Tahammül Üzerine Bir Düşünce

11334310_1022937877717049_1616692096_nHerhangi bir giriş paragrafına ihtiyaç duymadan konuya dimdirek giriyorum. Tahammül üzerine düşüneceğiz birlikte. Birkaç gündür insanlar arasındaki iletişim kopukluğu, ufak tefek bir sürü konuda birbirine kafa tutmak, aksi, huysuz, cüretkâr, aşağılayıcı ifadeler ile iletişimi baltalamak vs. üzerine düşünüyorum. Adını az önce tahammülsüzlük koydum. Çok da yakıştı bana sorarsanız.

Kelime manası Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğü’nden birebir alıntı ile şöyle:

  1. Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması
  2. İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma

Elbette ki soyut anlamını cebimize koyarak yolumuza devam ediyoruz.

İlişkilerin sadakatsiz, güvensiz, şüphe ile kurulduğu insanlık adına zor bir çağdan geçiyor dünya. “Ah o eskiler” tabirlerini kullanmayacağım, korkmayın. Eski olan geçip gitti. Şimdiye odaklanmalı. Zaman sadece şimdide akıyor. Yoksa geçmiş de gelecek de olabildiğine sabit…

Sorunu gözünüzün önüne olduğu gibi bıraktım. Bana sorarsanız sorunu çözmek istiyorsak en az şatafat, en yalın cümlelerle sorunu ifade etmeliyiz ki kolayca diğer aşamaya geçebilelim.

İkinci aşama soruna sebep olan faktörleri tespit etmekten geçiyor. Kısaca en temele bencillik olgusunu oturtarak, empati kuramama, kibirli olmak gibi kişilik özellikleri (yani bozuklukları) çerçevesinde sebepler halkası oluşturdum.

Bunlara güvensizlik, sadakatsizlik, korkaklık, öfke gibi birincil sebeplere eklenerek kişinin tavrını daha da içinden çıkılmaz hale getiren ikincil sebepleri de ekleyebiliriz.

Üçüncü aşama: Çözüm. Çok basit bir yöntemle; birincil ve ikincil menfi sebepleri, müspet sebeplerle değiştiriyoruz. Bencillik menfi sebebini müspet olanıyla yani diğergamlıkla değişiyoruz. Aynı şekilde empati kuramamayı empati kurabilme ile, kibirli olmayı alçakgönüllü olma ile değişiyoruz. Aynı şeyi aklımıza sebep olarak gelen her şey için yapabiliriz.

Sonuç olarak; bu dünyada birlikte yaşıyoruz. İstesek de istemesek de sevmediğimiz, varlığından rahatsızlık duyduğumuz insanlar her zaman olacak. Bizim olduğu kadar onların da dünyası değil mi? Bu dünyayı hep birlikte daha yaşanılır, daha dayanılır bir hale getirebiliriz.  Hepimiz farklı yaratılıştayız ve çok farklı fıtratlara sahibiz. Bu çeşitlilik, renkliliktir. Saygı gerektirir, tahammül gerektirir. Tarihin geri kalanında söylenegelsin istediğim bir eski cümle ile tüm söylediklerime güncel bir özet geçeyim:

Yiğitlik intikam almak değil, tahammül etmektir. (William Shakespeare)

NOT 1: Yukarıda yaptığım sorun çözme metodu herhangi bir bilimsel temele dayanmamaktadır. Nitekim ben bir bilim adamı da değilim. Bizatihi halktan biriyim. Kendi yaşam tecrübelerimle elde ettiğim ya da geliştirdiğim basit bir teknik ile kendimce olayı aydınlatmaya çalıştım. Bu çerçevede değerlendirmenizi rica ediyorum.

NOT 2: Yukarıdaki sınırlı sayım değildir, örnekleyici sayımdır. Genişletip çeşitlendirme hakkınız mevcuttur.