Etkinin Öngörülmezliği Hakkında

Bütün gün koşuşturdunuz. Eve geldiniz, ayaklarınıza kara sular inmiş. Yatağınıza uzandınız. Uyumak için hazır hissediyorsunuz.  

İçeride bir yerlerde sizden daha fazla mesai yapan bir şey var desem, bu her neyse dur durak bilmeden çalışıyor. Gece gündüz demeden. Uyku, uyanık demeden dere tepe dümdüz ilerliyor. Gölgeniz gibi sizinle. Gölgenizden daha çok sizinle. Kim bu gizemli takipçimiz? Bilinçaltınızdan bahsediyorum. Bu sayıda, bilinçaltınız hakkında biraz bilgi vermek istedim, ardından ‘etkinin öngörülmezliği’ konusuna dikkat çekmek istiyorum.

Literatürde, insanın kendisini tanıma, algılama, kavrama ve çevresini anlama yeteneği bilinç olarak geçer. Bilinçaltı; hatıralar, ilgi alanları vb. bazı süreçler ile oluşur. Duygusal bastırmalarınız da bilinçaltınızda yer alır. Bazı bilim adamlarına göre, bilinç/bilinçaltı tamamen ego/süperego ilişkisidir. Bir örnek vereyim: En yakın arkadaşınıza aşıksınız ve ona aşkınızı ilan etmek istiyorsunuz, bu istek tam olarak “egonuz” tarafından size emrediliyor. Bununla birlikte, durdunuz, derin bir nefes aldınız ve mantıklı düşündünüz, evet, bazı etik normlar, sosyal baskılar ve belki de reddedilme korkunuz yüzünden, kendinizi bastırmaya karar verdiniz. Bu “baskılayıcı şey” sizin “süper egonuz”, yani “bilinçaltınız”.

Freud, insan zihnini üç bölüme ayırır: Bilinç, önbilinç ve bilinçsiz(lik), bilinçaltınızın yasak bölge olduğunu belirtir  -hipnoz gibi psikanalist tekniği dışında- kimse oraya ulaşamaz, kimse oraya hiçbir şekilde ulaşmamalıdır. (Bu noktada, Carl Sagan’dan Garajımdaki Ejderha‘yı okumanızı şiddetle öneririm.)*

Dahası, bilinçaltının kendisine ait bir “zaman algılayışı” vardır. Örneğin, saatinize yeni baktınız, saat 22:00. Sonra arkadaşlarınız saati soruyor, ”22.00” demek yerine, saatinize tekrar bakıyorsunuz. Bu otomatik olarak yapılan bir süreçtir ve bilinçaltı bu sürece hükmeder.

Ortamdan aldığınız mesajlar da önemlidir. Cep telefonunuzu düşünelim. Gün içinde telefonunuzu kaç kez kullanıyorsunuz? 5–6? Daha da fazlası… Ekrandan beyninize giden görüntüleri, sesleri ve her şeyi hayal edin. Çoğumuz dışarıdan gelen tüm mesajlara açığız ve bu, büyük ölçüde beyin hasarına neden olur. 2000’den sonra ivme kazanan mobil sektörün nimetlerini saymakla bitiremeyiz. Ama korkarım gerçek şu ki, mobil cihazlardan uzaklaşamayan nesil, Alzheimer gibi çeşitli nörolojik hastalıklara yakalanma riskini de fazlasıyla taşıyor. Bunlar konunun fiziksel boyutlarıdır.

Manevi anlamda dışarıdan aldığımız mesajların her zaman beyin dalgalarımızı mükemmel şekilde etkilediğini söyleyemeyiz. 1957 yılında, bir sinema perdesinde hızlı bir şekilde “Çok susadın” şeklinde bir cümle belirdi. İzleyicilerin dışarıdan aldığı bu fiziksel mesajın bedenleri ve davranışları üzerinde etkisi oldu. Aniden çıkan bu cümleye kimse bir anlam veremedi ama önemli değil, film arasında seyircilerin çoğu gerçekten susayıp su satın almıştı. Bilinçaltınıza hükmetmezseniz, bilinçaltınız sizi kuşkusuz kolayca yönetir. Bu beni, bu yazıyı yazma amacım olan “Etkinin Öngörülmezliği” ilkesine götürüyor.

Aklımızı Kaçırmaya Yetecek Bir Gerçek: Etkinin Öngörülemezliği

Genelde bilinçaltı, davranışlarımızda ve özellikle rüyalarımızda kendini ele verir. Bilinçaltının her insanda biricik olduğu düşünüldüğünde, daha derin bir mesele olan “Etkinin tahmin edilemezliği” gibi çılgınca bir kavram ortaya çıkıyor. Bordo oje sürdüğünüzde partnerinize dönüp ‘Ojemin rengi ne?’ diye sorarsanız büyük olasılıkla bordo ve kırmızı rengi aynı algılayan partneriniz (erkeklerin bir çoğu böyledir.), ‘Tabii ki kırmızı’ cevabını verecektir.**  Aynı şey bilinçaltı için de geçerlidir. Aynı dünyayı milyonlarca insanla paylaşıyoruz. İçinde yaşadığımız galaksi Samanyolu Galaksisi’dir, ancak her insan kendi içinde bir evrendir. Her insanın dünyayı algılama şekli, ruh hali ve duygularını hissetme şekli aynı değildir. Mutluluğun ve acının milyarlarca tanımı vardır. Milyarlarca farklı duygu, milyarlarca farklı bilinçaltı anlamına gelir. Tüm bu sayılar ve olasılıklar düşünüldüğünde herkesi etkileyen şeylerin farklı olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bir olayı düşünerek, koku ile, sesle, davranışla vb. bir kişi üzerinde nasıl bir etki yarattığımızı asla bilemeyiz. Bu etkiyi tahmin etmek de mümkün değildir. Partneriniz eski parfümünüzün kokusunu seviyor olsun. Ancak yıllar sonra, eski parfümünüzü kokladığında, partneriniz geçmiş güzel anılara dönerken, belki de siz ‘Hayatınızın en zor yılları’ travmasına döneceksiniz. Parfümünüz portakal çiçeği koksun. Kardeşiniz portakallı kek sevsin. Parfüm kokusunu her hatırladığında zihni portakallı kek yüzünden aldığı ergenlik kilolarına takılıp kalabilir. Dahası bu, eski kız arkadaşının ‘kiloları nedeniyle’ onu terk ettiğini hatırlamasına neden olabilir. Çünkü bilinçaltı içinde saklı bir mesajın, farklı insanlar üzerinde nasıl bir etkisinin olduğunu tahmin etmek asla mümkün değildir. Çocukluğunuzdan beri sahip olduğunuz anıları düşünün. Doğum günü pastanızı kestiğinizde kedinizin yanınızda olduğunu hatırlarsınız, ancak doğum günü pastanızı paylaştığınız kuzen, kedinizin orada olduğunu hatırlamaz. Herkes geleceğe farklı şeyler taşır. 25 yıl önce yol kenarında bir arabada seyahat ederken gördüğünüz ağaçların bilincinizde nerede ve ne şekilde saklandığını tahmin etmek zor, hatta imkansız.  Üstelik bunların üzerinizde nasıl bir etki bıraktığı konusunu tahmin edince milyarlarca olasılık ortaya dökülüyor. Belki yıllar sonra bir rüyada kendilerini gösterirler.

İlkokul yıllarınıza geri dönün. Parkta oynarken, karşı bankta oturan bir adamı asla unutmadınız. Neden unutmadığınızı bilmiyorsunuz, ama hatırladığınız şey bu adamdan hoşlanmıyor olduğunuz olsun. Belki de o dönem, bu adamı izlediğiniz bir çizgi filmdeki kötü bir karakterle ilişkilendirmişsinizdir. Yıllar geçti, mezun oldunuz ve bir iş buldunuz. Yepyeni bir ofis ortamına uyum sağlamaya çalışıyorsunuz. Üstelik bir süredir, gece uyurken, parkta küçükken gördüğünüz o adamı rüyanızda görüp duruyorsunuz, ama sebebini asla anlayamıyorsunuz. Sabah ofisinizde çalışırken, ofisteki müdürünüzün karşı bankta oturan adama yan profilden bakınca nasıl benzediğini fark ettiniz. Üstelik ofis yöneticinizden de hiç hoşlanmıyorsunuz. İşte bu noktada işe girdiğinizden beri gördüğünüz ve bir anlam ifade edemeyen rüyanız anlamlı hale geliyor, bu tam da etkinin tahmin edilemezliğidir. Bilinçaltımıza etki eden diğer milyonlarca olasılığı hayal edemiyorum. Belki o parkta “kötü çizgi film karakteri adam”ın yanında bir kadın da vardı ama o kadını hiç hatırlamıyorsunuz bile.

Zamanında, yanıp gitmesiyle insanlığı onlarca yıl geriye götüren, bilgi arşivi İskenderiye kütüphanesi, günümüzde artık cep telefonlarımız ile hizmetimizdedir. Ekranımızdan akan bunca bilgiyi beynimize gönderirken, doğru ve yanlış arasında ayrım yapmadan içeride ne tür bir çöpün yığıldığını hayal edebiliyor musunuz? Gerçek ya da değil? Belki de bu ‘bilgiyi seçmeme durumu’ bilinçaltımızın ileride yeni hastalıklar üretmesine neden olacaktır.

Yine de bilinçaltımıza gönderdiğimiz mesajları seçebilme lüksüne sahibiz. Bu durumda bilgiyi ayırt etmek, sap ile sapanı ayırmak, bilinçaltımızın, beynimizin neye ihtiyacı olduğunu belirlemek gerekmektedir. Her ne kadar, etkiyi tahmin edemiyor olsak da, hangi bilgilerin hangi etkiye yol açacağını seçmiş olabiliriz. Bilinçaltımız büyük bir dehlizdir. İçinde ne olduğunu asla bilemeyiz. Dahası, bu dehliz bugünümüzü şekillendirir, davranışlarımızı oluşturur ve bu söz konusu davranışlarımız da geleceğimizi şekillendirir. Önceki paragraflarda da bahsettiğim gibi, bilinçaltı söylenen her şeye inanır, her şeyi alır ve bu davranışları bilince yönlendirir. Geçmişten güç alır, bugünkü kararlarınızın şeklini verir ve gelecek için olanaklar yaratır. Böyle düşündüğümüzde, bu dehlizi bir altın kuyusuna dönüştürmemizin geleceğimiz üzerinde ne gibi etkileri olacağını hayal bile edemiyorum.

*https://en.wikipedia.org/wiki/The_Demon-Haunted_World https://www.fizikist.com/carl-sagan-garajimdaki-ejderha/

**Konu ile alakalı olarak https://www.ntv.com.tr/turkiye/erkekler-ve-kadinlar-dunyayi-farkli-goruyor,wif8ELRLKU6wSN6jhUW9Zw okumanızı öneririm.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s