Sustukların Büyür İçinde

Anlatmak istediğin çok şey, konuşmak istediğin tek kişi vardır. O kişiye ulaşmak zor değildir. Bir telefon, bir otobüs kadar uzağındadır. Tabii beden olarak uzaktır! Bu engeller aşılabilir. Ama kalbine ulaşmak o kadar kolay değildir.

Telefonla ulaşmak istersin sesine, varlığını hissetmek istersin de önce telefona ulaşmak için uçurumları aşman gerekir. Aşamazsın!.. Korkularındır uçurumlar, hayal kırıklıkları, kalp kırıklıklarıdır. O telefona onu aramak için uzanınca elin, telefon önce elini, oradan kalbini cehennem ateşiymiş gibi yakar kavurur. Bir zamanlar cennet bahçelerinden sonsuz güzellik getiren insan icadı cehennem ateşine dönüşüverir.

Otobüse binersin. Bindiğin her otobüs ona gitsin istersin. O da gitmez. Otobüsten önce ayakların geri geri gider. Çünkü gelmediği her gün azalır ümitler, çoğalır korkular birer birer. Artmaktadır uçurumlar, derinleşmekte. Uzamaktadır yollar. Artık koşsan da kapatamazsın mesafeleri.

Ona kendin ulaşmaya cesaretin kalmamıştır. Kırılmaya yorgunsundur artık. Başka yollarla ulaşmaya çalışırsın. Yolun sonunda bir bakarsın yol koca bir kaya ile kapalı. Kayayı yoldan çekmeye çalışırsın da gücün yetmez. Ne kadar zor gelir bir zamanlar (çok uzak değil o bir zamanlar) ona ulaşmak her şeyden kolayken şimdi ona hiçbir yoldan ulaşamamak.

Ne gitmeye cesaretin, gücün vardır, ne de kalmaya! Çıkışı olmayan bir labirentte kaybolmuşsundur. Yalnızsındır labirentte. ‘İmdat!’ diye bağırsan da sesini duyan yoktur. Labirentin dışında da duyan yoktur. Kimsenin duymayacağını farkettiğinde ‘imdat’lar içine kaçar.

Gitmek kolay, her şeye rağmen kalabilmektir aslında mesele ve zor olan yol. Hayat, yaşamak kolay olmadığı gibi yine zor yolu seçersin. Ona ulaşamayacağını farkettiğin için ona ait kelimeleri de içinde büyütmeye başlarsın. Yüzüne çeşit çeşit maske takarsın her şey gözlerinden okunsa da. Herkes hiçbir şey yok sanar maskelerden. Gözleri okumadıkça bilmezler içinde ne fırtınalar kopar. Hele konu ona gelse şiir gibi akacaktır kelimeler dudaklarından. Anlamayacaklarını bildiğin için susarsın. Sen susarsın, kelimeler büyümeye devam eder. Sustukların büyür içinde…

Konuk Yazar: Duygu Yaylalı

Sustukların Büyür İçinde” üzerine 2 yorum

    1. Belki de hayat bir akşam üstü caddede yan yana getirir. Belki de vuslatın vakti değildir…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s