Korkusuz Korkak

Korkusuzdu. Düşüncelerinin dışına çıkmadığı sürece hiç endişe duymazdı. Bu yüzden her bir şeyi düşünmek ister, aklında ihtimalleri çoğalttıkça çoğaltırdı. Beyninin güçlü surları vardı sanki de düşünceleri içinde tutmaya yetiyordu. Ne zaman ki fiile dökecek olsa onları, içinden yıkıcı bir güçle karşı koyuyordu. Kendisi yapıyordu, kendi çabaları ile kendi kendisini durduruyor, somutluğun verdiği keskin sınırları kabullenmek istemiyordu. Düşüncelerinde özgürdü. İsterse koşar, isterse uçardı. Kimse sormazdı “Kanatların … Okumaya devam et Korkusuz Korkak

On Not Being A Tahrir Square

dersiniz ki cihan harbi bitti hayır beyler hayır yalnızca kılık değiştirdi bir görünmezlik pelerini alıp üzerine hollywood’a gitti çok zengin oldu orda tüm dünyayı gezdi sonra nedendir adını değiştirdi yenisi pek sevimliydi; ekonomi evimize inerken tv treninden uykudaki başımıza nişan aldı para birimini el sallarken mısır’daki bir meydandan gözümüze hiç yabancı gelmedi herkese kendini sevdirdi “ebu cehil ölmedi, kalbimizde yaşıyor!” hep bir ağızdan söylendi sa’d … Okumaya devam et On Not Being A Tahrir Square

Celalettin Harzemşah

Türkler İslam’a fevc fevc geçtikten sonra, Ön Asya’da kendinden evvelkilerden daha mamur bir medeniyet tesis etmişlerdi. İsfahan, Şiraz, Harzem, Buhara, Semerkant, Nuşabur, Belh, Gazne… Şimdilerde isimlerini eski dönemlerde çıkardıkları ilim adamları ve entelektüellerle duyuran bu kentlerin her biri bir medeniyet kenti olma yolunda hızlı adımlar attılar. O dönemde hem Türk-İslam medeniyetini temsil ettiler, hem Harzemşahların sınırlarını teşekkül ettiler. Ben hiç duymadıysam kırk menkıbede bu şehirlerin … Okumaya devam et Celalettin Harzemşah

Sen Gittin

Kaç gün oldu? Kaç kişi geldi, geçti sen gideli. Sesini duyamadığım, Kokunu alamadığım kaç zaman… Baktığım her insanda aradım senin yüzünü, O gözbebeklerin kaybolurmuşçasına gülüşünü. Hani bizim gece konuşmalarımız vardı ya, Kaç gece, bekledim. Bekledim, sesinin kalbime dokunuşunu… Yine yalnızlık oyunları oynadım. Senden önce oynadığım gibi… Korktum önceleri senden. Uzaksın dedim, olmaz dedim. Ama bir bağ vardı ki adını koyamadığım. Yüzünü görmeden özüne vurulduğum sevgili… … Okumaya devam et Sen Gittin

Mutluluk

… Denize karşı bir bankta oturmuştu yaşlı adam, Yıllar ihtiyarın yüzüne çok acımasız davranmıştı, Çizgiler adeta bunu gösteriyordu bize, Ve duruşu, duruşunda yılların olgunluğu. Ancak gözlerini eskitememişti yıllar, Her an yılların bir sürprizi olmuştu, Kötü haberler, mutlu anılar Ne olursa olsun gözlerindeki o ışığı sönmemişti ihtiyarın, İşte o gözlerle bakıyordu ihtiyar etrafına, Ve ne olursa olsun o gözleriyle ışık saçıyordu adeta. Mesela, mesela martılar, Acı … Okumaya devam et Mutluluk

Acaba

Bir zamanlar aklımdaydı gitmek, tek gayem kaybolmaktı. Hâlbuki fark edemediğim bir şey vardı, o da gittiğimde aklımın hep orada kalışıydı. Kolay gibi görünür hep gitmek, gittiğinde sanki biter, unutulur bazı yaşanmışlıklar; oysaki her gün, her dakika, her yeni güne uyandığında yeniden başlarmış gibi, bir çalar saatin ısrarlı çalışıyla orantılı hep o akla gelir; gittiğinde kalmış olan o acabalar! İnsan kaç kez hayatında acaba yaşar ya … Okumaya devam et Acaba

Yarim İstanbul

İstanbul… Düşlerimin her deminde. İçtiğim sigaramda, yudumladığım çayımda. Dost sohbetlerimde sen varsın. Sana uzak kentlerden birindeyim ben. Seninle uyanıyor, Seninle üşüyor, Seninle uyuyorum. Balat’ta, Suriçi’nde Bazen de Cihangir’deyim. Yürüyemediğim kaldırımlarında, Ayak izlerini düşlüyorum. Kulağımda hep seni anlatan şarkılar, Ağlıyor, gülüyor, hüzünleniyorum. Seninle, senden uzakta, bir Anadolu şehrinde… Ordu’dan sevgilerle… Konuk Yazar: Emrah ŞAHİN Okumaya devam et Yarim İstanbul