Yıl Başlarken

Bu yazıyı yıl bitmek üzereyken yazıyorum. Yılın son günlerinde genellikle başımızdan geçenleri düşünürüz. Sadece bu yüzden severim yeni yılın gelişini. Çoğumuz duygusal olarak en yoğun yılımızı yaşadık. Belki çok gezemedik, fazla yer değiştiremedik ama ‘evde neler yapılabilir’ deneyimini yaşadık.

Yılın ocak ayında Elazığ’da ve ekim ayında İzmir’de depremle karşılaştık. Bir kez daha binaların sağlam yapılması gerektiği gerçeğiyle yüzleşmiş olduk. Ama maalesef bunun yaşadıktan sonra söylenmesi hepimiz için her zaman geç olmuştur. Denetimlerin sıklaştırılmasını, insanlarımızın bilincinin oluşmasını sağlamak gerekir.

Mart ayının ortalarında COVID-19 virüsü yüzünden evlere kapanmak zorunda kaldık. Bu süreç hepimiz için farklı bir deneyim oldu. İş ve eğitim hayatının yaşamımızda ne kadar çok yer kapladığını görmüş olduk. Küçük esnaflarımızın çoğu kapandı. Öğretmenler evden online eğitim vermek zorunda kaldı. Bunun okulda eğitim vermekten daha zorlu olduğunu görmüş olduk. Eğlence mekanları kapandı. Şarkıcılarımız bize evlerinden canlı yayın konserleri vermeye başladı. Evlilikler tökezlemeye başladı. Bekarlar evlenmeyi hızlandırdı.

Bu süreci en zor geçiren sağlıkçılarımız, belki de bizim hiçbir zaman deneyimlemeyeceğimiz olayları yaşadı. Virüsü yaşayanlarla bire bir zaman geçirmek zorunda kaldılar. Evlerine gidemediler. Yaşamını yitirmek üzere olanları dinlediler. Onların psikolojik olarak en çok zorlandığı zamanlardan biri olduğunu söylemeye gerek yok. Onlara minnettar olduğumu belirtmek isterim. Umarım hak ettikleri değeri daha çok görürler. Bu örnekleri daha da çoğaltabilirim. Ama şunu söyleyebilirim; hepimizin hayatı değişti ve bu, bizim kaygı seviyemizin yükselmesine sebep oldu.

COVID-19 virüsünü atlattığımızda çoğu şeyin aynı kalmayacağını düşünüyorum. Savaş içindeyiz; fakat bu savaş iki veya daha fazla ülke arasında olan değil de, bütün dünyanın aynı hastalıkla olan savaşıdır. Her şeyin çok belirsiz olduğunu görüyoruz. Ertesi gün için bile plan yaptığımızda, o planın bozulduğunu defalarca gördük. Ben bu sürecin daha çok değişim süreci olduğunu düşünüyorum. Ekonomi, eğitim, sağlık ve daha birçok sektörün virüs öncesi gibi olması zor görünüyor. Yeni düzenin gelişine kendimizi hazırlamalıyız. Nasıl olacağı hakkında çok fikrim yok. Belki evrensel bir düzen oluşturulacak. Yani bütün dünyanın birleşmesi gibi bir şey olabilir. Ama bu da her açıdan mümkün olmayabilir. Sonuçta geçmişten getirilen yaşantılar ve kültürlerin fazlalığı nedeniyle bütün insanların ortak bir şeye alışması uzun bir süreç olabilir. ’Daha ne değişimi bu?’ dediğinizi duyar gibiyim. Değişim bizi korkutabilir. Bu zamanlarda benim aklıma Şems-i Tebrizi’nin şu sözü gelir: ‘Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?’

Bir başka bakış açısı daha eklemek isterim. Bu virüs belki hayatımızda hep olacak, ama bizler bununla yaşamasını ve baş etmesini öğreneceğiz. En az hasarla atlatmamızı sağlayan ilaçlar çıkmaya başlayabilir, aşılar daha da geliştirilebilir, hijyenik yaşam koşulları artırılabilir.

Hepimiz açısından 2020 yılı birçok şeyin farkındalığını artırdı. Sağlık olmadan bir şey yapamayacağımızı, bir nefesin önemini, yakınlarımızın değerini, dışarı çıkıp özgürce bir şeyler yapabilmenin huzurunu, iş yerine gidebilmenin rahatlığını ve sayamadığım benzer birçok farkındalık elde etmiş olduk.

2021 yılı bizim için umarım güzel ve verimli bir yıl olur. En azından bize 2020 yılını aratmayan bir yıl olur. Yeni yılınız kutlu olsun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s