Nedir Bu Kişisel Gelişim?

Nedir bu kişisel gelişim? Hayatımıza nasıl girdi? Bizi atıl mı kılıyor, yoksa yaşamlarımızın öznesi mi oluyoruz?

Kaç yıldır varlığını sürdürüyor bu kişisel gelişim trendi? Kişisel gelişim kavramıyla ilk ne zaman tanıştık? Kisisel gelişim deyince neyi kapsıyor? Ne gibi eğitimler var?

Kişisel gelişim deyince sanat, yaratıcı yazarlık gibi şeyleri mi anlamalıyız; yoksa duygularımızı nasıl yönetebiliriz, nasıl başarılı olabilir, öfkemizi nasıl yönetebiliriz gibi konular hakkında yazılanları mı? Yoksa bir dizi kisisel gelişim hareketlerini mi?

Bu yazıda kişisel gelişim bu ikinci anlamıyla kullanılmıştır.

Bir başka açıdan bakıldığında ise, şu soruları sormak mümkün gibi gözükmektedir: Kişisel gelişim hareketlerini yeni çağ hareketlerinin içinde mi değerlendirmeli? Nedir bu yeni çağ hareketleri? Bizi pagan geçmişimize geri mi döndürüyor, yoksa postmodern kimliklerimize nefes alacak alan mı yaratıyor? The Secret’la başlayan kişisel gelişim akımlarının yeni çağ hareketleriyle kesişen yanları var mıdır?

Kuşkusuz bu başka bir makalenin konusu ancak kişisel gelişim kavramına bakarken bu soruları da sormamız gerekir diye düşünüyorum.

Kişisel gelişim

Kişisel gelişimin tarihi Eski Mısır’a, Antik Yunan’a kadar uzanmaktadır. Özellikle Antik Yunan’da kişinin kendini bilmesi, kendisiyle ilgilenmesi ve geliştirmesi anlamındadır. “Kendine dikkat etmek ve kendinle ilgilenmek anlamına gelen “epimelesthai sotou” kuralı Eski Yunan halkında insan yaşam kavramının temelini oluşturmaktaydı.”[1]

Kişisel gelişim, Batı’da olduğu kadar Doğu’da da mevcuttur. Bunun en iyi örnegi Sun Tzu’nun Savaş Sanatı’dır.

Kişisel gelişim tanımıyla ilk kez 1859’da tanıştık. Çağımızda ise 1970’lerde patlama yaşamıştır. Bu konuda 50.000’den fazla kitap basılmış.[2]

Türkiye’ de kişisel gelişim yazını:

“Türkiye’de kişisel gelişimin öncüsü Nüvit Osmay’dır. Osmay’ın ardından akla gelen diğer isim Reha Oğuz Türkkan’dır. Osmay ve Türkkan’ın ardından, ikinci kuşak kişisel gelişimcilerin hemen hepsi 1980 sonrası süreçte ortaya çıkmıştır. 1980 sonrasında kişisel gelişim kavramını kitaplarında ilk defa kullanan isim Doğan Cüceloğlu’dur. Cüceloğlu ile birlikte Üstün Dökmen ikinci kuşak kişisel gelişim yazınının en çok tanınan ismidir.”[3]

Her ne kadar kişisel gelişim başlangıçta böylesi uzmanlardan çıkmış olsa da, sonraki yıllarda kişisel gelişim hakkında bir sürü “uzman” çıkmıştır.

Kuşkusuz size mükemmel insan olmayı, sadece hayal ederek hayatınıza iyi şeyleri çağırabileceğinizi, başarmak için bilmem kaç tane prensip olduğunu salık verir bu öğretiler. Her mutsuz olanın depresyonda olduğunu zannederiz böylece. Tıpkı koronayla gribi karıştırdığımızda duyduğumuz panik gibi. Biraz başarısız olsak kendimizi aşağılanmış hissederiz. Oysa bilim aracılığıyla biliyoruz ki, yeterince kaygı ve korku değişimi, konfor alanından çıkmayı barındırır içinde. Ve pekala mutluluk da mutsuzluk kadar, başarısızlık da başarı kadar değerli olabilir.

Bir örnek vermek gerekirse, bir psikiyatri uzmanına göre “keyifli olamamanın bir nedeni de hep keyifli olma beklentisidir.[4]

Burada eleştirilen oluşumlar bize sürekli mutlu olmayı, keyifli olmayı, başarılı olmayı, mükemmele ulaşmayı, çok zengin olmanın yollarını gösteren oluşumlardır.

Bir başka bakış açısından bu “iyiyi çağır iyi olsun”, “Kendini pozitif bir yerde hayal et o olsun” türü kişisel gelişim öğütlerine en iyi cevabı Shelly Taylor vermiştir: Sınavda iyi notu iyi hayal kuran değil, kütüphanede zaman geçiren öğrenci kazanmıştır.[5]

Kişisel gelişim gelişmeyi sağlıyor mu gerçekten?

Mirgün Cabas’ın söylediği gibi eğer kişisel gelişim kitapları işe yarıyorsa neden bir kişi birden fazla kişisel gelişim kitabı okumaya devam ediyor.[5]

Kişisel gelişim hareketleri en ufak bir mutsuzluğu depresyon, en ufak bir heyecanı panik atak addetmemize neden oluyor. Ve insanların üzerinde mutlu olmak, başarılı olmak, zengin olmak baskısını yaratıyor. Ve uzmanlara göre bu işin eğitimini almış psikolog ve psikiyatristler dışında yapılan bilinçaltı analizleri, telkinleri sadece anı kurtarıp, daha derin problemlere neden olabiliyor. Kendi sorunlarımızla boğuşmamıza sebep olup bizi zihnimize hapsedebiliyor. Empatiyi kaybedebiliyoruz. “Mutlu ol, iste” gibi telkinler insanın biricik olan deneyimi gözardı etmemize neden olabiliyor.

“Klinik psikolog ve psikoterapist Tuğçe Isıyel, insanların en çok sorunlarına hızlı çözüm üretme arzusu nedeniyle kişisel gelişim yöntemlerine yöneldiğini söylüyor: “Kendimizi ve ötekini anlamaya vaktimiz ve sabrımız pek yok ne yazık ki. Bir de iyi hissetme, daha iyi hissetme, daha da iyi hissetme arzusu… Elbette iyi hissetmeye hepimizin ihtiyacı var ancak yeterince ve olabildiğince iyi hissetme… Bu iyilik halini yüzeyden değil, daha derinden yaşamaya ihtiyacımız var. İyi hissetme hali sanırım önce kendimizi ve hayatı olduğu gibi kabullenebilme becerimizi geliştirmekten geçiyor. Bu elbette kolay değil. Doğada hiçbir değişim kolay ve hızlı olmaz, insan da doğanın bir parçası olarak kendinde değiştirmek istediklerini çabucak yapamaz. Değişim, süreç gerektirir; zaman, sabır, emek… Çoğu zaman sancılıdır. Aynı hataları defalarca tekrarlayabiliriz, kendimizi bozup bozup onarabiliriz, defalarca aynı yerden kırılabiliriz. Kişinin bunları fark edebilmesi çok kıymetli. Bu da ancak kendisini gözlemleyebilmesi, iç dünyasında olup bitene kulak verebilmesiyle mümkün.”[6]

Bir başka bakış açısından bakıldığında ise, kişisel gelişim kitapları her türlü bilimsel yöntemden ziyade öğüt vererek iletişimin toplumsal boyutunu da gözden kaçırır.[7]

Bu yüzden bir kişisel gelişim amacı varsa eğer bence klasikler, söyleşi, anı ve biyografi-oto biyografi kitapları okunmalı. Mükemmel liderler ve başarı öyküleri kadar başarısızlık öykülerine de ihtiyacımız var.

Kişisel gelişim mi kişisel dönüşüm mü?

Bu yazıda eleştiri konusu olan kişisel gelişim oluşumları bize “pozitif düşün, hayallerin gerçek olsun”, “başarıya ulaşmanın 10 sihirli yolu” gibi dayanaksız boş tavsiyeleri verenlerdir.

Kişisel gelişim değil belki ama kişisel dönüşümü hedefleyen belirli bir bilgi birikimine dayanan yani insan psikolojisini anlamaya yönelen, tutarlı dayanakları olan oluşumlar da mevcut. Kişisel dönüşüm eğitimleri belli bir insan ve toplum bilimleri temeline oturan, empati ve kendini tanımayı esas alan, sevgiye dayalı ve önyargılardan kurtulmayı hedefleyen eğitimlerdir.

Buna örnek olarak Aret Vartanyan’ın Yaşam Atölyesi ve son dönemde üzerinde daha çok düşündüğümüz nefes egzersizleri verilebilir.

Ayrıca, üniversitelerin kişisel gelişim başlığı altındaki, belli bir alanda yetkinlik sağlamaya çalışan çeşitli sertifika programları da örnektir.

[1] https://www.google.com.tr/amp/s/kisiselbasari.com/kisisel-gelisim-tarihi.html%3famp

[2]Bu iki paragraf şu üç yayının ışığında yazılmıştır.

https://www.google.com.tr/amp/s/kisiselbasari.com/kisisel-gelisim-tarihi.html%3famp

https://www.iienstitu.com/blog/kisisel-gelisim-kavrami-hakkinda

https://open.spotify.com/episode/05dg5cQAGvAecX000758F8?si=1qntpC5USrG1M5B9G5xgSw

[3] http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/49/1341/15545.pdf

[4] https://www.instagram.com/p/CEo3kSYjU0-/

[5] https://open.spotify.com/episode/05dg5cQAGvAecX000758F8?si=1qntpC5USrG1M5B9G5xgSw

[6] https://www.google.com/amp/s/journo.com.tr/kisisel-gelisim-tartismasi-safsata-mi-mutluluk-recetesi-mi/amp

[7] http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/49/1341/15545.pdf

konuk yazar: Burçak Kubilay

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s