Ah “O Ânlar”

lahzaZaman geçtikçe değişiyoruz ve zaman geçtikçe sadece kalbimize sığdırabileceğimiz bin bir türlü şeyi de taşıyoruz beraberimizde… Sevinçler, üzüntüler, kırgınlıklar ve daha bin bir türlü şey…

En unutulmazlar ise kırgınlıklar oluyor, içimizde biriken, söyleyemedikçe atamayacakken söylersek yerini üzüntü ya da sevince bırakabilecek fakat korkakça kaçtığımız kırgınlıklarımız… Aslında bizden kaynaklanıyor çoğu şey, aptallıklarımızdan, “o ân”   düşünmediğimiz ama sonra ağır bir yük gibi arkamızdan gelen, geldikçe kendimizden uzakta tutmaya çalıştığımız ve sonunda da kendisiyle birlikte aşağılara doğru gittiğimiz ve buna rağmen öylece devam etmeye çalışan “biz”den… Oysa “o ânlarda” düşünebilsek de kanatlanıp uçuverse ağırlıklar, biz de hafifleyebilsek ve yerini bırakabilsek tatlı içten gülümsemelere, böylece rahatça devam edebilsek hayatımıza, ne de güzel, ne de kolay olacak her şey. Fakat biz yenik düşüyoruz kendimize, gururumuza ve yenik düştüğümüz kadar zavallılaşıyoruz, fark etmezlerimiz git gide fark edilmeyen bir insan haline getiriyor bizi, sonunda da ‘pişmanım’ diyemesek de içimize doğru gözyaşlarının aktığını hissediyoruz ve yalnız kalacağımız ânları kolluyoruz saatlerce ağlamak için… İşte bu yüzden “o ânların” değeri paha biçilemez!

“O ânların” kıymetini bilemiyoruz ne yazık ki çoğu zaman ve zamanında çözülemeyen düğümler ne de güzel sarıyor her yeri ve kördüğüm haline geliyorlar… Her yanı zincirlenmiş bir kalp kalıyor geriye elimizde ve düğümler sıktıkça sıkıyor bizi… düğümler bizi sıktıkça biz de başkalarını sıkıyoruz kimi zaman ve artık istesek de hafifleyemiyoruz. Sonunda ise yüklerle yaşamayı öğreniyoruz. Yapabildiğimiz en iyi şey “o ân” yüzleşmekten kaçtığımız her şey ile yaşamayı öğrenmek oluyor… Bazen unutuyoruz, sonra ansızın geliyor aklımıza ya da unuttuğumuzu zannediyoruz belki de sadece. Kolaylaştırmak yerine biz zorlaştırıyoruz ve bir kısır döngü gibi devam ediyor, geçip gidiyor koca bir hayat kırgınlıklarla, yenemediğimiz “biz”le ve dalıp dalıp çıkamadığımız pek dalgalı düşüncelerle… Ve bir gün yenemediğimiz duygular bir bakıyoruz bizi yönetir olmuş ve elimizde kalan, yapabildiğimiz tek şey sahte gülücükler atmak olmuş, önce kendimize olan samimiyetimizi kaybetmişiz, sonra da diğer her şeyi!

Ah “o ân”lar ah…

“O ân”ları en samimi duygularla yaşayarak, içimizde biriktirmediğimiz söylenemeyenler olmadan ve kaybetmediğimiz samimiyetimizle gülümseyebilmek duasıyla…

konuk yazar : Büşra AK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s