yok. Dokunsan yıkılırım. Derdin nasıl bu kadar sağlam dede?

Allah. Allah. Allah.

De bana: ”Ruhlar ayrıldıktan sonra bedenlere kahramanlık sorulur mu?” Ruh nereye koşar, bedene ne olur? Nerede ruhun, kimin sakası ellerin, saçlarına aklar bir bir düşerken nerelerdeydin? Kaç yıl düşmedi elinden bu tesbih, rengi bu kadar soluk? Ceketinin yama sayısı kaç? Söyle o kadar yırtayım, o kadar dikeyim ceketimi. Olur mu dersin, o zaman kaldırabilir miyim başımı önünde?

Hani vardı ya bir kitabın. Sararmış, yırtılmış, tozlanmış. Hani işte, üstüne notlar aldığın. Kızma bana n’olur okuyamıyorum diye onları. Okumasını bilmiyorum diye yazını. Senin kalemine, senin yazına, senin düşüncelerine, senin ilmine bakakalıp da anlamıyorum diye kalbimin teli cız ediyor, diyemiyorum. Başım daha da eğik önünde. Başımı önüme eğiyorum. Ellerini görüyorum. Ellerin kalbimden daha kuvvetli.

Allah. Allah. Allah.

Dilim lâl dede, sen Allah dedikçe.
Korkuyorum konuşmaya, konuşurum da kaçırıveririm yanındaki melekleri diye.

Neydi adalet, merhamet, sabır; bir kere de bana anlat. Rahmet yağmurları nasıl dokunurdu ağaçlara, nasıl değerdi toprağa? Hz. Eyüb’ün sabrını iyi bilirsin dede, anlat bana kalbi kemirirse acı, nereye gitmeli insan, hangi rahmete sarılmalı. Bıçağı Hz. İsmail’in boynuna yaslamak kolay mı? Hiç korkmaz mı insan denize yürüyünce. Yürüyor Musa, yarılıyor deniz. Dede söyle bana bu nasıl teslimiyet? Taşlar geliyor mübarek yüze, bu nasıl sabır?
Allah. Allah. Allah.

Gitme bir yere olur mu. Ben biraz gidip, biraz kaybolup, biraz yitip yani fani olmak hakkını bedene verip de kalkayım. Kalkayım yola düşeyim. Azığım ellerin, azığım bakamadığım gözlerin. Azığım huzurundaki mahcubiyetim. Azığım Huzur’daki mahcubiyetim. Azığım, solmuş rengi tesbihin.

Taşıyor güçsüz ellerim.

Dua et, yitmeden geleyim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s