Doğrusu Kibarlık

Sözün doğrusunu söylemeye çalıştıkça işin içine hep ‘bence, sence, şu kişiye göre’ler giriyor. Çoğu sözün ‘aslına bakarsan, şu açıdan…’ı var. Tartışılan bir mesele hep ortada kalıyormuş gibi oluyor. Bir sonuca varmadan konuşmuş olmak için konuşmak da kimseye fayda sağlamaz sonuçta. Amaç fayda mıdır, diye sorulabilir. Haz ya da ego da olabilir fakat ‘Doğru tam olarak hangisi?’ dediğimizde cevabı yok. Hangisi iyi, desek, yine aynı şekilde cevabı yok. Tam burada işin içine inanç giriyor. İnancı hareket noktası olarak alırsak hepsinin tam ve kesin bir yeri oluyor. Peki, her inanç hareket noktası olur mu? Tutarlı olması lazım. Peki, hangileri tutarlı? Tutarlılık nedir? Bundan sonrası çok kaygan bir zemin. Kişinin ferasetine ve vicdanına kalıyor.

Kibarlık ve yumuşak huylulukla ilgili bir yazı yazacaktım. Aklıma konunun esasıyla ilgili o kadar çok şey geldi ki yazımda belirtmeden edemedim. Bu sebeple konuya yukarıdaki girişime uygun bir şekilde Hz. Allah’ın (c.c) sözüyle başlıyorum:

Sen (o zaman), sırf Allah’ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah’dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah’a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever. (Ali İmran 3/159)

Normal şartlar altında karşımızdaki kişinin inancı ne olursa olsun ona karşı kibar olmamız gerekiyor. Nitekim Örnek İnsan (s.a.v) öyleydi. Mekke’nin fethinden sonra Kâbe’ye girdiğinde kendisi ve ashabına yıllarca eziyet veren Mekke halkı da oradaydı. Fakat onlara son derece yumuşak davrandı ve onlara merhamet etti. Onlara şöyle dedi; “Benim halimle sizin haliniz Yusuf (a.s) ve kardeşlerinin hali gibi olacaktır. Yusuf’un kardeşlerine dediği gibi –Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yoktur. Allah sizi bağışlasın. Çünkü o merhamet edenlerin en merhametlisidir.- diyorum. Gidiniz hür ve serbestsiniz.” buyurdu.

Tasavvufta da gönül kırmamak ve yumuşak huyluluk sıklıkla geçmektedir. İmam Şah-ı Nakşibend Hazretleri “Hakkın nazarının bulunmadığı hiçbir kalp yoktur. O kalbin sahibi bunu ister bilsin, ister bilmesin! Ehlullah (Allah dostları), kalpteki nazargah-ı ilahiden feyz alabilmek için halkın yükünü çekerek, gönül almaya çalışırlar.” buyurmuşlardır.

Yine İmam-ı Rabbani Hz. “Şunu iyi biliniz ki kalp, Cenâb-ı Hakk’ın komşusudur. O’nun mukaddes Zâtʼına kalpten daha yakın bir şey yoktur. O hâlde ister mü’min olsun ister âsî, kalbe eziyet etmekten sakınınız! Çünkü komşu âsî de olsa himâye edilir. Aman bundan uzak du­run! Zira küfürden sonra, kalbe eziyet etmek kadar Allah Teâlâ’nın incinmesine sebep olan başka bir günah yoktur. Zira kalp, Cenâb-ı Hakk’a yaklaşabilen varlıkların en yakınıdır.” buyurmuşlardır.

Özetlemek gerekirse, yumuşak huyluluk (hilm diye de geçer) samimiyet için çok önemlidir. İşinde samimiyet için de, fikrinde samimiyet için de çok önemlidir. Samimiyeti de yazının başında değindiğim tutarlılık ile birleştirirsek, doğru kavramının kaydığı o kaygan zemin daha sağlam bir zemine tutunacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s