Kasvet Kasavet Keder

Hayatımızda hep doldurulması mümkün olamayan boşluklar üretmiştik kendimize. Yaşadığımız süreç boyunca bu boşluğu inançlarımızla doldurmuştuk birçoğumuz ve zamanla da bu boşlukları dolduran inançları bir bir halının altına itmiştik diğerleri gibi. Yıllar önce bu boşluğu inançla doldurduğumu zannettiğim zamanlarda cümlelerimle devrime gittiğimi düşünürdüm hayatımda. ‘Ama şunu bilmelisin ki, kimin kimsen olmadığı zamanlarda bile inançların var.’ derdim ufak devrim girişimlerimde. Yıllar geçtikçe görüyorum ki inancını kaybeden insan bedeninin yirmi bir gramını, ruhunu, kaybediyor. Nefes alırken zorlanması da bundandır ki her alışında ufak çaplı ruhani boğulmalar yaşıyor.

Şiir yazmayı bırakıp cümlelerimin düz yazıya evrildiğini gördüğümde inancımı kaybedeli de çok oldu, dedim içten içe. İnsan ne zaman inancını kaybederdi? Şu soruyu sormak daha mantıklı olabilirdi yahut da: İnsan ne zaman inançlara ihtiyaç duyardı?

Aşka mı, sevgiye mi, tanrıya mı, yaratıcıya mı, yazgıya mı, insanlara mı, korkulara mı, işlere mi, kendine mi; neye inanıyorsanız yani siz farkında olmasanız da beyninizin oluşturduğu bu boşluğu hangisiyle dolduruyorsanız ve ona inanıyorsanız hayat sizin buna olan inancınızı siz farketmeden yitirmenizi sağlıyor, zira bir nevi sizi sınava tabi tutuyor. Bu koşullu sınavda en çok da insana ve insanlığa olan inancını yitirmişlerin, sağ şeridin dışına çıkmaksızın yürüyenlerindenim bu kimliksel algı arayışımda.

Kaybettiklerim beni hayatın hiç beklemediğim bir kıyısından diğer kıyısına götürdü zaman zaman. Bazen insanların beni en güçlü gördüğü zamanlarda içten içe tozlu raflarımdan çıkaramadığım naftalin kokulu anılarım beni içten içe yerdi. Bazen ise düşüncelerimin kökensel sesleri beni tek bulduğu zamanlarda sıkıştırırdı. Sürekli ‘iyi ki’ der, şikayet etmekten de çekinmezdim. Her eylül sonunda bir yaş daha aldığımı hisseder, çocukluğum yeşilin ve sarının tonları arasında kaybolurdu.

İnanç arama çabamı bıraktığım bir anda kutsi bir güç tarafından bana sunulan hayatın şükranları ile bir sepette geldiğini gördüm. Yaşamın ve bize yön veren enerjinin var olduğunu ve her şeyden inancı kestiğin anda orada olduğunu hatırlatan bir maneviyatın olduğunu hissettim. Bu süreçte bana öğretilen en güzel şey ise keşke demek yerine ‘iyi ki’lerin hayatıma deneyim kattığı oldu.

 İyi ki, tüm bu buhranlardan geçmişim! Zira,

 Sen yanmazsan,

 Ben yanmazsam,

 Biz yanmazsak,

 Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?

(Nazım Hikmet RAN)

 

 

Kasvet Kasavet Keder” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s