Melekler Hakikaten Aramızda Olabilir mi?

Hayatın anlamı arayışının o çaresiz acısını ancak önyargısız şekilde her ihtimal üzerine düşünmekle hafifletebilir ve hayatımıza bu şekilde anlam katabiliriz.

“…aslında biz de bulunduğumuz yerde yalnız değiliz, yalnız olduğumuz zaman bile yalnız değiliz. Onlar hep aramızdalar. Düşüncelerimizi, yaptıklarımızı yazıyorlar… Yazıcı Melekler… İnsanlar dünya hayatında melek görebilirler. Kuran “temessül” diye yazar bunu. Ama ölüm anında herkesin göreceği tek melek var; Beyaz Melek… Ben onu görüyorum…” (BEYAZ MELEK (2007) filminden alıntıdır.)

İçinde yaşadığımız post modern çağın o kapitalist debdebesi arasında, bizden başka akıllı varlıkların hem de aramızda; hem de burnumuzun dibinde yaşadığını hiç düşündünüz mü? Hayır, ölümsüz vampirler veya uzaylılar değil; diğer seçenek.

Bu açıdan dini inançlarda anlatılan bir kısım varlıkların gerçek olma ihtimali, üzerinde durulmayı gerçekten hak ediyor.

Ateist filozofların içinde bulunduğumuz çağı “peygamberlerin sustuğu; artık filozofların ve bilim insanlarının konuşmaya başladığı çağ” olarak adlandırmalarına nisbet edercesine, yaklaşık 1500 yıldır ortalıkta melekler gören kimse yok. Hakikaten yok mu? Meleklerin var olma ihtimali üzerine beyin fırtınası yapmak utanılacak bir şey değil, zira modern dizi ve filmlerde bile (Beyaz Melek, Sucker Punch, Supernatural…) hatta bilim kurgu yapımlarında (Battlestar Galactica) bile meleklere ve hatta aramızda yaşadıklarına göndermeler yapılmaktadır.

Semavi dinlerin hepsinde; ayrıca kitlelere mal olmuş diğer büyük inançlarda; hatta “Tanrı” inancı olmayan Doğu Asya dinlerinde dahi nüans farklılıkları olsa da bir tür “yetenekli – iyilik timsali” kutsal varlıklar tipolojisi karşımıza çıkmaktadır. Güzel bir tesadüf olarak bizdeki “melek” kavramının anlam kökü “meleke – yetenek” sözcüğüdür. Batı dillerinde kullanılan Angel Yunanca “elçi” anlamına gelen Angelos’tan alınmadır.

Bilimsel metodlarla onların var olduğunu ispatlayamayız, ancak olmadıklarını da ispatlayamayız. Sadece felsefi açıdan var olma ihtimalini değerlendirebiliriz.

Bu ihtimal üzerine düşünecek olursak, eğer var iseler ve aramızda yaşıyorlar ise, muhtemelen YİN / YANG dualitesi gerçektir ve büyük bir İYİ – KÖTÜ savaşının tam ortasında yer almaktayızdır. Trajik olarak çoğumuz burnumuzun dibindeki bu savaşın farkında bile olmadan ömrümüzü tamamlıyoruz.

Aramızda hakikaten yaşıyorlarsa belli bir misyon için yaşadıklarını varsaymalıyız. Sucker Punch filmindeki şu replik bize bir ip ucu verebilir: “…Herkesin bir meleği vardır. Bizi koruyan bir melek. Hangi şekle büründüklerini asla bilemeyiz. Bir gün yaşlı bir adam olurlar, ertesi gün küçük bir kız. Görünüş sizi aldatmasın. Bir ejderha kadar sert olabilirler. Ancak gelip de bizim yerimize savaşamazlar. Fakat kalbimizin derinliklerinden fısıldayarak gücü elinde tutanın aslında biz olduğumuzu fısıldarlar.

Her birimizin yarattığımız dünyalar üzerinde gücü vardır.

Meleklerimizin varlığını inkar edebiliriz. Gerçek olmadıklarına kendimizi ikna edebiliriz. Onlar yine de ortaya çıkarlar; tuhaf yerlerde ve tuhaf anlarda. Hayal edebileceğimiz her karakter aracılığıyla konuşabilirler. Gerekirse iblisler aracılığıyla bağırırlar. Bize meydan okur, mücadeleye davet ederler…” (SUCKER PUNCH (2011) filminden alıntıdır.)

Hatta belki daha ürkütücü bir ihtimal de söz konusu olabilir; aramızda yaşayan bazı melekler kendi durumlarının farkında bile değillerdir, rollerini iyi icra edebilmeleri için, tıpkı “uyuyan ajan” kültü gibi, belli bir ana kadar kendilerini insan zannedip yaşıyorlardır. Battlestar Galactica dizisinin son sezonunda (dikkat Spoiler!) savaş pilotu Starbuck uçağı ile birlikte yanar. İleride bir gün insanlığın ona ihtiyacı olunca uçağı ile birlikte ortaya çıkar ve insanlara rotayı gösterir. Herkes öldüğünü söyler ama o inanmaz. En sonunda cesedini gösterirler. O zaman şaşırır ve “ben neyim… ne çeşit bir ucubeyim” diye ağlar. Çok sonra melek olduğunu anlar.

Meleklerin aramızda olduğu düşüncesinin hayatımızdaki anlam arayışına katkı sağlayacağı şüphesiz.

Ancak bu durumda korkunç bir ihtimalin de gerçek olduğunu kabul etmeliyiz; melekler aramızda ise o zaman (adına azazil, melek tavus, lucifer, karanlıklar prensi..) şeytan dediğimiz varlıkların da aramızda olduğu. Bu düşünce bile insanı ürkütmeli. Belki de onları görmüyor olmamız daha iyi.

“Cehennem boş. Tüm şeytanlar burada.” SHAKESPEARE

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s