Dilim Seni Dilim Dilim Dileyim

Halk arasında “Yemek buldun mu ye, dayak buldun mu kaç!” diye bir atasözünden bahsedilir. İlla ki her ata doğru söyleyecek diye bir şey yok. Görüldüğü üzere tamamen aklı bir kenara koyup ilkel yönelimlerle hareket etmeyi öğütleyen bir atasözü. Ya da “Her koyun kendi bacağından asılır.”. Tamamen geçmişimize, yaşayışımıza ters. Bizim atalarımız komşusu açken tok yatmazlardı. Bu tür atasözleri ‘ata’ kavramının içini boşaltıyor. Bunların oluşum süreçleri üzerinde kafa yormak gerekiyor.

Halk arasında söylenen her söz atasözü olmuyor. Bunun söylenegelmesi için halkın yaşayışına, örfüne uyması lazım. Filtre sistemleri var. Filtrelere rağmen bu gibi sözler toplumda yayıldıysa genel anlamda köklü değişimler yaşanmış anlamına geliyor. Tabii kötü anlamda. Genel anlamda çünkü hiçbir zaman toplumun özellikleri her birey tarafından taşınmaz. Mutlaka çürük elmalar olacaktır. Fakat bu çürük elmaların gördüğü toplum baskısı, kötü şöhretleri onların ömrünü kısaltıp, onları insanların akıllarından siler. Toplum nezdinde bir şeyler yanlış gidiyorsa – normaller, değerler ve yaşayış değişmiş ya da değiştirilmişse- o zaman bu çürüklerin kokusu ortamdan gitmez. Diğer elmaları da çürütür. Ve kullanılan dile bakılarak felaketin boyutları çok iyi görülebilir.

Ata birliği insanları bir arada tutan bir unsurdur. Tabii bu bir arada tutma gücü kavramın içi boşaldıkça azalır ve azalıyor. Yapılması gereken yüksek bir tarih bilinci ve sağduyu ile yaşayışı düzenleyip bu yaşayışa uygun bir dil kullanmak ve bunu gelecek nesle aktarmak olmalıdır.