Kabus Severler Derneği – 147. Sayı

  Yaman’ın korkulu sevdası… Evet sanırım, nerede olduğumu kestirebiliyorum. Boş bir sokakta ilerliyordum. Almanca yazılar okuyordum binalar üzerinde asılı olan tabelalardan. Nereden geldiğimi ve nereye varmak istediğimi bilmiyordum. Geniş bir sokaktı ve üşüyordum. Soğuğun sokak lambaları üzerindeki etkisi aslında sokakta ne kadar yalnız olduğumun en büyük göstergesiydi. Böyle bir havada kimse dışarı çıkmazdı. Ben neden çıkmıştım, diye sordum kendime. Paltoma sarılmış ağır ağır ilerliyordum, sisten … Okumaya devam et Kabus Severler Derneği – 147. Sayı

Tell me if you wanna go home~

Giriş klasik aslında. İkisi de müzikle uğraşan çift, hayallerinin peşinde Newyork’a taşınır. Gretta (esas kız) bu işte beraber olduklarını zannederken, ilk fırsatta aldatılır ve arkadaşına taşınır. İyi kalpli arkadaş Gretta’yı kafa dağıtmaya dışarı çıkarır. İsteyenlerin performansını sergilediği barda, Gretta arkadaşı tarafından sahneye zorlanır. Her şeyin başladığı nokta da burasıdır. Benim, ki birçoğunuz için de öyle olur, en sevdiğim sahnelerden biri de. Buradan itibaren olaylar gelişiyor. … Okumaya devam et Tell me if you wanna go home~

Yüz Yüze

Bilir misin? İnsanoğlu çiğ süt emmedi. Aslında bu devirde en güveneceğin insan da baban. Sevmek diye bir şey var aslında… Bilir misin? ”Sevmek diye bir şey yoktur’a’  inanan kişi, Söyleyenden daha kötüdür aslında. Eğer buna inanıyorsan, Birini yüreğinde taşıyacak kadar gücün yoksa, Acizliğin son noktası, sensindir aslında… Sakın hayret etme!!! Sen ne isen, dışarıdaki hayat o… Sen neye bakarsan, onu görürsün, sen neyi seversen, ona … Okumaya devam et Yüz Yüze

Sayılar

Bir, iki, üç… Böyle başlar sayma sayıları. Küçük bir çocukken daha, bir olanlardan başladılar öğretmeye. Allah birdir dediler. Matematikte de hatalar vardır. Sıfır faktöriyel nasıl bir olursa, öyle… Ama bir her zaman doğrudur. Allah birdir çünkü. Ondan sonrasını öğrenmeden yaşayan bir çocuk olmak nasıl olurdu ki? Hadi say, dediklerinde; bir, diyip susan bir çocuk. Fazlasına hiç ihtiyaç duymamış olan. Öyle bir çocuk olmak isterdim işte. Okumaya devam et Sayılar

Nerede O Eski İnsanlar!

Hiçbir zaman devamlı ‘nerede o eski insanlar’ diye yakınanlardan olmamışımdır aslında. Ancak son zamanlarda bu klişeyi o kadar sık kullanmaya başladım ki, bu yazıyı yazmak zorunda kaldım adeta. Birkaç eski insan tanıdım son zamanlarda. Tabiî ki bahsettiğim kişilerin eskiliği yaşlarından değil, sadece kişilik ve karakterlerinden. O insanları dinledikçe huzur bulup mutlu oldum adeta, ki böyle insanlarla tanışmayalı, çevremizde böyle insanlar olmayalı bir hayli olmuştu. Bir … Okumaya devam et Nerede O Eski İnsanlar!

Fark Etmez ki*

Binaların yüksek. Kenarlarda yürüyorum, duvarlara yapışık. Hiçbir saniyem boşa gitmesin, tek isteğim bu. O uçağa adım atana kadar tenime işleteceğim seni sanki. Sanki ne kadar sık nefes alırsam, o kadar içimde kalacaksın. Sanki, sadece benim ol. Cadden özgür. Cadden kayıp. Sanki görünmezim selin ortasında. Sanki kanatlanıp uçsamla aynı düşüp bayılsam. Değerlendiriyorum. Bilinmemeyi, görülmemeyi, umursanmamayı; yalnızlığımı alıyorum baş ucuma. Gözlerimi ayırmıyorum üzerinden. Dalıp gitsem, sabahım daha … Okumaya devam et Fark Etmez ki*