Sade

N.lights3

Hayatta neyin uğruna savaşmalı, neyi geldiği gibi kabul etmeliyiz? Son yılların gözde sorusu/sorunu bu bana. Yolum ne yapsam buraya varıyor.

Tevekkül doğru, tevekkül hak. Ama o çizgiyi nereye çizeceğiz? Nereye kadar mücadele, nereden sonrası teslimiyet?

İnsanın kendini tanımasından bahsedilir ya, ne kadar tanıyabiliyorsunuz kendinizi? (Kendimi ayırdım, çünkü ben çözemedim kendimi. Daha çok yolum  var.) Ya da tanıyorsunuz diyelim. Bu tanıma, yönlenmenizde ne kadar etkili oluyor/olabiliyor?

İnsanı bekleyen bir huzur olmalı. Erken ya da geç, o şehirde ya da bu şehirde, birlikte veya yalnız… O huzura eninde sonunda ulaşmalı insan ve bu, ölümden azıcık da olsa önce olmalı. Huzur derken de, sanılmasın ki çetin bir huzursuzluktan, mutsuzluktan şikayet ediyorum. Aklıma gelen her an, hayatım için, sahip olduklarım için; şu an her şey sadece böyle, olduğu gibi olduğu için şükrediyorum. Ama bahsettiğim huzur çok başka. Belki ilk çocuğumu kucağıma aldığımda, belki mezun olduğumda, belki sade bir piknikte, belki bisiklet üstünde… Ama en çok, artık kendi kazandıklarım, kendi öğrendiklerimde dayayıp döşediğim o evde çayımı içip bu günleri düşünürkenki huzur… En gerçek, en tatmin eden, düşüncesi bile nabzımı yavaşlatan…

Yaşıyor olmak muazzam.

*

görsel: jetlineholidays.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s