Susmak

Tuhaf değildi, bilinmez de değildi

İnsanın bir şehri sevişi sebepsiz de olurdu.

Giz dolu bir yalnızlık vardı içimde

Sevinç ardına hüzün koyan

Bir pencere vardı perdesi yarım

Bir koltuk vardı karşıda

Ne zaman dolacağı meçhul

İnsan en çok yalnız kalınca büyüyordu

Ve genç olmak kimsesizken çok boştu.

Yeni bir şehrin ismini bilmediğim sokakları

Önüme serili uzun yolları

Bir menzil var, evet, ne kadar zor olduğu

Yalnız yaşanırken anlaşılacak

Bugünlerde içimde yeniden canlanan bir çocuk var

Masum gözlere baktıkça daha da küçülen.

Parmaklarımda şiir olmayı bekleyen hisler

İçimde bir yerlerde ‘Sus’ diyen ses var.

Sus.

Sustum.