Sessizliğimin Dünyası

Yalnız kalmanın nasıl olduğunu ya da sakin bir yerde yaşamanın verdiği huzuru anlatacağımı düşünmeyin. Çoğu kişinin deneyimlemediği bir durum benim anlatacağım. Aslında belli bir süre sonra bunu anlatmayı bırakmıştım. Yazıya da ilk defa geçireceğim.

Çoğunuz benim işitme kaybım olduğunu bilmiyordur. Hatta işitme cihazı yardımıyla duyduğumu söylemek isterim. Merak etmeyin bu durumu dramatikleştirmeyi hiçbir zaman sevmedim. Bunu yapmak da istemem. İçimi dökmek gibi düşünün. Size bunun nasıl olduğunu anlatma kısmını geçmek istiyorum. Daha çok ne hissettirdiği üzerinde durmak istiyorum. Ailem bu konuda her zaman yanımda olmuştur. Hatta beni kitap okumaya teşvik eden ailemdir. Normal konuşma düzeyine sahibim. Bu da hemen cihaz kullanmanın etkili bir sonucudur. Saçımı toplamayı sevmem. Sanmayın ki bu cihazımın görünmesinden hoşlanmıyorum. Belki ergenlik döneminde böyleydi. Ama beni neyin rahatsız ettiğini çok sonra fark ettim. İnsanların tanışır tanışmaz kulağıma bakarak konuşmaları ve anlattıkları şeyi anlamayacağımı düşünerek saçma sapan hale girmelerini görmek istemediğimi anladım. Bazen bazı insanların bu durumumu bilmemesi daha iyidir. Ekstra bir davranış sergilemelerini istemiyorum. Kendime göre bir yöntem oluşturdum insanları seçme konusunda. Elbette bu konuda esprilere açığım ama abartıldığı anda her zaman diyecek bir sözüm olur, hatta bazen söz bile sarf etmeden arkamı dönüp gittiğim çok olmuştur. Bu yüzdendir insanlara karşı seçici davranmam. Benim o dünyama saygısı olmayan kişileri umursamıyorum.

Kendimi ne tam anlamıyla engelli, ne de tamamen normal bir insan yerine koyabiliyorum. Sakın bana ‘Ayy yok sen de bizim gibisin.’ ayakları yapmayın. Bir farklılık var, öncelikle bunu kabul edelim. Benim iki tarafım var. Bir seslerden oluşan taraf, bir de seslerden oluşmayan taraflarım var. Seslerden oluşmayana sessizlik desek daha iyi olur. O dünyama çoğu kişi nasıl davranacağını şaşırıyor. Halbuki buna sadece bir farklılık olarak baksalar çok da sıkıntı olmayacağının farkında değiller. Bence çoğu engelli birey benim gibi düşünüyordur. Nasıl ki yoğurt sevmeyen bir insanın önüne yoğurt koymamaya özen gösteriyorsak, benim durumumda olanlar da aynı şekilde davranılmasını ister. Ayrıca her yapamadığımız, engel durumuna vurulmamalı. Bir kelimeyi anlamamışsam, o her zaman duymadığım için olmayabilir. Aklım başka yerde olabilir ya da siz o kelimeyi doğru bir şekilde telaffuz etmemiş olabilirsiniz. Sonuçta herkes her şeyi çok doğru şekilde anlamıyor. 

Son olarak üzerinde durmak istediğim şu; aşırı hassas davranılmasına gerek yok bu durumlarda. Yani hemen sevgi gösterisi hazırlamayı düşünmeyin. Elbette bazı şeyler yapılmalı. Mesela görme engelliler için sarı bantlar düzgün hazırlanmalı, tekerlekli sandalye kullananlar için çevrede uygun koşullar hazırlanmalı. Benim demek istediğim, ne fazla sevgi şovuna, ne de sahte ilgilenmelere ihtiyacımız var. Asıl ihtiyaçların her zaman söylenildiğini düşünüyorum. Umarım bu konuda çalışmalar her yerde doğru bir şekilde yapılır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s