İç Mahkemem

Ah sevgili okurum, çok dertliyim bu aralar! Günler hiç geçmezmiş gibi gelirken, aslında bir o kadar da çabuk geçtiğini fark ettim. Benim için biraz hayal kırıklığı oldu bu durum.

Diyeceksin ki; ‘Bu mu dert ettiğin, başka neler var bu dünyada’. Farkındayım ama dünyada olup bitenler de çok fazla ve değişken, zaten dünyayla birlikte biz de evrilir olmuşuz. Evde tek başıma kaldığım zamanlar çok fazla düşündüm. Bu, birçok şeyle yüzleşmemi sağladı. Daha doğrusu anlamaya başladım. Bir insanı en iyi kendisi anlarmış. Ne kadar içinde bir şeyler yaşasan da, onu sadece kendin anlayabiliyorsun. Hiç fark ettin mi sevgili okur? Kimse kimseyi fazla dinlemez oldu artık. Bunun nedeni etrafımızda fazla uyaran olması olabilir mi? Kendimizi anlatmaya bile üşenir hale gelmişiz. Vaktimiz yok etrafımızı incelemeye. En yakınımızdaki insanın bile neye üzülüp neye kızdığını, hatta neye sevindiğini bile bilmiyoruz. Bunun sebebi sadece teknolojik aletler değildir belki. Bizizdir. Biz insanlarızdır. Bakmakla görmenin arasındaki farkı çözemedik bir türlü. İçten kucaklaşmayı da unuttuk iyice. Şimdi bana diyeceksin ki ‘Herkes kendi içinde yalnız zaten, neden bu kadar dert edindin bunu kendine?’ Haklısın, sevgili okurum. Ama benim demek istediğim; hala birbirimiz için varsak, neden herkes birbirine bu kadar değersiz hissettiriyor? Niye herkes önyargılarla yaklaşıyor birbirine? Bir insanın soğuk olması her zaman soğuk olduğu anlamına gelmez mesela. Sonuçta onun bir gün önce ne yaşadığını her zaman bilemeyiz. Bir şey yaşamamış olsa bile içinde kopan fırtınaları hemen anlayamayabiliriz. Her zaman aklımızda bence şu olmalı; her insan kendi içinde bir şey halletmeye çalışıyor ve bunun için birbirimizi kırmamaya özen göstermeliyiz. Bu konuda haksız mıyım sevgili okur? Kaç kişi bunu yapıyor? Bunu yapabilenlerin kaç kişi farkında ve onlara kim kıymet veriyor? Karşıdaki kişi senin sınırını aşmadıkça değer mi hemen o kişiye yüklenmeye? Kaplumbağalara bile hemen kabuklarına çekildikleri zaman vurmamak gerekiyor. Belki de o anda bir şey halletmeye çalışıyordur. Yaşam alanına saygı duymalıyız birbirimizin.

Oradan oraya atlamış olabilirim sevgili okur. Hepimiz gökyüzü gibiyiz aslında. Dört mevsimi de yaşıyoruz. Bazen fırtınalar kopup yağmur yağıyor, bazen de güneş açıp gökkuşağı beliriyor. Biz de öyleyiz. Hep de öyle olmaya devam edeceğiz. Birbirimizin meteoroloji uzmanı olmasak da, saygıyı çantamıza yüklemeyi unutmayalım.

Kapak Görseli: pixabay.com

İç Mahkemem” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s