Jane Austen’ın Emma’sı

Yıllar önce kitabın 2006 yapımı dizisini izlerken o kadar çok sevmiştim ki, sıkıcı geçen tüm kışı Emma’nın etrafına yaydığı sıcaklıkla ve samimiyetle atlatmıştım. Okuyucuya bu biraz abartılmış bir cümle olarak gelebilir ancak hislerimin yanında fazlasıyla sönük bir cümle kurabildiğimi tekrar okurken anlıyorum. Bu yazımın kitap özeti niteliği taşımadığını da belirtmek istiyorum. Daha çok kahramanların analizi üzerinde durmak istedim.  

Kitabı okumayı hep daha sonraya bırakmıştım ancak yıllar geçtikten sonra ancak geçen hafta diğer kitaplardan sıra geldi ve kitabı elime alıp diziden hatırladıklarımla birlikte olayları yerleştire yerleştire ilerlerken sayfalar su gibi aktı.  

Okumak ve izlemek çok farklı, bunun altını özellikle çizmek isterim ki, karakterlerin iç dünyasını ve kişiliklerini okuyarak onları çok daha ayrıntılı olarak tanıyabiliyorsunuz.  

Emma’yı izlerken neşeli, eğlenceli, saf ve iyi niyetli olarak tanımıştım ancak okudukça işin rengi değişti. Bana katılmayanlar elbet vardır bu konuda ama Emma’nın kıskançlığı gibi kimi zaman onaylamadığım çoğu davranışıyla karşılaştım kitapta. Bunların sahiciliğini ise kitabın sonunda Emma’nın bunlara değinmesi ve pişmanlıklarını dile getirmesiyle kanıtlayabilirim. Özellikle Emma’nın, Jane Fairfax konusunda kıskanç ve katı bir tutum sergilediğini söyleyebilirim. Jane’in karakterinin oldukça sakin ve içe kapanık olmasıyla birlikte, çok sağlam bir eğitim almış olduğunu da göreceksiniz. Emma ise Jane’in aldığı eğitimin yanından bile geçmemekte, evinde hanımlık yaparak hayatını sürdürmektedir.  

Emma’nın bencilce davrandığı karakterlerden birinin de Harriet Smith olduğunu düşünüyorum. Harriet’in istediği adamla dahi evlenmesine mani olarak, bu kızcağızın karakterinde ciddi iyi ve kötü değişikliklere sebep olmuştur. Nihayetinde kızımız yine de sevdiği adamla evlenmektedir.  

Gelelim beni kendine hayran bırakan adama: Mr. Knightley. Ah o ağırbaşlı, o kendinden emin duruşu… Yeri geldiğinde Emma’yı bir güzel haşlayan, yeri geldi mi onu sarıp sarmalayan. Hangi kadın istemez ki Mr. Knightley gibi bir salon beyefendisinin eşi ve gözdesi olmayı? Hatırı sayılır bir mal varlığı olan bu beyimiz, yaşadığı yerin bir numaralı bekarı ve gözdesidir. Ama gel gör ki çok uzun zamandır gönlünü Emma’ya vermiştir. Kitabın gidişatında bir an Mr. Knightley’nin Emma’ya içten içe yanık olduğunu anladıysam da, Emma’nın kitap bitse de bunu anlamayacağından korktum. Nihayetinde sonu nikahla bitti. 

Emma’yı biraz kötülemiş bulunduğumu fark ettim. Aslında Emma’nın iyi yürekli olduğunun tüm okuyucu farkına varacaktır. Merhametli ve iyi yürekli olduğuna şüphe yok ancak statüsü gereği, çiftçi ve hali vakti yerinde olan Robert Martin’i arkadaşı Harriet Smith’e denk görmemesi beni kızdırmadı değil. Üstelik Harriet Smith’i tanıyanlar bana fazlasıyla hak verecektir.  

Sonuç olarak karakterler beni kendine bağlayarak kitabı bitirmemi sağladı. Üzerinde titizlikle uğraşılmış her bir karakter, kimi zaman kızdırsa da kimi zaman güldürmeyi başardı.

Görsel; Konstantin Razumov

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s