İnsanlar, Olaylar ve Beklentiler Üzerine Bir Düşünce

Bugün bir arkadaşımla insanlar ve ilişkiler üzerine konuştuk. Epey yaralı olduğumuz konular olmalı ki günün koşturmacası içinde bulduğumuz 5 dakikalık telefon konuşmasında derinlere dalmamız saniyeler aldı.

İnsanlar neden böyle, sorularının başımız tacı olduğu, hala şaşırabildiğimiz ve bir o kadar da bizi etkilemeye devam eden insanlardan ve olaylardan konuştuk. İşin aslı onun yarası tazeydi, benimse yaşanmışlığım fazla. Dengelttik tecrübelerimizi.

Şöyle bir şey söyledi: Uzaklaşamadığımız şartlar ve insanların bizim sınavımız olduğuna ve yaşantılarımızın bu kesitlerinin kendi karakterimizi ortaya koymamız için var olan sahneler olduğuna inanıyorum. Bir başka ifade ile hayatımızdan çıkaramadığımız bu insanlar ve değiştiremediğimiz bu şartlar daha önce karşılaşmadığımız şekilde zorlukları da karşımıza çıkarıyor olabilir. Neden bunlar benim başıma geliyor diye düşünmek yerine ben başıma gelen şeylerle karakterimin hangi yönünü geliştirebilirim diye düşünmek gerekiyor bence. Belki sabır, belki savaşçı bir ruh, belki azim, soğukkanlılık, espriye vurma… Her şeyi kazanabiliriz. Bu bakış açısı beni daha mutlu yapıyor.

Bu söyledikleri hakikaten de acılarının taze olduğu zamanlar bunlarla baş etmenin zirvesi olabilir. İçinde debelendiği ama dışarı da çıkamadığı zorluklar insanı mahveder. Burada daha fazla nefes alamadığının farkındasındır, çıkmak gerektiğini bilirsin. Yine de çıkış kapısını bir türlü bulamazsın. Veya çıkış kapısını aramak bile aklıma gelmez.

Arkadaşım çıkış kapısını eliyle koymuş gibi bulanlardan. Uzunca hasbihal edecek vaktimiz olmadı, özetle olaylardan ve kişilerden bahsedip doğrular ve yanlışlar üzerine rotamızı çevirdik. Nihayetinde hepimiz mücadeleye bir yerden katılıyoruz, seninki biraz bodoslama oldu, dedim ona. Uzunca bir zaman sabredip de çok mutlu olacağımızı düşündüğümüz zamanlara eriştiğimizde, aslında o kadar da mutlu olmadığımızı fark ederiz. Uzunca beklemeye değecek kadar büyük bir mutluluk da yoktur belki dünyada bilemiyorum. Belki beklentilerimizi çok büyütüyoruzdur ve bulduğumuz mutluluk beklediğimize oranla çok küçüktür. Veya bir başka düşünce ile mutluluğu beklerken diğer hislerden arındırıyoruz. Sanki bir peri masalına gireceğimizi varsayıyoruz. Bunu bilinçaltımız yapıyor belki. Sadece mutluluğun olduğu bir dünya yaşanılası olmazdı. Her şey zıddı ile kaimdir çünkü. Mutluluğu var eden mutsuzluktur daha çok, tam tersi ile mutsuzluğu da var eden mutluluk. Bunlar madalyonun iki yüzü. Dengede olması bizim dengemizi de sağlayacak olan şey.

Bu sözlerine şöyle devam etti arkadaşım: Ve aslında insan mutluluğu iliklerine kadar hissettirebildiği için mutsuz zamanlarını da sevmeli. Bunu birçoğumuz gözden kaçırıyoruz. Mutsuzluk, erdemsiz davranışlar, değer yargısı olmayan insanlar, maruz kalınan zorbalık ve kaba davranışlar… Aslında hepsi sonrasında hayatımıza girecek zarafet, erdem ve mutluluğu hissedebilmemiz için birer zemindir.

Mutluluk hatırına mutsuzluğu da sevebildiğimiz günlere…

Not: Bu yazı konuk yazar Şeyma Kızılkoca ile birlikte kalem aldığımız ortak çalışmanın bir ürünüdür.

*

Görsel: https://pixabay.com/ sitesinden alınmıştır.

İnsanlar, Olaylar ve Beklentiler Üzerine Bir Düşünce” üzerine 2 yorum

  1. Yazı çok güzel.. İçinde kendi hayatımda uyguladığım reçeteleri de buldum dedim ‘demek ki ben de doğru yoldayım’ cidden kötüler olmasa iyinin kıymeti bilinmez şükretmeyi bile unutur insan.. insan kendi kendinin psikoloğu da olabilir bu şekilde.. Tebrikler yazı için.. devamını dilerim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s