Kitap İncelemesi – Deli Kadın Hikayeleri

Bir kitap incelemesi ile karşınızdayım. Kitabımızın adı: Deli Kadın Hikayeleri.

Mine Söğüt’ün yazdığı öyküler ve Bahadır Baruter’in kitaba yaraşır resimleri ile Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmış bir kitap bu. 21 öyküden oluşuyor ve yanlış saymadıysam 9 tane resimden. Esasında Mine Söğüt’ün okuduğum ilk ve tek kitabı bu. Henüz bitirmiş olmamın heyecanı ile kendi bakış açımla ve okumak isteyenlere çok da spoiler vermemeye çalışarak anlatmaya çalışacağım.

Kitabı ilk açtığımız anda karşımıza bir adanmışlık sayfası çıkıyor. Kitap “Delirerek ölenlere…” şeklinde başlıyor. Evet, yanlış duymadınız, Deli Kadın Hikayeleri derken çılgınlıklar peşinde koşan heyecanlı kadın tiplemesinden, o herkesin nitelemelerde övgü gibi kullandığı (ki yergi olabileceğinden de şüpheliyim) bir delilikten bahsetmiyor yazar, delirerek ölenlerden bahsediyor. Ölürken delirmek zorunda kalanlardan/bırakılmışlardan.

Öykü geçişlerinde yer alan yaklaşık yarımşar sayfalık şiirler de konu bütünlüğünü sağlamaya yönelik başarılı geçişler olmuş. Zaten dünyadan kopmuş olan zihnimi kitaba daha da bağladı diyebilirim.

Tüm kitap boyunca birbirinden bağımsız öyküler var. Hepsinin esas kahramanı kadın ve çoğunun anlatıcı karakteri de. Çarpıcı, ötekileştirici, yıpratıcı, hayatı sorgularken oradan oraya savrulmama neden olan öyküler hepsi. Hepsinde benzer kasvet kol geziyor. Gece, karanlık dehlizlerde, soğuk köşelerde, kirli ve rutubetli yerlerde yürüyormuş gibi bir his oluşuyor insanda okurken. Bir yandan korku, bir yandan insana kulaklarını açıp gelen tüm sesleri dinleten rahatsız edici bir sessizlik.

Farklı hayatlardan farklı hikayeler gibi görünse de hepsinin birleştiği birçok ortak payda var. Kadınların hayatta sıkışıp kaldığı kuytu köşeleri iyi gözlemlemiş yazar. Ve çarpıcı dili ile inanılmaz tasvir yeteneği ile birleşince ortaya şaheser çıkmış.

Ben daha fazla anlatmayayım, siz kendiniz deneyimleyin.

Yalnız son olarak, her ne kadar kitabı öve öve bitiremeyecek kadar etkilenmiş olsam da, özellikle bir çekince koymak istiyorum, kesinlikle elinize alıp 2 günde okumalık bir kitap değil bu. Aralıklı ve kendine zaman tanıyarak okumalı. Aksi halde kapılacağınız kasvet içinizi kemirebilir, demedi demeyin.

*

Kitaptan bir alıntı:

“Bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez. İşte bu yüzden, bu şehirde ben her gün kendimi defalarca öldürürüm. Bomba olur patlarım; kulesinden, köprüsünden aşağı atlarım. Elimde bir bıçak her yerime saplarım. Tavandaki bütün ipler kendimi asmam için sallanır. Arabalar önlerine atlamam için yol alır. Denizinde, lağımında, çöpünde kimliksiz cesedim. Kimsesizler mezarlığında daracık çukurlara sığar dev cesaretim.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s