Belki de En Güzeli Böyle*

Bu gece sana Ünsal Kaptan’ı anlatabilirdim. Sönük hayatımıza ışıl ışıl giren teknesini… Zaten buydu aradığımız, birkaç dakikalığına unutmak. Uzaklaşmak, bazı şeyler yokmuş gibi davranmak.

Sonra değirmenler çıktı yolumuza, Değirmenler’i açtım,  birinci sınıftaki halimi düşündüm. Bazen işler göründüğünün tam tersidir ya. Öyle bir seneydi. Öyle bir seneydi ki foyası sonunda ortaya çıktı.

Sonra değişti bazı şeyler, bazı şeylerse hiç değişmedi. Çok fark da etmedi. Eksen sapmasını iki sene önce yaşamıştık. Bir şey oldu orada, bir yarık falan açtık. Büyük hataydı. Aklıma ilk gelen örneği Flash’teki partikül hızlandırıcının yaptıkları. Sen diğer tüm bilim-kurgulardan türevlerini düşünebilirsin. O andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Ve artık puslu hatırlıyorum. Her şey yarım yamalak. Aklıma Bulut Adamlar geliyor. Momo’yu neden daha önce okumamış olduğumu düşünüyorum.

Oradan Fransız Konsolosluğu’ndaki Frankofonide Yolculuk sergisi. Serkan Aka’nın balinaları. Gördüğüm ve görmediğim daha nice sergi.  

Hayat kısa ve kuşlar burada arabaların üstünde güneşleniyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s