Hayat 0 ile 1 Arasındadır

Olasılıklar içinde başka olasılıkları da barındırır.

Mart sayısında yine beraberiz. Yine aldık kalemlerimizi (bkz: klavyelerimizi), yazmaya koyulduk. Kendimizi arama (bulma!) yolculuğumuzda neler düşünüyoruz? Meditasyonlar yapıyoruz, dinleniyoruz, sevdiklerimizle vakit harcıyoruz ama sürekli kendimizi arıyoruz. Yüzlerce yıl önce söylemiş Herakleitos, “Kendimi aradım.” İşte böyle.

Evimizin kapılarını kapamışken, farkındalık kapısını açma zamanı geldi mi acaba, ya da bunun bir zamanı var mıdır? Güzel baharı, bir farkındalık yazısı ile karşılamak istedim.

Geçenlerde okuduğum bir yazıda, yazarın altını ısrarla çizdiği bir yer vardı. Homo cinsinin Sapiens türüne ait olduğumuzu (Aslında bunun daha doğrusu, Homo Sapiens sapiens türüne ait olduğumuzu), Homo sadece insan demekken, Homo Sapiens sapiens türünün farkında olan insan demek olduğunu vurguluyordu. Madem Homo Sapiens sapiensiz, madem farkındayız, o zaman kullanalım bunu!

Yıldızları geceden korkmayacak kadar çok seviyoruz. (İki astronomun mezar taşından)

Hep beraber iki kap yemek düşünelim, bir kaptaki yemeği siz yiyorsunuz, diğer yemeği ise kediniz yiyor. Yemek yiyor olduğunuzun farkındasınızdır. Üstelik yemek yediğinizin farkında olduğunuzun da farkındasınızdır. Kediniz sadece iç güdüleri ile yemeğin kokusunu alır, hayatta kalmak için onu yemesi gerektiği bilir ve yer. Yani kediniz sadece yemek yemesi gerektiğinin farkındayken, siz farkındalığınızın farkındasınızdır.

Bu farkındalıkla beraber evimizin kapısını açmadan sayılar dünyasında küçük bir gezintiye çıkalım. 1940 yılında Hubble uzay teleskobunun topladığı veriler ile birlikte bilim insanları belirli araştırmalar yaptı ve bu araştırmaların sonucunda altın değerinde bilgilere ulaşıldı. Evrenimiz sürekli genişliyormuş ve bu da “Çoklu Evren” denen sıradışı bir teoriyi ortaya koymuş. Henüz teori de olsa, şu an yaşadığımız evrenden başka evrenler olduğu ihtimali tüyler ürpertici düzeyde (İhtimali demek doğru değil, ihtimali çok küçük bir ihtimal).

Kaç tane başka evren olduğunu bilmiyoruz, bu sayı X olsun. X sayısında 1 olasılıkla yaşadığımız evrendeyiz. Bilim insanlarının güncellediği veriler göz önünde tutularak, ait olduğumuz evrende 300 ile 500 milyar arası galaksi bulunuyormuş. (Bu sayılar yeni keşifler ışığında yıllar geçtikçe değişiyor.) Bu sayı ile birlikte bizim de alt kümesi olduğumuz Samanyolu Galaksisi, ortalama 500 milyarda 1 olasılık diyebiliriz.  Samanyolu’nda karmaşık ama uyumlu biçimde her türden yaklaşık 400 milyar yıldız yer alır ve Güneş, bize 400 milyarda 1 olasılıkla hayat verir. Sadece Samanyolu Galaksisi’nde, Dünya ile aynı boyutlarda yine ortalama 17 milyar gezegen bulunuyor.

“Üstümüzde gök vardı, her yanına yayılmış yıldızlarla. Sırt üstü uzanıp onları seyre dalar ve bunlar yapma mı, yoksa kendiliklerinden mi olma diye düşünürdük” (Mark Twain, Huckleberry Finn)

17 milyarda 1 olasılıkla Dünya’dayız. Olasılıklar içinde diğer olasılıkları da barındırır. Halihazırda gezegenimizde keşfedilen 200.000 canlı türü varmış. Homo (İnsan) cinsinin Sapiens sapiens türünde, yani Homosapiens sapiens (Farkında olan insan) oluyoruz. 200.000 olasılık içerisinde 1 olasılıkla, farkında olan, düşünen insan olarak dünyaya geliyoruz. İnsan türü olasılığının gerçekleşmesi, var olmamız için gerekli ama yeterli bir koşul değil (eng. Necessary and Not Sufficent Condition). Var olmamız için gerekli döllenme tamamen olasılıklara bağlı. Yine 200 milyarda 1 olasılıkla yumurta döllenmesi gerçekleşiyor ve siz var oluyorsunuz.

7594 milyar yaşayan insandan birisiyiz. Tüm bunları düşününce ‘Eşsizliğimize hayran olmamak’ elde değil.

Matematikte tüm olasılıkların 0 ile 1 arasında, yani olmak ile olmamak arasında gerçekleştiğini biliyoruz ve 0 ile 1 arasına dizilen sonsuz sayının sonsuz kombinasyonu ile şu an nefes alıp bu yazıyı okuduğumuzu fark etmenizi istiyorum. Bir Aztek güncesinde geçtiği gibi,

‘Gökler kuruldu

Yeryüzü tamamlandı

Artık kim hayatta kalmalıdır ey tanrılar’

Üniversitede olasılık dersini aldığımız hocamız, ders işlerken aniden bir öğrencinin camdan atlama olasılığını, sınavı açıklar açıklamaz öğrencilerin kalp krizi geçirme olasılıklarını hesaplar dururdu.

Bu yazı bile kendi başına onlarca olasılığa bağlıydı. Durun düşünün, bu yazıyı okumanız, bu sabah uyanmanız nasıl bir matematiğe, nasıl algoritmalara ve olasılık hesaplamalarına bağlı?

Aldığımız her nefes için minnettarız. Şükür duygusu içindeyiz.

Nisan ayında görüşmek üzere.

NOT: Sevgili okur, güzel bir video bırakmak istedim buraya, kalbin ısınsın, ışık olsun.

Sevgiler.

*

Fotoğraflar: Unsplash

Haber: BBC News Türkçe

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s