Bu Ne Dünya Kardeşim (?) !

Dünya;
Bin bir suratın her birinin bambaşka bir beden ile birleşmesiyle ve bu bedenlerin de hepsinin farklı birer düşünce  tarzı ile içini dolduran, yüzde otuzu Hıristiyan, yüzde yirmisi ateist, yüzde on yedisi Müslüman, yüzde onu Budist ve yüzde yirmi üçü diğer inanış biçimlerinden olan, dörtte üçü sularla, dörtte biri salaklarla kaplı bir gezegen.
Ucu bucağı olmayan Güneş Sistemi’nin içinde bulundurduğu sekiz gezegen ve onların yüz on altı uydusu, beş cüce gezegen ve onların altı uydusu ayrıca milyonlarca küçük gök cisminin en azından bizim bildiğimiz kadarıyla tek hayat vaad edeni.
Ve yine bu dünya: mutlu, mutsuz, agresif, depresif, sıcak kanlı, donuk, kindar, şıpsevdi, hödük, apaçi, kral, sadist, megaloman, vezir, iyi, uslu, yağlı, iğrenç, sarkık, küfürbaz, iyimser, kötümser bir çok insanı içinde barındıracak kabiliyette.
Tabii bunca insanın yeme, içme, uyuma, gezme ihtiyaçları.
Ele alalım dünyayı, 510.000.000 km kare yüz ölçümüne sahip olan ve yukarıda bahsettiğim envai çeşit insandan tam 6.900.000.000 civarında bulunduran bu gezegende tam 7 kıta var. İçinde bu insanların oluşturduğu yüzlerce ülke bulunduran 7 kıta
Asya’sıyla, Avrupa’sıyla, sarısıyla, karasıyla, çekik gözlüsü ve beyazıyla…
Ülke ülke farklı damak tatları. Acı seven ekşi işteyen, tatlıya doyamayan…
Gezme ve görmeye geldiğimizde, dahası yok bunun, dedirtecek kadar iddialı bir gezegen. Kim istemez ki Venedik’e gidip o kasvetin yanı sıra evlerin arasından kanoyla geçsin, kim istemez ki Afrika’da safari yapsın, fillerle tanışsın ve en heyecan verici lunaparkları gezsin hatta bungee jumping yapsın.
Klasikleşip kültür, insan, yemek, gezmek farklı ama sevgi, aşk hep aynı demeyeceğim. Çünkü nezih bir restoranda bir tektaş sevginin simgesi olurken, tarla işçilerinin aşkı topraktan koparılmış bir papatyadır ve bir Afrikalı baba dağıtılan yemeklerden biraz fazla alabilirse eşinden mutlusu yoktur.Aşk bazen yan yana yürümek konuşmadan, bazen yorulana dek gülmek, kusana kadar yemek, uyuyana kadar ağlamak, yüzmek, görmek, anlamak, dokunmak , hissetmek , saate bakmak, mak, mek…

KONUKYAZAR: Zeynep Nur KARACA / Uludağ Üniversitesi / PDR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s