Medeniyet Yanılgısı

Son zamanlarda yalnız kalıp, düşüncelerimle daha fazla vakit geçirme fırsatım oldu. Sürekli aklımda “Hayatımın bundan sonraki evresi nasıl olacak?” ve “Hayatım nasıl ilerleyecek?” soruları vardı. Acaba Muğla’da kalıp müzikle mi devam etsem, yoksa bir şirkete girip orada çalışmaya mı başlasam? Her gün bu ikilem ile uğraşırken aklıma lise zamanlarında bolca düşündüğüm bir konu geldi. Sadece müziği seçersem insanların beni çok fazla eleştireceği ve bana deli gözüyle bakacakları kesin. Evet, insan başkalarının sözüne bakmadan ne istiyorsa yapmalı, ama yine de bu eleştirilerin geleceğini de bilmeli ve ona göre hareket etmeli.

Peki, neden insanlar böyle farklı kararlar aldığında çok fazla eleştirilir ve o kararlardan vazgeçirilmeye çalışılır? Neden farklı olanı sevmeyiz ve hep dışlarız? Hepimiz farklı bir şeyler yapmaya çalıştığımızda ya da farklı kararlar aldığımızda, “Sen yapamazsın, bu saatten sonra olmaz, senin yaşındakiler çok profesyoneller, sen ise yeni başlıyorsun.” ya da “Biraz mantıklı düşün ve daha düzgün işler yap.” gibi eminim birçok laf duymuşuzdur. İnsanlar bu lafları söyleyerek kişinin özgüvenini yıkmaya ve bu işten vazgeçirmeye çalışır. Bunları o kişi, sana iyilik olsun diye söylediğini sanırken aslında altında yatan gerçek farklıdır. Bu kişilerin geçmişlerinde bu tarz kararlar almak istemiş ama yapamamış olmaları çok olasıdır. Bunun sonucunda da yapamadığı şeyler içinde kalmıştır ve yapmaya çalışanları da kıskanıp onlara engel olmak istemiştir. 

Şimdi bana, “Bu kadar kötü düşünme. Günümüzde garanti işlerde çalışmıyorsan çok da para gelmiyor. O insanların vazgeçirmeye çalışma sebepleri bu.” diyebilirsiniz. Ancak ben sadece iş seçimi için konuşmuyorum. Bu farklı olanı dışlama durumu hayatımızın her alanında bulunuyor. Sokakta sıra dışı giyinmiş insanı yargılarsın, güzel ve yenilikçi fikirlere sahip insanları eleştirirsin, insanların kişiliği genel topluma uymuyor diye dışlarsın, senden farklı siyasi görüşte diye insanlardan nefret edersin ya da mülakatlarda farklı giyimli ve görünüşlü insanlara ön yargılı davranıp işe almazsın. Kısacası farklıyı dışlama durumu hayatımızın her alanına yayılmış durumda.

İş seçimi konusuna dönecek olursak, burada da yapılan birçok yanlış var. Evet, ekonomi çok da iyi durumda değil ve insanlar işe girip para kazanamıyor. O nedenle de garanti işlere yöneliyorlar. Ancak burada şöyle bir sorun ortaya çıkıyor. İnsanlar sadece birkaç mesleğe yöneldiği için o alandaki çalışacak kişi sayısı artıyor. Bu durumda da herkes işe giremiyor. Çünkü bütün açık pozisyonlar dolmuş oluyor. Resmen bir yarış ortamı oluşuyor. Herkesin düşündüğü tek şey, bu işi seviyor muyum ya da bu işe uygun muyum, değil, sadece iş bulup para kazanmak oluyor.  Bu durumda da kimse işini severek yapmıyor ve bütün toplum mutsuz hale geliyor. İşte bazen bu mutsuzluğu kaldıramayacak insanlar, toplum genelinden farklı yönlere gidiyorlar. Tabii para kazanmayı onlar da istiyor ama öncelikleri her zaman mutlu ve huzurlu bir hayat sürmek oluyor. Her gün lanet ederek uyanmak ve mutsuz bir hayat geçirmek değil.

Peki, biz toplum olarak mutsuz bir şekilde iş yapıyorsak, içinde bulunduğumuz bu düzende bir yanlışlık yok mu? Resmen bir insana sevmediği bir işi yaptırarak ondan başka birisi olmasını bekliyoruz. Bu başka birisi olma durumuna adapte olamıyorsa da o kişiyi toplumdan dışlıyoruz. Peki, durup bir düşünün. Mutsuz yaşamamak için kendinden vazgeçmemiş insanları neden dışlıyoruz?  Aslında bizim kendimiz olmamız gerekmez mi? Asıl başka birisi olmaya çalışarak kendimizden farklı birisi oluyoruz. Konuştuğumuz bu mantığa göre toplumdan dışlanması gereken insanlar kendiyle alakası olmayan, başka birisine dönüşmüş insanlar olmalı o zaman. Kendi olmaya çalışan insanlar değil. 

Ben bunu bin yıl önceki insanların yaşadığı kabile kültürüne benzetiyorum. Kendi kabilesindeki insanları tanıyıp, başka kabiledeki insanları dışlamaları, içlerine sokmamaları tamamen bizim toplumdan farklı olanı dışlamamızla aynı durum. İnsanoğlu olarak zamanla geliştiğimizi söyler ve medenileştiğimizi düşünürüz. “Biz eski atalarımız gibi değiliz ve asla da benzemeyiz. Onlarla ortak yönlerimiz yok.” deriz. Ama acaba dediğimiz kadar gelişmiş, medeni bir insanlık mıyız?

Konuk Yazar: Melis Gizem AKKAYA

Yazı, yazarın kendi blog arşivindendir:

https://kulturkitapligi.wordpress.com/2021/01/24/medeniyet-yanilgisi/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s